29 Aralık 2008 Pazartesi

üçüncü şahıs

-aslında patates gibidirler ama cips gibi gözükürler..
juli:patates işlenirse cips olur ama hıyardan en fazla turşu olur.
ahaaahahaa.
-in aşagıya geliyorum sizin eve dogru.
juli:buyur.
ev sana yaramıyor juli.mutfak-yatak arasında yaşamaktan gerçekten patatesnevi bi hal aldın.rejmi diyetide beceremezsin sen şimdi uymaz...çikolatalı kahvaltı düzenini kaldırmalısın...bu arada kahvaltı dedigin ögünün saatini normal bi saate alsan fena olmaz
günlerini yemen bitti gecelerini de yiyorsun utanmadan...sonraoturup içinin içini yemesine izin veriyorsun.böyle böyle şiştin sen...üç kuruşluk adamlarda patates diyor sana...
ee ne yapmayı düşünüyorsun şekerim?...evet düşünme yap o zaman.

travma bu.başka bişiy olamaz.

27 Aralık 2008 Cumartesi

biliyorum.

aklım benimle dalga geçiyor...
yine veda anları yaşıyor uykum
harfleri karalıyor ellerim,
eller beni karalarken;
hep dogru yaptım diyorum.
bir tek gökyüzünü görebiliyorum.
bir tek başım havada nefes alabiliyorum.
kurdugum hayaller boka saplanmışken,
diz boyu engeller önümdeyken,
dişimi sıkıyorum,geriliyorum.
yine de seni aramıyorum...
gittigin yeri bilmek istemiyorum...
yine ben dogru yapıyorum diyorum.

juli.


döndügünde olmamalı buralarda...

26 Aralık 2008 Cuma

ne ipne gün.

yine yeni bi iş görüşmesine gittim bugün...ama asıl günün olayı ibneyi görmem oldu.iki yıl geçmişti.hayatımda tanıdıgım en ibne heriftir kendileri...en son diyalogumuzu yazıcam braya mesene kaydı sagolsun:P
...
ipne:hayatında biri var mı?
juli:sana ne alla alla
ipne:bana itlik yapma adam gibi soru sordum cevap ver
juli:var.
ipne:kim var lan? nerden tanıyosun?yeni ayrılmadın mı o puşttan??
juli:allahım ya...karıştırma onu.sana ne ondan...
ipne:kimle berabersen ayrıl.yol ver gitsin...
juli:oldu iyi ki dedin...sen dedin ya kesin yaparım.
ipne:seni seviyorum aptal. hayatım boyunca sevdim...
juli:ne içtin sen kafan iyi mi?ne içtiysen bana da versene!
ipne:sarhoş degilim konuyu degiştirme soruma cevap ver!
juli:ne sorusu be?git yat hadi...senle mi ugraşıcam gece gece...sevmişmiş hadi leyn!
ipne:benime çıkar mısın?
juli:naparım naparım? sen iyi misin?ahahaa....valla ot mu buldun naptın?
ipne:soruma cevap ver...evet ya da hayır diyeceksin çabuk ol!!
juli:bu burda konuşulacak şey mi bi gün buluşuruz konuşuruz ayrıca senin sevgiline noldu? feysbukta sayfarca kalplerinze 'ay lav yu' laşmalarınıza falan...
ipne:kıskandın mı?onlar kıskan diyeydi aptal!!! soruma cevap ver...
juli:hayır.
ipne:ne hayır?
juli:sorunun cevabı.
ipne:hayır cevap degil...evet diyeceksin.
juli:ya ya.ikisi de hayır.
ipne:evet de.
juli:git bi banyo filan yap kafan yerine gelsin.burda konuşmayalım zaten...
ipne:ben üç kuruşluk o... yollama.evet de
juli:git öl sen.hadi kapatıcam pc yi işim var.
ipne:seni istiyorum......
....
juli:sen bi s... gitsene.nereye gidiyorsan git bi daha arama beni.
ipne:hahahaahahaa...korktun mu?
juli:yok senin gibi bi ayıyla vakit kaybettigim için seni adam yerine koydugum için kendime acıdım.benim için bittin sen.yazık lan sana.
ipne:silemezsin beni... haahaahaha...
...

o gün tir tir titremiştim.küfür üstüne küfür sigara üstüne sigara içmiştim.bu adamı zerre kadar düşünmedim.üstünden iki yıl geçti.arada bi msg atardı 'ne zaman barişiciiz' diye.cevap vermedim hiç. ama eşşekler seni... demeyi çok çok istedim allah biliyor.
bugün yolun karşısında yürüyordu.tanımadan geçti gitti.
allahım ne büyüksün...tanımadı ve görüşmeden çıktıktan sonra gördüm...yine bi paket aldırttı bana eşşolu.

bugünkü iş görüşmem iyi geçti aslında:)ama iş pek bi iş degil aile efradı oturdu karar verdi efenim o iş bana uygun degilmiş... bence de degildi şansımı deneyim dedim denedim...evden veto aldı.derse devam ediciim:P

25 Aralık 2008 Perşembe

barışma

bugün uzun uzun yürüdük konuştuk.kedilerimizde yürüyüşe çıkmışlar gibi bizimle yürüdüler.onları da bozduk kedilikten çıktılar.jack bana hayatın kolay olmadıgını öylesine yaşayamayacagımı alış verişlerimin hep orantılı olması konusunda nasihatlarda bulundu.ama öyle bi konuştu ki içimi acıttı.

-juli hayatı bu kadar sıg ve bencilce yaşayamazsın.kimsenin sana zarar vermemesini istiyosun bi kabugun içindesin.ne birini sokuyorsun ne de başını çıkarıyorsun.çık artık ve yaşamaya başla çünkü yaşamıyorsun...ve ben senin böyle olmana katlanamıyorum...kimse katlanamıyor...

haklı. kendimi sakınacagım diye hayatı pas geçiyorum.elimde degil ama geçici bi süre bu böyle olmalı...geçecek biliyorum.

evet okuyucu,gördügün jack le barıştık.bi de utanmadan yürüyüş yaptık.eve gelince saçlarını taradım.bi annemin bi jack'in saçlarını tararım.çocuk gibi olur o zaman...kıkırdar durur.
onu özledigim zamanda gözümün önüne öyle gelir ve gerçekten burnumun diregi sızlar.

içimde yogun bi özlem oldugunu sanırım hep...geçmişte yaşarım. ama geçmişe dönmeyi istemem ben.geçmiş geçmiştir kalsın orda.ünlü türk büyügü burak kut'un da dedigi gibi yaşandı bitti saygısızca... benim geçmişim karşımdakini kırmamaya yönelik oldugu için fazla saygılıdır gerçi...
:( kendi beynimin içine etmede üstüme yoktur.
lanet beynim bi kokuları bi de mimikleri unutmaz.hatta uzunca bi zaman ardanın lanet bakışıyla uyanırdım.şerefsiz herif,yıldızlı yıldızlı öyle bi bakar ki insanın suratına sadece benim degil,ardayı tanıyan herkesin ilk aklına gelen gözleridir bence.gerçi son zamanlarda lisedeki matematik hocamın tükürüklü konuşmasıyla uyanır oldum. ne öngörülü herifmiş yıllar önce 'kıssım senden de bi şey olursa haber ver' demişti.
benden bi bok olucak hocam...ama sen hala o igrenç çürük dişlerinle dolaşacaksın ve çocukların sıralarına tükürmeye devam edeceksin...hiç merak etme sen...

22 Aralık 2008 Pazartesi

hasta.lı.lık.lı

hastalıgı da ,hasta olmayı da,hasta olanı da,hastaneleri de sevmem ...:((
evet küçükken aman kızım hasta olursun diye soba dibi kalorifer deliginde büyütüdüm itiraf ediyorum...ama ergenlikten sonra hiç hastalanmamıştım-yazları denizden gelip grip olmamın dışında...evet efendim o vıcık vıcık sıcak yaz günleri üşütebiliyorum daa kışları bana hiç bişe olmazdı.hatta o pis,lanet devlet yurdunda bile 4 yıl bi şey kapmadıysam hiç bi yerde kapmam.bagışıklıgım test edildi onaylandı efendim...üstümde türlü deneyler yapmanıza suratıma hapşırmanıza hiç luzum yok.ben sınırlarımı biliyorum...daa şimdi nerden esti nerden??? tam da yılbaşı programı yaparken...hande gelirken.nerden mi kaptım? babamdan...evde bulaştırmadıgı insan kalmadı.hatta mahalledeki bakkala bile babam bulaştırdı.sıra bendeydi.evet...şimdi bu üşütme mi kapma mı her nerden geldiyse işte;bu mikrobun sayesinde hapşırmaktan nefret eder hale geldim.çünkü bademciklerim agzımdan fırlayacakmış gibi hissediyorum...bu ne fena bi histir.bi de kafam agırlaştı. hani ben ders çalışacaktım ya...çalışamam imkan yok:P valla çalışmam.

alahım kimseyi hasta etme yarabbim...

demin o kadar çook sey yazmıştım. ama sildi sayfam demek ki istemedin o yazıları varsın olsun...bende hayatım boyunca kimseye sızlanmadıgımı düşündüm,günlügüme sızlanmak hakkım...sen benimsin de mi?

17 Aralık 2008 Çarşamba

sildim.

...

....

.....



hande:valizim dolu yine aşklarla acılarla yola çıktım sonsuz ayrılıklarla,öle bi yalnızlık ki yıllar yoruldu.


juli:eller günahkar diller günahkar bi çag yangını bu bütün dünya günahkar masum degiliz hiç birimiz...ne bu yavru şarkılardan fal mı tuticiiz?


hande:az önce bay j den inci:insan yeryüzünde yaşayan canlıların en zekisi olabilir ama yaşayan en zeki canlı oldugumuzu kim dedi???


juli:en azından bu önermeyi yürüterek aptal olmadıgını gösteriyor...


hande:senin geleceginle ilgili önerme ne alemde?(lafı da böle buraya getirdim ya höh bana!:))


juli:kpss önde yurtdışı arkasında...konuştuk dün annemlerle 'hadde bakalım...'dediler...yani anlayacagın kitaplar yine gün yüzüne çıkıverdi.neresinden baksan bi yıl kaybediyorum...bu yılı kaybetmeye karar verdim...nasip...sen nasılsın?


hande:nasıl olayım konsantrasyon sıfır an itibari ile.Ankara ya gidince toplarım heral!onun dışında iyi gibiyim.senin içinde hayırlısı olsun canım kararını verdin en iyisi!


juli:evet...ama bi korku var içimde hayırlısı...senin durum normal bebem kafanı takma.


hande:kork tabii!korkularımız degil mi güçlendiren,kararlar aldıran.korkacaksın zahmetli bi işe giricen,ders çalışmak! ehh, bu ugurda her şey mübah!


juli:savasa gitmiyorum canım !!! savaşa giden sensiinn...:))özetle şap a oturdun hayırlı olsun diyosun yani...


hande:hayır!dogru karar verdin adımını attın yokuşu tırmandın!en zor aşamayı geçtin iş şimdi yokuş aşagı düşmeden bisiklet sürmek!!!


juli:bak en iyi yapabiligim işlerden biridir bisiklet sürmek tek tekerle bilem süreriim:)


hande:göriciiz bebem...annem demin valizimi gördü.üç gün için bu kadarı biraz fazla diil mii dedi bende istanbula geçiciim dedim.hay demez olaydım.megersem ben seninle günlerdir plan yapıyomuşum falan fülün...gitti şimdi babamı fişekliyo bana karşı...pfff.



juli:allah tülin teyzenin gazabından bizi korusun...



hande:amiiinn.hadi kuzum git ders çalış sen hadi...



juli:ppfff...



anlaşılacagı üzerine bitirmiş oldugum üniversite bi boka yaramıyo bugünlerde...başa aldım.bu sefer gerçekten ciddi olacagım...daha fazla yalnız kalacagım farkındayım.daha da fazla devrikleştirecegim cümlelerimi bu gidişle...ama yapmam gereken bu ertelemeden...kpss ye girip devlet memuru olmaya karar verdim efenim...garanti iş bari alınan puanın 2 yıl geçerliligi var.ama bu altı ay zor olacak gibi...

16 Aralık 2008 Salı

bugün.

adı lazım olmayan bi yerin adı lazım olmayan bi işine başvurdum.bugün için onlar çagırdı ben gittim.beşiktaşta ayagımda 10cm.topuklularla daha önce hiiç girmedigim sokak aralarını delip geçtim yerlerini buldum...mülakatlarına girdim sagolsunlar iyi davrandılar.'yavrucuum sen bizle dalga mı geçiyorsun biz lise;olmadı üniversite ögrencisi arıyoruz senin burda işin ne güzeliiimm??.'dediler...işin özeti bu'dur...kızmadım kızamadım haklılar napim...üst kademe işler için yetersiz digerleri içinde fazla oluyorum hep...neyse efenim...önüme IQ testi cinsinden saçma sapan bi kagıt koydular 60 soruyu 20 dk.içinde çöz dediler.biz sana uygun pozisyon olunca seni ararız ama malum kriz dediler...gerçekten açık ve net bi biçimde böle dediler.tüm iş verecek saygıdeger şahsiyetler de sagolsunlar lakin ben böle adamları daha önce hiiç görmemiştim...
zamanında -3 ay önce-babamın arkadaşının yanına gitmiştim adam 'sen bana şimdiiik bi resimli bi resimsiz bi ingilizce bi türkçe cv ni yollayıvee ben bakacam çaresine kızaam'demişti.o gün bu gündür hiç haber yok.zaten beklemem aptallık kriz var biliyorum efenim...o kadar çok cv mi naaptıgını da merak ediyorum.evet ,hepsini yolladım...babamı tanısanız beş on tane daha yollatırdınız bana.

aa bir de giderken apartmanın önündeki merdivende kelebek konmuştu.avucumun içi kadar siyah üstüne turunculu pırıltıları olan inanılmaz güzel bi şeydi.korkmadı ürkmedi.işareet diye bagırasım geldi...gözüm onda koyuldum yola...gerçekten bi işaretmiş.evden çıkma gitme demiş bana dinlemedim...
otobüste önümde sevgili bi çift vardı.gelip önüme oturdukları anda burda blogunu okudugum kızz buu dedim...onlar olmadıgını bile bile onlarmış gibi izledim çok güzellerdi :) adını vermiyorum bencillik ediyorum bende kalsın.umarım gri mantosu vardır:)

yol uzundu çok uzundu hemde...dönüş yolunda tüm incilerimi dökmüştüm...gözümü geçen yılki kadar karartamadıgımı farkettim.zaman başkalarını cesaretlendirirken beni korkaklaştırıyor galiba...bu hayatla benim sürtüşmem degil.hep hayatla kendimi aynı kefeye koyarım hayat derken kendimden bahsederim kendimden bahsederken içime anlatırım.her bi haltımı paylaşırım da kendimi paylaşmam. bi de ilerde kocamla çocugumu paylaşmam...

geri kalan ne varsa alsın tepe tepe kullanıversin çok mu?geri kalanlar toprakta işime yaramaz zaten...

derkeen,kitabımın birinin kelimelerindeki altı kalemle çizilmiş cümle alakalı da alakasız da olsa nokta yerine konulmalıdır...

'biz kaderimizin kaprislerine göre yaşarız ve hayat sadece soguk rastlantılardan ibarettir'

sürprizleri seviyorum ben ... o bana sürpriz yumurtalar gibi belki işe yaramayan oyuncaklar hediye etsin. kutularda saklayıp belli bi süre sonra çöpe atayım.ama sonra kimse bana vırvır etmesin...
sonra kapı çalıversin gelen sürpriz olsun.bugün anladım karar verdim:)

12 Aralık 2008 Cuma

konu komşu.

yunanya...merakla saygıyla şu sıralar izledigim komşudur.polis kurşunununa tepkisini etkisiyle gösteren insanları beni hayran bırakmıştır.bi kişi ölürse tepkim bellidir diyen halka helal olsun demem belki çok ürkütücü olur. kesinlikle kaos yanlısı degilim sırf bu yüzden dememem gerekir ama çenemi tutamıyorum helal olsun tavırlarına diyorum yine de...

darısı başımıza...neden mi?

şehitler veririz...susarız.
ota boka vergiler alınır..susarız.
topraklarımız satılır...susarız.
imar yasaları çıkartılır...susarız.
zararına özelleştirmeler yapılır...susarız.
birilerinin karşısında ellerimizi baglarız...susarız.
biz hep susarız.sus konusma kanaatkar ol evladım...bi zamanlar her yer bizimdi heyt be! bununla avun!demek bu belki de bilmiyorum.

kimlik soramadıgımız, kimliksiz yaşadıgımız topraklarımızda,boşu boşuna birbirimizi yemek yerine,birbirimizi kollayıp birinin başına gelenin herkesin başına gelebilecegini kabul edecegimiz günlere...yunanistan gibi olmak anlamına gelmiyor bu.bi seyleri farkedelim yeter de mi?

11 Aralık 2008 Perşembe

hiç.

avutamıyorum kendimi

hiçligi sevdim bir kere.

yalnızlıgımdan çok sevdim...

hayatımın yalanlarından çok sevdim...

üşüyünce bana sarılmasını sevdim...

hiçligime sarılıyorum

yine düşünmemeye çalışıyorum.

soranlara hiç bir şeyim yok diyorum.

hiç bi şeyim yokken...
juli.12"kasım

kırmızı

seninle öpüşmek...son kez seninle öpüşmek istiyorum.
seni öyle bir öpecegim ki hiç unutamayacaksın.seni öyle bir öpecegim ki,dudaklarını ısıra ısıra lime lime edecegim...dudaklarını öldürecegim...
giderken 'ölsen ne çıkar,benim için artık öylesin' demene inat ;dudaklarını öldürecegim ben...böylece son iz benim izim olacak...oradaki ince sızıyı böylece dindirecegim.oradaki binlerce izi böyle silecegim...senin dudaklarının kanı benim kalbimin yarasına merhem olacak.
benim dudaklarımın ilki senin dudaklarının sonu...
böyle silecegim sevgilim. böyle ödeşecegiz.
hani demiştin ya,'benim beş para etmez ruhuma,bekleyişlerime,acılarıma' karşılık dudaklarını koparacagım.
ödeşecegiz sevgilim.
dudaklarını ister saklarım ,ister sarar saklar çöpe atarım...orası benim bilecegim iş sevgilim.böylece yüzünde en sevdigin yerin bende kalır bu da seni üzer...
onu dert etme...bak sensizde kalabildim...

9 Aralık 2008 Salı

deriz duyanlara...

kayda deger bişi yok. ucu degen bişi de yok. o zaman karalama bizi... yolumuz açık olsun.
selam söyleme gördüklerine. sende kalsınlar. üstü onlarmış degdigini sandıgımızın;
deger gördügümüzün. alelade kal bi süre. benim senin gözünde kaldıgım şeklimle;
unutunca sil. kayda deger bulma beni de. teget geçtik deriz duyanlara.
degmeden birbirimize...

siyah bere.

dün ankarada dışarı çıktım.son çıkışım oldu çünkü bu saat itibariyle istanbuldayım.ani ve hızlı yolculuklar hızımı kesemez...kızılay otuz yıl geçse de degişmeyecek gibime gelir hep.heralde havası degişmiyor emin degilim...
en sevgilim arkadaşlarımdan biriyle güzel bi kaç saat geçirdim. huzurlu huzurlu gülüştük...sonra onun vakti bitti,o gitti.bende cafenin birinde yayıldım oturdum etrafı izledim mal mal... aklımda kalan 7 yıl bi şey var 7 yaşlı çocuk var...uzun bi ilişki var. ve ortaokuldan tanıdıgım canımın içiçe geçen 7 yılını hiç tanımadıgım gerçegi var...o ara kendimi düşünmüşüm...bencilmişim çok bencilmişim galiba...hep bunu,bunları düşündüm.sonuçta ankara aynı geldi yine.milletin çag atlamaya on adımı kalmışmış.ben daha emeklemeyi ögrenicem...ankara aynıydı evet...aynı...
taa ki otobüse binene kadar...
genellikle otobüslerde yollarda insanlarla gözgöze gelmemeye özen gösteririm.insanların beni didikleye didikleye incelemesini sevmedigim için,ben hiç bakmam ve yanımdan babam geçse farketmem...(aslında zamanla alıştım buna ben.arda yüzünden:)) amaaa birisi-kadın erkek farketmez-beni incelerse o ortamdan ayrılana kadar gözlerimi gözlerinden ayırmam ters bakışlarımla pişman ederim.az vakit geçirdigim insanlarla vucut dilim bi türlü uyuşmuyor napalım...evet vahşiyim ben.

ama dün otobüste eve giderken gayet kızvari bi tavır sergiledim kabul ediyorum.yanımda duran çocugu kulaklıklarından çıkan müzikle farketmem zaman aldı.bi an göz göze geldik gayriihtiyari bi daha baktım melek gibi suratı vardı.içimden çocuga dua ettim.allahım nazarlardan korusun.bu kadar güzel bi erkek olur mu bee dedim.bu abazanlık ya da asılma gibi bişey degildi...tiyatrocu olsa narkissos un alası olurdu...çocugu birine benzetmeye çalıştım olmadı.beceremedim.sonra bi alışveriş merkezinde indi gitti.onunla ilgili hayatıyla ilgili hiiç hayal kurmadım. beni ilgilendiren gözleriydi çünkü.adamın boyundan posundan emin degilim iki kez baktım bi suratını gördüm buna şükür. ama gözleri çıkar bizi cicili niyetine sakla diyolardı...ışıl ışıl koyu kahve gözleri vardı.
galiba ankaradaki en yakışıklı uzun saçlı siyah bereli çocugu gördüm:P on bin kere maşallah.



kendime:neden mi yazdım?bana dense mutlu olurdum.ve ilk defa ardadan başka birinin gözlerini görebildim ondan yazdım.geçer dendi geçti:)

6 Aralık 2008 Cumartesi

bitiş.

yine kaybettim. hayatımda önemli olanlardan birini kaybettim ben...aglamadım bu sefer içim acıdı sadece...içim yandı.ama kapıyı açtım gidiverdi.önceki gidişiyle aramızdan yıllar geçmişti.geçen yine zaman olacak.yenilirsem eger yine zamana yenilecegim.ya da zamanla dalga geçecegim.artık öğrenmeliyim zaten...



-bu üç yaşından beri arkadaş oldugumuz gerçegini degiştirmez biliyorum ama artık yoruyorsun beni...ben peşinde koşturmaktan yoruldum.keşke anlasaydın beni ama anlamayacaksın.keşke bogsaydın beni sen sadece yoruyorsun kelime oyunlarınla yaşamınla arkadaşlarınla seni kovalamaktan yoruldum.sen hep kıransın incitensin.defalarca dedim mutlu olamazsın böyle diye...

juli:sen mutlusun...benden çok mutlusun dogru.

-kelime oyunları oynama bana...ikimizde iyi rol yaptıgını biliyoruz...küçük olsaydık nereye saklandıgını rahatlıkla bulabilirdim.ama artık dünya senin olsun yeter ki beni rahat bırak artık juli...

juli:ha ben senin yakana yapışmış bi asalak gibiyim öyle mi?seni incitmek için bile bile yaptıgım hiç bi şey olamaz.yordugumu yıprattıgımı da sanmıyorum...ben sana hiç bi şey yapmıyorum.artık hiç bi şey anlatmıyorum dogru çünkü anlatacak bi şeyim yok.konuşulacak kelimelerim bogazıma geliyorlar agzımda sonra irdeliyorum çok boş geliyorlar geri yutuyorum.seni sıkmak bogmak hayatımda düşünecegim en son şey belki de...ama canını sıkmışım belli ne için sıktım?

-en basitinden bana deger verip ankaraya gidecegini söyleyebilirdin...

juli:saçmalama...biz seninle her dakka telefon elimizde dolaşmıyoruz ayda bir belki çok önemli şeyler için ararız birbirimizi degil mi?ayrıca planlı programlı yaşamadıgımı biliyorsun...en basit hikayelere gireceksek eger sende bana deger verip sevgili yaptıgını söyleyebilirdin başkalarından duydugum halde sana tavır almadım surat yapmadım...konumuz bu degil...senin ne derdin var ne oldu onu anlat bana hadiii...

- beni arama juli...seni istemiyorum artık...hep aynı hikaye ya.ben böyleyim beni böyle kabul edin.ulan seni elli kere çekime çagırdım geçen hafta zahmet edip geldin mi?

juli:neden gelmedigimi biliyorsuun...

-her şeye bi cevabın var degil mi?işine gelen her adama rahatlıkla ayak uyduruyorsun da bana uyduramıyorsun degil mi?defol git ya...defol.

juli:peki.(biraz öfken geçsin sona halledelim pekisiydi bi boka yaramadı)

-her şey bu kadar kolay degil mi ?inanamıyorum sana umrunda olmadıgıma inanamıyorum.ruhsuzsun sen ruhsuz zaten ardanın da gitme nedeni buydu.ruhun yok senin...

juli:peki.daha beni arama o zaman.

-komik olma ve sen beni arama.senin için yapmadıgım kepazelik kalmadı ardayla beraber oldugunda herkes aa harika oldunuz derken ben yapma bu herif sıçar agzına diye direttim sana aşkımdan mı hayır lan...aşk degil bu.sen benim parçamsın.beraber büyüdügümsün.ben ilk sana sarıldım belki de... ilk senin kaprislerinle kızları çözdüm. ama şimdi benden uzaklaşan sensin hep uzak ol juli hiç ugrama bana artık git sevgili arkadaşlarının omuzlarına...yediğin kazıkları duvarlara yazarsın artık...

juli:her şeye neden ardayı karıştırıyorsun sen ?

- inandıgın tek adam oldugu için olabilir mi...arda için günlerce gecelerce akıttıgın yaşları bildigim için olabilir mi? ya da kıskançlık... senin zayıf noktan arda. boşver anlamayacaksın ne zaman anladın ki...

juli:kafanı topladıgında tekrar konuşuruz...

-kararım kesin

juli:tamam o zaman.

umarım mutlu olursun ve istanbula geldigimde bunları bi de yüzüme söyle lütfen...bi de apartmanın kapısını napıcaz?

-inanamıyorum sana yazık lan valla yazık.ama şunu bil ki hayatım boyunca mutlu olmayı senin kadar hakeden birini görmedim masumsun lan. her bi haltı yedigin halde hala masum masum bakabiliyorsun... şimdi kapat lan telefonu.



...





bende aramızda böyle bi konuşma geçtigine inanamıyorum.ilk oldu bu.umarım son olmaz.

5 Aralık 2008 Cuma

ankara sogugu

evden kaçtım bi kaç günlügüne ankaradayım o kadar apar topar oldu ki kimse burda olduguma inanmıyor...bi kaç arkadaşımla buluştum iş güç derdinde millet benim gibi yayılıp yemek ye yat öl modunda yaşayan kimse yok haliyle yine yalnız takılıyorum...herkesin dedigi:'ne zaman toparlanıcan jüli?' pöfff...
geldigime gelecegime pişman ettiler hava desen iyice soguk ev de soguk bi de alışveriş merkezi insaatlarından eve giriş çıkış iptal edilmiş durumda yolun ortasından atlaya zıplaya geçilebiliyor...bu melih gökçek nası bu kadar oy alıyor şaşırtıcı bi durum..haliyle yine eve kilitledim kendimi.'ben gideyim artıık' diyince 'otur kızım bayram seyran var daha işin var sanki!' azarıyla ufak çaplı kalp kırılmaları yaşıyorum.

buranın hiç çekilir yanı yok.gerçi burda kafama göre iş bulsam kalırım...her yerde kalırım.çünkü bu aralar kendimi çekememe rekoru kırıyorum.bi de sigara içtigim bilinmedigi için içemiyorum haliyle durmadan şeker çikolatayla beslenince alerji oldum bacaklarım boynum kollarım kırmızı sinek ısırıklarıyla dolu gözüküyor.'bu sogukta sinek nerden seni bulmuş yazıık' diyenlere tebessümle karşılık veriyorum. ortaçagdaki cüzzamlılara bol bol elham okuyorum sayelerinde...geçici bişiy iki güne geçer işte.

istanbulda bi firma başvuruma 3 gün önce cevap vermiş aradım istanbulda degilim dedim nezaketen ölmemek için... yapabilecekleri bi şey yokmuş artık neyse bilmem ne!!! 'yıllardır evden çıkmamış gibiyim iki gün çıktım diye mi mail attınız uleeyn!...kaçtı yani.keyif bi şeey...zaten 50 mülakata sokucaktınız ben üç beş gün geç girerdim işkenceli soru cevaplarınıza olma mı!!hiç bizimkilere söylemedim ama acilen iş bulmam gerek yoksa çürüyecegimi hissediyorum.ah biraz param olsaydı giderdim dil okulu niyetine amerika afrikaya bi yere ama o da yok.ahla vahla geçir ömrünü juli babannen sana yarın baklava yapmayı öğretir artık...onu evden imal edip satarsın o parayla ev bilem alırsın hatta internet üzerinden satıp kimseyle muhatap olmazsın.müthiş fikir.insan görmeye tahammülüm yok acuze bişey halinde dolanıyorum.içim buruşmuş hıyar kıvamında olmasına ragmen şuh kahkahalarımla komşuları geceleri ayartabiliyorum:) yan komşu saat iki de kapıyı tıklattı yeni evli bi kadın...kahve yapmış bana abuk sabuk bi televizyon programına ne kadar çok güldügümü farketmişmişmiş...apartmanın girişinde kahve içtik o evine girdi bende babannemlerdeki toplu odacıgım salona yerleştim.epey şaşırtıcıydı.o sabah sitenin önünde karşılaşmıştık.sadece gülümsemiştim.'ıyy ne soguk kız demiş arkamdan...hep böle derler dedim.sogugum ben ellerim ayaklarımda soguktur...sevdiklerim belli sürelerde katlanır avuçlarına alır sonra ısınmıyor ellerin der bırakırlar...ısıtamazlar...
boş ver dedi senin olanlar ısıtsın ellerini de kalbini de dedi...benim olanlar...
iç sesim:
ben bile benim olmasam bu aralar olma mı?
canım fotograf makinemi merdivenlerden düşüren babanemi saygıyla anıyorum.istabula dönene kadar fotograf eglencem tuz biber oldu bi de tamir parası ooh...
bu hayat ne zaman bitecek ya.ya da ben ne zaman popomun koltugun şeklini almasından rahatsız oliciğimm.

1 Aralık 2008 Pazartesi

geçmiş zaman...

ard:en son ne zaman agladın?

juli:hımmm...iki hafta önce banyoda sanırım.
bi şey olmamıştı ama dolmuştum.yurt bazen keçi sayımı yaptırtıyor bana.

arda:aa sen de miii banyoda aglıyorsuunn... juli, kabul et aynıyız biz aynı.

juli:saçmalamaa çogu insan banyoda aglar gözlerinin şişmesi kızarması çok belli olmaz işte...

arda:kabul ett aynıyız biz...

juli: :)


insan sadece inanmak istedigine inanır...

27 Kasım 2008 Perşembe

kedi.

kedimin kedicikleri oluyor su anda...gelin hanım balkonun altında kendi çapında didiniyor bagırıyor tüm apartman uyandı.gidip bakamıyorum titriyorum... bizim beyzade de bakamıyor belli balkonun köşesinde oturuyor...bebeklerini bekliyor resmen...nankör degil kedim işte ispatı yataga girince ortaya yatar...ama asla arkasını bırakmaz kuyrugunu sallaya sallaya ortadan kaybolmaz.(handem benimle benzetme onu. o benden vefalı merak etme...

annanem aklımda hep niyeyse bizi canımın canı diye severdi eskiden hiç anlayamazmışım...hiç. ne ot kafalıymışım...bi o normal severdi zaten beni...digerlerinin lakapları hep uydurmaca kelimeler olurdu.benim lakabım... bir sürü lakaplarım oldu aşalayıcı güzel şirin ne bileyim dolu vardı...ama bir tane var ki ard arda birbiri ile alakasız(yerde ve sıfatta)hatta gereksiz 3-4 kişi bir haftanın içinde demişti.akılları sıra daha aramızda daha yakın tatlı rüzgarlar esecekti...birbirimizin ensesine patlatacaktık falan...yıl bitmeden onlar bitti...hatta bu lakap konusu üzerine handeyle eceyle msn sohbetimiz de mevcuttur:

juli:'bunlar beni kedi diye seviyor?!'
hande: töbee..
ece: ee normal pamuk u biliyolarsa...
juli:yok benim kediden köpekten korktugumu sanıyolar.
hande:julii amma yalancısın sen ya...evde kedi besle elaleme ayy korkuyom ben ayagına yat.
juli:yok bee.. W kedi almalıyım sana dedi.annemden korktum.zırvaladım işte.
ece: ama sende kedi potansiyeli var.
hande:yuh laaan neresi kedi...juli gerçi biraz vefasızsın ya sen onu diyolardır bunlar.
ece:yok hani kafasına esince bi anda çekip gidiyo ya onu kastetmişlerdir...
juli:evet u' yu sokagın ortasında bırakıp otobüse atladım gittim ondandır belki.ama digerleri?ayrıca sagolun be ne kötüymüşüm ben...
ece:sor yavrum sor bakalım ne diyecekler.ayrıca kötü oldugun kadar da odunsun daha önce demiş miydim:))
juli:!!!!
...
andre:egitilecek hayvan degildir sen sahibiyim diye gezinirken o senin sahibin olur ondan sen kedisin...
arda:juli kedi gibisin işte insanın seni sevesi geliyor başını okşayayım dediginde hemen tırmalıyıveriyosun...
julien:kedi gibi bakıyosun suratıma sonra seninkiler geliyor arkanı dönüp it gibi gidiyorsun.
s. ye ve can a asla sormadım...soramadım...ya da sorasım gelmedi.ama her kedi diye seslenişlerinde baktım...elimde degildi...saçma cevaplar duyacagım kesindi.kabul etmiştim zaten ....

şimdi konuyu dagıtmakta elimde degil mesela dagılınca dagıtıyorum ben... ne fena bişiy...

bugünkü atkı seansım bitti. gözüme baka baka kar yagarken evde oturup izleyelim ya da dısarı çıkalım hadi gibi bi cümle kuran ilk kişiye ellerimle vericem...pek bi benlik degil...hoş benlik olsa da atkı elimde sallayarak dolasan bi tip oldugum için boynumda durmaz...kar yagarken battaniyenin içinde uzanıp kahve içmeli bi de...evet.ayva da yemeli.ekmek ayvası yemeli.:)

annemi kızdırmadan bi yolunu bulup kediciklerimizi eve almalıyım. lohusa sepeti yapıp balkona koyabilirim. ama anne kedimiz fazla korumacı gibi gibi...düşünmeli saksıyı çalıştırmalıyım...yarın onlara battaniye örerim be ben!

iş ilanlarında hiç iş yok ulan ne bu!!! beni kriz iyi vurdu.kim ne derse desin.mızıldanmadan gideyim ben buradan...

02.

ruh ikizi diye bi sey varsa gerçekten sendin...diger diyenlere inat bi seni istedim.gerçekten sen olmanı istedim.sanki körmüşüm de hiç görmezken kokunu bilip sevmeyi istedim.belki de en çok bu canımı acıttı beynim düşünmekten su topladı resmen...seni sorgusuz yargısızca sevmek istedim sadece seni istedim...asla diyemeyecegimi bildim.yine gelsen yine...
ben kırmamak için iteklerken seni sen agzıma burnuma ettin...biliyordum kötü bi zamanlamamız vardı.birbirimizin saatlerine ayak uyduramıyorduk. ben sana erkendim...iteleye iteleye uygun zamana ulaşırız sandım iyi bok yedim...hiç olmamalıydı.buldugum gibi bırakmalıydım seni orada...o zaman hep orada kalırdın.şimdiki gibi aklımda; gecelerimde degil...
evet aramadım hiç sormadım seni kimseye içimde büyüttüm anlatamadım hiç.anlatamazdım.
üzgünüm...çok üzgünüm...
karşına bu denli erken ya da zamansız çıktıgım için...
seni korkuttugum için...
beni önemsemedigin için...
bi filmde yaşayamadıgım için üzgünüm...

yaş

-gittigin an zaman bana eziyet etmeye başladı. hep zamanla geçer... işte her şey gibi unutulur derdim.çok ah ettim. çok unutmaya çalıştım...olmadı.gittikçe biriktin bende. hayır hayır biriken şey ne kin ne de nefretti...ama sevgi de degildi.
gelecegini düşünmek birikti.geri dönecegini bilmek birikti... her gece başım yastıkta nasıl gelecegini hayal ettim. gidecegini bile bile eziyetlerime devam ettim.
sigaralarımı körükledim bol bol... kül tablasında içemedigim izmaritleri biriktirdim.
sonra onu gördüm yanında...
kıskanmadım.kıyasladım kendimle daha güzel...yetenekli...cilveli...daha...daha...daha...buldum kendimden... benden çok buldum onu.her daha da sigaram çok yandı.
her gün baktım resminize her gün...geri döndügün gün yollayacagım ikinizin resmini dedim ona dön diyecegim dedim en sonunda çünkü benim kapımı çaldıgında açsamda kapasamda gideceksin. benden gideceksin...sen ona dön diyecegim. benim için en iyisi bu.
geri gelme sevgilim.
geri dönmeye yüzün yok.
benimse gözümde artık senin için yaş yok.

26 Kasım 2008 Çarşamba

3.

epey yogun günler geçirdim...işe yaramayan mülakatlara girip çıktım.hiç hiç bi işe yaramayacak biliyorum hatta sapıtıp gazetedeki çok para kazanmak istemiyor musunuz hiç bi şey istemiyoruz siz gelin tanışalım biz sizi egiticez merak etmeyincilere bilem gittim organik tarımmış...peh...bildigin pazarlama sektöründesiniz siz şekerim...okulda bile bu kadar sıkılmamıştım. üstüne konuşan kadının egosu inanılmaz bi şeydi... içimden konuşup durdum:
'pardoon siz kimsiniz yaf...
bu özgüven nerden???
yok artık LEbron james.
tamam şekerim ben sana hayatta başarılar dileyim sende beni aramayıver...
hadde leyyn!
ne işim var benim burdaaa...
gibi cümleleri kurup durdum. salak sunum biter bitmez ben kuş oldum uçtuum.
kaçar adım uzaklaştım.hatta iyi bi şeydir belkim sonra pişman olmayım diye en topuklu ayakkabılarımla gitmiştim ona yanarım,üstüne aman yakalanmayayım diye asansörü beklemeden beş katı o topuklarla indim. bi de yolda dolmuşa yetişecegim diye düşünce eziyet katmerlendi...topallaya topallaya attım kendimi dolmuşun içine.dolmuş ayrı bi eziyet durumuydu zaten hiç anlatmayayım tüm yol ayaktaydım...
digerleri gayet normalce adam gibi eziyet eden insan kaynakçılardı. seviyorum ben onları canlarım benim...eger o tavır ve davranışlarda karşımda birilerini bulmazsam kendimi anormal hissediyorum.alışkanlık bu olsa gerek.

iki haftadır içki içmiyorum içmeyi de istemiyorum evdeyim diye olabilir...onun yerine bol bol örgü örüyorum biraz param olsa tuhafiyeci açarım...okul varken şubat geldi mi kızlar yünleri alıp sevgililerine atkı bere vs. örerlerdi.ben kimseye atkı bere bi şey örmedim içime dert oldu şimdi...ziyan günlerim benim...15-20 gündür yünlerle oynuyorum.mantom bitti şimdi atkıya başladım ama elimden akıp gidiyor bitiyor bitiyor bitiyor...kadınların bi numaralı terapi yöntemi farkındayım...kendimi oyalıyorum farkındayım.amaaa bi parayı bulayım o dükkanı açıcam...kadınları kendime baglayacam:P
biteceeek gideceek...

20 Kasım 2008 Perşembe

agresifmişim

b:nasılsın?

juli:iyiyim.

b:gerçekten nasılsın?

juli:pek bi degişiklik yok gibi... hala karar veremedim.uyusuklaştım iyice...

b:en kötü karar kararsızlıktan iyidir demişler.zaman geçmeden ver kararını.

juli: hayatımda en çok zorlandıgım konu. karar vermek... ben bi tokayı bile üç saatte seçerim.

karar vermesem olmaz m?

b:olur tabi.ama iki arada bi derede kalırsın hep yerinde sayarsın.kavşakta bekleyen bi arabaya benzersin ya biri gelip çarpar ya da bi yere park eder kalırsın.

juli:park etmek çok kötü olmasa gerek en azından bi süre için...

b:trafik polisi gelir zorlar eninde sonunda, cezayı yemeden kararını ver...vakit varken vakti degerlendir...

juli:peki...


b:ee ne karar verdin?

juli:kararsızlıgı seçiyorum... mutsuzum ulan mutsuzum nie anlamıyosun... git başımdan hadi.

b:peki madem...:(

bilmeden dilimden akan dogrular.

gitmeden çok çok önce
vadesi dolmuştu
koyu karanlıklarda
gözlerim uzak diyarların
ışıgını seçemiyordu
hep aynı nakarat
kulaklarımda,dudaklarımda
dört yanım dag
bu halimle aşamazdım geçemezdim
sersefil,darmadagınıkken gittin
iyi ki gittin
iyi ki
halimi görmeyecek kadar kördün
kalmanın faizini zor öderdim
kangren olmuş hikayemizde
daha fazla uzatmanın alemi yok
çok çok önce vadesi dolmuştu
kestik attık kalplerimizi
parlak ışıklı diyarlara dogru
bizden ayrı dagları seçedursunlar
daha fazla uzatmanın alemi yoktu
2.7.3.

evet.aşagı yukarı yeni ilişkine başladıgın tarih
eternal sunshine of the spotless mind (sil baştan)taki gibi hafızamı sildirmek istiyorum.severdin filmi....ne kadar ironik....
üstüne bi kahve iyi gider zaten başka bisey de yok evde.
bitmeyen kahvem var.bitmeyen uykularım var.sadece bi ben varım...

labirent.

tuvaletlerdeki dizilmiş luzumsuz biblolar gibi
luzumsuz bi yerde
o sorumsuz halinle sevdim
gerçekten sevdim
labirentin içine hapsolmuş gibi
ne bir yangın merdiveni,
ne bir arka kapı,
-arandım durdum-
kalbin boşluk içi boşluk...
her labirent bitimi bir başkası başladı.
başlattın...
yer edinmeye çalıştım.
bir çıkış aradım dönüp durdum
sonunda midemi bulandırdın
labirentli kalbine kusup kaçtım...
sen ise dönmeden durmadan
benim agzıma yüzüme s**tın.
juli.

19 Kasım 2008 Çarşamba

ugraşma

çamura şekil vermek ,
boku şekillendirmekten kolayken;
hayatımızı durmadan boktanlaştırıyoruz.
her yere sıvıyoruz pisligimizi...
sonra temizlemekle ugraşıp;
daha da sıvıyoruz her yere
her şeyi bok ediyoruz...
gel tut elimi...
beraber ugraşalım
bir seni bir beni temizleyelim...
tertemiz yapalım yolumuzu
elele kalalım hep...
adam gibi yaşayalım bundan sonra
hayatımıza şekil verelim.
boklar yerine kendimizle ugraşalım.
juli.

hava durumu.

bugün yagmurluydum;istanbul gibi...sen ise parçalı bulutlu...

ama benim trafigim tıkanmadı sokak sokak gezdim bugün.defter sayfaları,kitap sayfaları, istanbul sokakları.

astrolojiye göre bu hafta ummadıgım biriyle tanısacagım...şansı yok biliyor o da...hala aklımdasın...

şansım yok...biliyorum.yıkıyorum yıkıyorum bi türlü kurtulamıyorum.kimseye diyemiyorum.sesim çıkmıyor...unutmuş gibi davranıyorum.

zaten unuttum biliyor musun?

unuttum...

ama seni degil...

günün sözü:
-juli,hapla intihar eylemine girişilince mide yıkanıyor ooh tertemiz ortaya çıkıyor
-eyvallah...
-beynimi yıkatmak için bi cemaat yuvasına mı gitsem yoksa içip içip dursam mı ?
soruyu soran şahsa ciddi bi bakış atıyorum.yok ciddi bu diye düşünüyorum.malum üni.den arkadaşım...
-canım bence sen beynini temizletmek için antidepresanlarla intiharı dene onlar beyne etki ediyorlar ya hani senin miden yerine beynini yıkarlar...en iyisi vermidon yut ama sütle içersen daha etkili olur...benim bi arkadaşım denedi ööle ordan biliyorum...
-aaa vermidon muuu taam juliii çokk saoll...

-içim:yok vermidon degil prozac yut sen prozac.sütsüz prozac.

bu hatunla 2 yıldır çıkan insan !!! evliya mısın nesin???

17 Kasım 2008 Pazartesi

iç.

bugün balkonda pinekledim durdum.arabaların parkedildigi otoparkımsı yerde seksek oynayan kızları gördüm.içim gitti.küçükken tek oynayabildigim oyundu bu. belki de tek başına oynanabilinen tek sokak oyunudur.şimdi çok emin degilim.bi ineyim iki de ben zıplayım dedim.komşuların evde otura otura delirdi bu bakışlarıyla karşılaşıcam diye inmedim.
içimde kaldı.
çocukken yalnızdım.'büyüyünce etrafın dolar kuzum,hadi al oyuncagını da otur şu köşeye oyna hadi' lerle büyüdüm.şimdi ise o kalabalıgın içinde yalnızım.konuşan gülüşen insanlar içinde oturmuş bi dizi izliyormuş gibi sadece izliyorum.dinliyorum.adam gibi karşıma alıp konuşabilecegim insanlardan da çok uzaklaştım.hoş konuşmayı da canım istemiyor...herkes sallıyor.bol keseden anlattıkça attıkça dilimle midemin arasında gelen giden tek kelime:SALAK! oluyor.
içimde kalıyor.
bi de fazla kibirli,daha da fazlası özgüvenli bi şey sanıyorlar beni sansınlar bozmuyorum.
ben gidiyorum.
ben gidiyorum.
diyerek oldugum koridorda bir saga bir sola yürüyorum.
nefes alış egzersizleri işe yarar mı?
manik-depresif olsam?en azından manik anlarda yetenegim olurdu.depresif anlarda her zamanki halim olurdu...
yetenek demişken 7 hafta da bi yaglıboya tablom bitti.
yavaş mıyım?
yavaşım. yav*** olmaktansa yavaş olmak iyidir bilir... görür... ha ha ha!!!
hiç ben gidiyorum diyemeyecegim galiba...
galiba...
içimde kalacak...

artı-artı

konuşan konuşulan her şeyde sen vardın.
resmini siliyorum sonra bulup yeniden yeniden kaydediyorum aynı yere aynı isimle.sonra ismini yazdıgım her yerden siliyorum.aslında kazıdım beynime rakamların gibi...forma numaran,telefon numaran...
rakamlarla boguştum ben bu gece...bi ara deliriyorum sandım.senin için tüm anlamlı rakamları topladım.tek rakamlı yaptım sırayla...tek tek parmaklarımla topladım hesap makinasına güvenmeden tekrar tekrar...içime sinmedi ismini yazdım harfleri alfabedeki sırasıyla rakamladım bi de onu topladım.ha babam ekledim durdum.yorulup sızmışım...
neye yaradı?yaralarıma tuz oldu işte...
böylece rüya görmedim...
rüyalarımda seni görmedim...

15 Kasım 2008 Cumartesi

talcid.

-alo juli yavrum ben yine öldüm
-noldu!
-noldu delirtme beni!
-ööööööööggggggg(bu ses bir 3 dk.sürdü.)
-kızım tane tane anlat ya midem kasıldı hadi...
-yaf ben bu sınava girmek istemiyorruummm
-e girme hayatının sonu mu?
-ıııııı sana göre kolay tabii zaten c ye mesaj attım cevap vermediii
-haa sen ona mı üzüldün canım benim ya...baştan dedim ama ondan bi nane olmaz it o it.tipik erkek gibi davranıyor işte bi daha aramazsın olur biter.üzülmene degmez o herif.
-yaa ona üzülmediiimm ben sınava girmek istemiyoruuumm.
-tamam canım sen bi iki gün kaçıp gelsene hem bana da iyi olur gezeriz biraz
-annemde beni öldürsün tamam mıııı?jülii sınava girmiycem beennn...
-canım aglama ya
-aglamayım içime aksın ben kendimi öldüreyim tamam mıııı?
-tamam handecim,agla o zaman ama beni bi dinle önce sonra devam et aglamaya baştan başlayalım. şimdi sen bu sınava girmek istemiyosun. nah istemiyosun,canım sadece korkuyosun ama boşuna kendini gerip yoruyosun gelip gececek bu da hepsi gibi bi sınav bak saglıklısın anan baban yanında evin var hiç bi sey olmazsan ki 4 yıllık bi boka yaramayan diploman var illaki bi sey olursun... hadi olmadın elin ayagın var gider tezgahtar neyim bi sey olursun...
-yaa haklısın ama hep soruyorum neden hep bana geliyo ya nedeeenn ööööööögggg
-jüliii-neden neden diye sorguladıgın için allah vermiyor sana bi güvenmeyi bi inanmayı dene bi şükret işte...ayrıca sana ne geldi ki neyi soruyosun anlamıyorum?
amaaaa şu an kendine bi güzellik yap git bi duş al temiz hisset , o sakladıgın çikolatayı bitir, ne bileyim ,bi film izle olmadı git bi yerlerden bi fıçı bira bul onu bitir...
-yaa ama şükredince de olmuyo ki
-höst lan... ne deyim daha ben sana.
dedim ve kapattım.
yarım saat sonra bi mesaj geldi 'jüli jüli seni çok seviyorum çok haklısın iyiyim şimdi' diye.
kesin sarhoş oldu.ulan juli hayatında hiç mi iyi tavsiye vermezsin diye kendime kızmaktan midem agrıyor.inşallah annesigil çakmadan durumunu sızıp kalmıştır. yoksaa anca 3 yıl sonra istanbul semalarını görebilir...
midem agrıyoor..

örgü dantel.

günlerdir yatsamda kalksamda hayatımda bir degişiklik olmayacagı için bol bol yatmayı tercih ettim.sonra annemin tiz sesiyle evden kaçtım:) kendimi uzun süreli oyalamak için yün aldım.amacım atkı örmekti ama o atkı önce hırka oldu sonra kazak simdi de manto olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte...elimden bırakamıyorum.birbirimize yapıştık gece rüyamda örmeye devam ediyorum. neresini bitirirsem söküp tekrar yapıyorum durmadan durmadan örüyorum.bir bitsin tüm kış üstümden çıkarmayacagım. zaten bir şeye taktım mı tüm yıl üstümde o olur.

geçen yılda siyah bir kazagım vardı.yaprak dökümündeki leylanın pembe mantosu neyse benim içinde siyah kazagım oydu.resmen içinde saklandıgımı hissediyordum.her yerde hep üstümde o olurdu. yurtta,okulda,yemekhanede,her yerde uyurken bile üşüyünce üstüme geçirirdim.herkeste olan,olmayanların da aklında olan rahat ötesi siyah düz dik yakalı kazaktır kendileri.üstünde gözü olan uyuz insanların'kızaam şu kazagını ver de bi fotooraf çenikeyiiimm' 'juliii ver de yıkayım kızaam onu ne halle gelmishh oha yaniii 'dedikleri canım kazagım benim...

evet çogu arkadaşım tikky niteligindeydi.saç boyası,kaş alım teknikleri ve erkek tavlama yöntemleri konusunda teoride çok şey bilirim sayelerinde.pratikte bi bok yapamam.sonra üniversite bitince üstüne canım eski sevgilim de gidince hepsi kuş oldu uçtu gittiii... megersem sevgilimin arkadaş çevresi gözlerini o kadar parlatıyormuş...saçlarımı boyatmaya kıyamam.kaşlarımı kendim alamam.erkekler konusunda sıfırın altıyım biri öküz gibi bakar üstüne derse anca anlayabilirim.çokta tın.birinden ne hayır geldi ki onundan gelsin diyerek bekliciim zamanım gelince annemgili köyümüze yolliciim...


bi de bilgisayarım bozuldu.zaten her ay bozulur...grip olur. galiba elektronikçide kendine yakın çıtır bi makina buldu.şüpheleniyorum.

bu ara şüphe içimde kıskançlıktan daha beter bi tohum oluverdi. herkesin her hareketine bi anlam yüklüyorum.kendi hareketlerim öylesineyken benden başka herkes akıl yürütüyor gibi geliyor.galiba büyüyorum.geç kalmış büyümemi hissede hissede büyüyorum.

12 Kasım 2008 Çarşamba

soru(n)suz-cevapsız

yaşamlarımız birtablo gibi düşünülürse-kesinlikle ben şu sıralar cilanın kurumasını bekliyorum-her fırça darbesi olaganüstü degişiklikler yapıyorsa,küçücük rotuşlar görünür izler bırakıyorsa...vesaire vesaire...
bu resim bittiginde bizim hayatımızda bitiyorsa çercevesini kim begenip alacak?
bittiginde nereye asılacak?kim asacak?
hayır resim bitince bizde bitiyorsak neye yarayacak?
ya bir şeye benzemezse?tekrardan yapma şansımız da yok!
ya renkleri yerinde kullanamazsak?
azla yetinmem ben deyip savruk davranırsak?
ton uyumunu tutturamazsak?
aklımızdaki resmi tabloya yansıtamazsak?
en kötüsü boyalarımız bayatsa???

anlaşılan benim tablomda bu ara bol bol keçi görünecek kaçmasınlar dursunlar orada.

patlıcan ispanyollarda aşk elmasıymış.

güne çamaşır makinasının bitirme sinyali ve de üstüne yogun deterjan kokusuyla uyandım.
migrenim tuttu.sanki beynimde rezidans inşaatı başladı.bu kafayla evin camlarını duvarlarını sildim dolabı boşalttım.düzenledim.ev kızı olma yolunda emin adımlarla yürüdügümü hissederek kendimden tiksindim... hem yalnızmışım öyle hissettim.bi de amma pismişim.sonra mal mal televizyona bakmaya başladım.kanalın birinde bi kadın programıyla kafayı buldum.evdekilerin yogun azarlarına maruz kaldım. şimdi gün geçsin diye saatleri sayıyorum.gelecek kaygısı denilen şey bende hiiç yok...iş güç kariyer egitim aşk...hiç biri umrumda degil.bırak bunları yemek bile yiyesim yok.bu gerçegimdi.

....

güne telefonunla uyandım.beni uyandırmak için ettigin her sabahki telefonlarından biriydi.sehir dışındaydın,gece antremanına kaldıgın için şimdi belin agrıyordu.sesin yorgundu ama neşeliydin.yatagımdan çıkmadan konuştum seninle hava soguktu. havanın sogukluguna inat yatagım sıcacıktı.günaydın telefonundan sonra battaniyeyi iyice üstüme çektim. uyumak istiyordum aslında, mızmızlıgım üstümdeydi.bilirdin.on dakika sonra tekrar aradın yedigim hafif azarla fırladım yataktan. seninle konuşurken bir yandan da perdeleri çekip havanın nasıl olduguna bakıyordum.dışarıda giderek kararan bulutlar vardı.belki yagmur yagacaktı ama sen çok severdin yagmurlu havaları. bi de karı severdin.şileye gittigimiz karlı günü hatırladım hatırlattım.bu kışta gideriz dedin.güzel günlerdi dedin.
aksam gelecegini söyledin ve daha bir sürü güzel sey söyledin...
kahvemi içip dısarı cıktım.hep yürüdügümüz uzuun yolu tek başıma yürüdüm.akşam gelecektin. sonra da sahile gidecektik saçma sapan gülecegimi düşündügün şeyler anlatacaktın.planlar yapacaktın bende gülümseyip hayal edecektim... yarından hatta günün aksamından umudum vardı. bu da yalanımdı.
not:bugün tv de duydugum en gereksiz bilgi patlıcana spanyollar aşk elması diyormuş çok yenilince insanı delirtirmiş.kendileri güzel sebzedir severim.hatta çok severim. içindeki nikotini daha bir severim. zaten ben bagımlılık yapan şeyleri oldum olası sevmişimdir.

11 Kasım 2008 Salı

acelem var

geçen yıl,hatta son dört ay öncesine kadar hep bi yerlere yetişmek için acelem olurdu.her şeyi zamanla ölçüp tartardım.sonra zaman geçti yılım geçti gelen gitti giden geçti.şimdi her şey için vaktim var hem de bolca...ama ben geçmişim.içim geçmiş...gerçi duyup gördügüm her saçma sapan şey olagan gelirken;geç yatmışım geç kalkmışım hiç umrumda degil.
fazlasıyla geç kalmış durumdayım yani...
bu durumdayken daha da içime çekiliyorum.evden dışarı çıkmayı bırak odamdan yatagımdan dışarı çıkasım gelmiyor.üstüne laf anlatasım hiç gelmiyor.nolmuş,neyim varmış, kendime yazık ediyormusum, 'hadi biras gesdirsinlermişmiş beniii' 'bi hava alayımmış.'bu cümleleri tekrar tekrar duydugum anda telefonun pili de bi kaç gün yerine takılmıyor...millet iyice öldüm sanıyor.
'bırakın aglayım biraz kendim için endişeleneyim.uyumaktan başım çatlasın.yetişmeyim bi yerlere.kokmuş pijamalarımla koltuklardan koltuk begeneyim.birazda sıkılayım'işte yüzlerine demek istedigim cümleler bunlar. ama üniversite bitip eve döndügüm için kurdugum cümleleri ilk saniyesinde anlayan kişilerle ya da anlamak isteyenlerle aramda kilometreler var...şimdi etrafımda annemin arkadasları (şaka degil),onların kızları ,akrabalar,teyzemler, komşu teyzeler ve onların çoluk çocugu...durumumdan memnun muyum? konuşmadıgım sürece umrumda degil.
çeke çekile bi yerlere götürüldügüm zaman ya da kahve yap hadi kızım işkencesine maruz kaldıgım zamanlarda uyuz gülümsememle rutin konuşmaları yapıp kısa kesmeye çalısıyorum .
yanımda üçüncü şahısmışım gibi konuşmalarına izin veriyorum.yoksa ne anlatmak istedin ne demek istedin şimdiii...lere maruz kalmak ve daha fazla konuşmak zorunda kalıyorum. sonra patlatılan gözlerin haddi hesabı kalmıyor.sonra şişip patlayasım geliyor.anlayın işte beni boş kalmak gariplestirdi yakında geçer kendi halime bırakın desem hiç kurtulamam.
ama basit yaşamak hoşuma gitmeye başladı.iki aydır oje sürmüyorum.saçlarımı fönlemiyorum.aynaya bi rimel sürmek için bakıyorum kendimi hiç incelemiyorum
hiç bir dişi gibi davranmadıgımın farkındayım bu çok önemli degil şimdilik
ama insanlıktan da çıkmak üzereyim tam bir haftadır sabah 6 da yatıyorum 9.00 da kalkıyorum uyku yok debelenip duruyorum.yemek yeme durumum da iç acıcı degil üç gün sadece su ile beslenip ertesi gün bi tencere pilavı yiyebiliyorum.televizyon izleme hadiseme hiç girmeyelim. kısaca öküz tren ilişkisi kuruyoruz.
normal olmadıgımın farkındayım.bu halimde beni terkedecek katlanamayacak bana onun da farkındayım.nereye kadar gider bilmiyorum.ama hala hayat bana güzel degil.yalnızlıgımı sevsem de...zaman muhtemelen kimyasal fraksiyona girse ucucu bir madde dir. öyle midir?
elimden gelen pek bisey yok yarın sabah ilk işim adaya gitmek olacak...tek başıma bir başıma.bi kendimi çekmeye mecburum.bi kendimi çekebilirim.
yeni başlangıçlar için yılbaşını beklesem çok mu geç kalırım onu düşünüyorum...

10 Kasım 2008 Pazartesi

ders.

burası türkiye her sey olur burda denilmesi kimseyi rahatsız etmiyor igne gibi batmıyor derimize.burda 14 yaşındaki kızlara sarkan moruklar seytana uyar o cocukların ruh saglıkları duvar gibidir hiç bozulmaz. konuyla ilgili cıkarılan adli tıp raporları ve yasa tasarıları zaten malum...
yirmi bilmem kaç yaşında da olsam ankarada istanbulda yıllarca yaşamışta olsam yalnız başıma evde kalmaya korkmasam da sokakta yürümeye korkanlardanım. cinsel tacize maruz kalmadım şiddete maruz kalmadım ama kaybolmuş kadınlıgımdan dolayı ruh saglıgım üç beş tanımadıgım erkegin yanında degişiverir.ama o cocukların ruh saglıkları onca yasadıklarına ragmen sapasaglamdır bi de üstüne saglam raporu bile vardır...bırakın bunları bunlarla iktidar sahibi olunmaz bunlarla prestij olmaz bunlarla insan kaybedilir bunu en iyi bilende seytandır!
evet karamsarım karamsarıyım. bu kadar duyarsızlıkla yasarken obamanın annesi müslümanmışmış bize iyi davranırmış ermeni soykırımını destekler miymiş desteklemez miymiş dünya barışı gelirmişmişmiş...herkes bunları söyleyip duruyor önce içimizi düzeltsek şu sapıkların ellerini gelecegimiz dedigimiz cocuklarımızdan cekmeyi becerebilsek...egitim egitim dedigimiz sıkıcı zorunlukmuş gibi gelen seyleri rayına oturtsak daha iyi iktidar sahibi olamaz mıyız?barışı isteyen en güzel milletiz günün anlam ve önemine de uygun tarihimize calıssak olmaz mı hataydı kabul dedikten sonra elestiriyi dozunda bıraıp dersimi aldım demeyi bi ögrensek...
ama her şeyde hayatımızın her anında bunu basarabilsek olmaz mı sanki?

bir de günün iyi olucak haberi var tabi
trt8 hayırlı ugurlu olsun.tarih zamanlama haziran 2009 olucakmısmısmıstaa basbakanımız 21 marta istemiş sonra ilker basbugun da istegiyle 1 ocak a yetiştirilecekmiş bu sevimli kanalcık her gün istiklal marsıyla acılıp istiklal marsıyla kapanacakmış en önemli ayrıntı çanak anten ayarıyla roj tv nin ayarıyla izlenebilir olacakmış.bu yayından pkk rahatsızlık duyuyormuş hatta müzik sanatcılarına tehditler yöneltmişmişmiş.neden mi hayırlı olsun monopollükten cıkartılıp devlet konrolune alınması gereken iyi bir nokta olduguna inanıyorum var mıdır? bu mudur? budur aferim bize.

haftasonu aptalı

aslında üç gündür yazmam gereken seyler var erteledim durdum. şu an kısa kesmem gerek galiba biraz sarhoşum ama çok çnemli degil artık sabaha silerim
veysel diye bi adamla tanıştım yani tanışmadım adam bildik falcı senayla gittik dün başımın etini yedi gideliiimm gideliiim diye gittik neyse işte..
çogu gibi biraz kırıtık bi seydi dedigi seyler ben kumral bi adamla 2009 mayısında tanışıcakmışım 2010 da nisanlanıp 2011 de evlenicekmişim adı a olucakmış.az parası iyi bi ailesi namusu serefi olucakmış tam istedigim adammış benden 4 yaş büyük olup boga görünümüde yengec olacakmış sofraya 5 tabak yerine 3 tabak koyucakmış 2 oglum bi kedim olsun mu bi de dedim herif bana küfür etti.
eski sevgilim bana geri dönücekmiş siktir et pezevengi önüne baka baka gitsin sanki burası hollywood herif film cekicek onla olmuyo senle senle olmuyo benle seni terkederken düsünseydi dedi.aynen bunu dedi.
10 ay işsizsin git hazır yerini bulmuşken ingilterene sonra da gir özel sektörüne hatta su ve su firmadan teklif gelicek sunu tercih et dedi veee benim cv yolladıgım firmaları dedi herif ....işte bunu nerden bildi onu anlamadım. bi de ikizlersin kız saaeen dedi.onu nerden bildigini hiç anlamadım.sona da astrolojiye inanmıyomuş öle dedi daha bisürü gereksiz gerekli sey dedi
uzun lafın kısası acaba bu herif bizim eve camera mı koydu izledi yoksa bu bizle yasıyoda haberim mi yok bu kadar seyi nerden biliyo eski erkek arkadasımın adı alnımda mı yazıyor
ve daha neler neler
en önemlisi fala inanmak günahın günahıyken bu fal beni acayip gaza getirdi su aralar ingiltereye gidicem ben diye dolasmaktan bi hal oldum bu ara eski sevgilim dönse sırf faldaki kocamı boynuzluycam diye geri dönmem. vallahi dönmem başka hiç bi nedeni yok...zaten dönsemde uzun sürmez patlatırım o kafasını onun.
allahım biliyorum çok günah ama gecmesin bu falın etkisi cok gaza geldim biraz göz yumsan olmaz mı? amin allahım sarhoşkenki duamda günahtır belki ama kabul et nolur.

9 Kasım 2008 Pazar

üşüyen yapraklar.

ben hep allah'ın sevdigi insanlara müthiş bir zeka ya da yetenek neyse işte o tılsımla ;onu kullanmaları için zor yasamları verdigini düsünürüm.bütün o zorlukların içinde hayat bana güzel baak demeyi bilen insanlar mutlu olabilir.o insanlar dünyaya iz bırakırlar bu belki muhteşem bir miras belki bir çocuk belki de bir ülkedir... o insanlar dünyayı degerli kıldıkları için cenneti gercekten hak ederler...

belki de yenilmemeye ugrasırlar yenildiklerinde ise başları dik duruşlarını hiç kaybetmemek için yaşarlar.hayalleri ve gercekleri ugruna yenilmeyi belden aşagı vurarak yenmeye tercih ettikleri için degerlidirler (aslında öyle bir şarkı vardı dinledikçe yenilesim gelen) ve bu yüzden ölüm onlara diger insanlara yakıştıgı kadar yakışmaz. geride bıraktıkları herkes ve her şey bu yüzden ölümsüzlüge inanır...

insan denilen varlık önce ben' e endekslidir.önce bencildir.'aman oglum önce hayatını kurtar diploman ,işin ,karın ,cocugun ,evin ,araban ,soban ,yatın ,yazlıgın... dünyaya çak çivini evladım o küçük çiviymiş git daha büyügünü bul yavrum...' mantıgı bu 'dur.
sonra o'nu yaşamını hayal ediyorum sadece hayal ediyorum çok tartısılan belgeselleri romanları arastırma yazılarını arkadas hikayelerini kenara koyup savaşlardaki halini, uykusuz gecelerini , kadınlarına davranıslarını,misafirlerini ,yedigi yemekleri ,geceler boyu yazdıklarını okuduklarını ,mimiklerini umutsuzluklarını ,sevinçlerini ,saçlarını ,...ve en çokta ellerini hayal ediyorum.hayallerini hayal etmekten korkuyorum ;aklım almaz deyip vazgeciyorum.bir insanın , genç bir adamın kendi hayatının gel gitleriyle hayalinde baş etmekten ürkmesi gerekirken;tüm bir ulusun gel gitleriyle gerçekte baş edip yenebilmesi;o milletin topraklarını elleriyle şekillendirmesi belki de gerçekten mucize dir. belki de bu yüzden onunla beraber yasamadıgımız halde minnetten öte bir duyguyla baglı oldugumuz içimizdeki ölümsüzlügünün nedenlerinden sadece biri bu dur. olamaz mı?
atatürk benim için herkesin saygı duydugu duvardan hiç inmeyen cerceveydi. bir tabuydu.zaman geçtikçe bu soyutlugun yerini başka derin somut düşünceler aldı. bi atatürk daha çıksa keşkeleriyle çıkmayacagını okullarda sıg ve beyinsiz tek başına yanlış karar alabilme potansiyeli hayli yüksek olan,' politikanın tükaka,düşüncenin suç' olarak ögretildigi televizyon cocukları olarak yetiştirilirken ;10 kasım törenlerinin zorunlu eziyet havası içinde okunan şiirlerin geçmesini bekleyerek onuncu yıl marşlarıyla tepinerek geçiren cocukların ...
büyüyüp her şeye ragmen düşünebilecegini kimse hesaba katmadı.ama zaman geçti. kimse birbirine benzemez dogru...ama insanlar birbirlerinin izinden yolundan gidebilir.

ben hala atatürke duyulan olaganüstü saygının var oldugunu;hiç yitirilmeyecegini biliyorum.ve o'nun yolundan ayrılmayacak milyonlarca nesillerin gelecegini umut etmek istiyorum.
rahat uyu ata'm deriz ya hep...atamızı gerçekten rahat uyutalım.
. jüli

6 Kasım 2008 Perşembe

bumerang

işten cıktım ya da atıldım orası muamma şimdilik. zaten sevmemiştim benim hoşuma giden tek sey evi terkedip; hatta yataktan cıkıp trene binmekti. insanlara aval aval bakıp 'aaa benden baska insanlarda varmış dünyada!' demek hoşuma gitmişti tekrar başa sardım...en azından dolmuşta,trende dip köşe amcalardan kacacak delik aramıycam artık bu da zügürt tesellim...
aşık olmam ulan ben bu zamana kadar beraber oldugum cocukların agzına ettim seni fena benzetirim benle aşık atma derken bi yıldır beni terkedişini üstümden atamıyorum...yenilgi olarak düşündüm hep ama yine de sana hiç beddua etmemiştim taa ki o sarısınla resimlerini gördügüm zamana kadar...şimdi aptallıgıma aglıyorum.beni silip şu pasaklıyla beraber olduguna aglıyorum.benden daha zayıf olmasına aglıyorum. benden daha çok deger vermiş gibi durmana aglıyorum.zaten öyle o kız benden daha degerli gözünde biliyorum.senden baska erkek yokmuş gibi davranmama aglıyorum.senin degerli kaprislerinle cevremdeki herkesi uzaklastırdıgıma aglıyorum.her seye aglıyorum.var mısın yok musunu izlerken bile aglıyorum ...
o aptalda beni feysbukta bloklarken bi zahmet edip sayfasını cümle aleme kapamayı da akıl etseymiş iyi edermiş...içim sızlıyor hala sana.ne zaman biteceksin anlamıyorum sırf senin yüzünden insanlarla göz göze gelmekten kacınıyorum hala seni bekliyorum hala sen varmışsın gibi davranıyorum.o kızda ne kadar sarı postişli bi sey olsa da belli normal bi kız... umarım kıt akıllıdır.yapışmış sana resmin birinde bi orda kaltak lan bu dedim ama günahı yok belli aptal bisey seninle olduguna göre...baska bi poz benle olan pozunla aynı yanındaki kız degişse de ne kelimelerin ne de fotografların degişiyor bravo insanlıgından hiç ödün kaybetmiyorsun...ama hep ayı kalıyorsun. benimse sana diyeceklerim anlık degişiyor düşüncelerimi bile piç ettin bravo.
bunları düsünürken tülin sahinle cindy craffordun benlerini dinliyordum bende yaptırıcam suratımın orta yerine. bi param olsa sadece suratıma ben yaptırmakla kalmayıp vucudumun içine edicem.burun dudak allah ne verdiyse insan eli degdirticem lan..
dolmusta hiç tanımadıgım aynı gün işten atıldıgımızı söyleyen patronuna platonik bi askla baglı olan ve patronu onu iplemeyip işinden atan o kızın pesine dedektif takıcam sona da yalancısın kızaaam biliyodum en basından beeen niye insan iki dakkalık yolda hayatını yanındakine anlatsın illa bi yere yalan vardır diycem...
sonra da hayatımın bi evresinde gidecegim ve bi daha da gelmeyi düşünmedigim dünya turuna cıkıcam benim turum öyle 80 günde filan bitemez bi defa gezicem ben ama öyle görmedik köy delik deşik eşinmeyecegim tabi italyan barış elçisini unutmadık...hoş sokaklardaki erkek kalabalıgından sokaga cıkmaya korkar olduk... yanında erkek olmayıp sokaga cıkan kızlara tü kaka denir bunu unutma jüli.arada kendine tü kaka de çünkü son bi yıldır sapsın.ondan öncede hayvan bakıcısıydın sen.
bi de üç sabahtır aynı kompartmanda gittigimiz çok bi seye benzemeyen ama efendi hoş bi yüzü düzgün tarzı olan ve karşıma geçip öküz gibi hiç gözlerini ayırmadan bana bakan cocuk;son trene bindigimde inerken sana yaptıgım adaba uymayan toplum düzenini bozan davranısıma karsılık hoşgörüyle bana yine gözlerini ayırmadan bakar mıydın ? ama bu sefer arada gözlerini kacırsan fena olmaz cünkü devamlı bakınca bende baskı olusuyor zaten bu kesişme oynaşma durumlarının acemisiyim bi bok yapamadan kitlenip kalıyorum... önce inenler beklenir sonra binenler biner. ben pesimden inme diye binenleri deşerek indim asagıya bi bunun için sona da camdan sana yaptıgım nanik için özür dilerim.
bunları yazarken yan odadan gelen horultu sesleri ve klavye tıkırtılarım sarkı gibi geliyor...
karmaymış eden bulurmuş yalan yavan bu aralar ya da bana geçmiyor bunlar...allahım nolur beddualarımı kabul etme.

2 Kasım 2008 Pazar

bir sana bir bana.

kac kurtar kendini
ben oyalarım git
içimde ne varsa sana alışan
hiç olmamıştı belki

hayat yalanlar bizi
dilerim güçlüdür zaman bu acıdan
yagmurdan sonra toprak kokusu yüzün
dokunsam da özlesem de aynı hüzün...aynı hüzün...
bir adam bul kendine sana aynalar tutmasın
o kadar güzel yüzün içime bakmasın
seni korkutmasın
özlesen de arasan da kendine sakla

herkes her şey senin olsun
bir beni yasakla tek beni yasakla...
f.d.
hep bu sarkıyı söyledim senin için sonra oturdum sana şiirler yazdım günlerce gecelerce
bi boka yaramayan gözyaşlarımı hissedersin sandım...hissetmedin. şimdi...sana tek diyebilecegim 'Allah yolunu açık etsin'... daha ne desem boş:) bu da benden bana olsun

DUVAR

gecemin karanlıgı kadar
yolum aydınlık olsun
evlerin duvarları beni boguyor
evim aydınlık yollar olsun
yolların sonunu bilemedigim kadar
seni bilirim
senin bana gelmeyecegini bildigim kadar
duvarlarımı bilirim
gecemin karanlıgı
yolumun aydınlıgı
bırakıyorum seni aramayı...

jüli
bi de bugün gittigin gündü.iyi ki gittin sevgilim cok sürdü...ama sonu ikimiz içinde güzel olsun:)

1 Kasım 2008 Cumartesi

bu gün içimdeki konuşmaları biraz susturup baskalarını dinledim hep üçlü diyaloglarda yer aldım bizzat özne olmadım.iyi de oldu bugün hayat sade bana zor degildi biliyordum ama son bir yıldır cidden kuyrugum varmışta benim haberim yokmus gibiydim zaten kasım ayı içerisinde ay akrep burcunda olacagı için tüm insanlık alemi radikal kararlar alıp hayatlarını degistirebilirmiş...bunu 3 gün önce biliyor muydum hayıırr.
yine o kronik fotograf bakma ve aglama seramonimden sonra her seyi sıfırladım yeni iş bile buldum telefon rehberimi msnimi her seyimi sildim attım sonra da blogu actım şimdi neden aglamayan bebege meme verilmez görecegim... sildim ne kar kaldı ne kum...bundan eminim artık sadece sızım var...dı.
bu gün o da kalmadı. baska insanların hayatlarını dinledim.baslarım senin aptallıgına dedim. dedim.dedim.kendime de yaptıgıma da yapmadıgıma da sövdüm sona yetti ulan akıllı ol artık dedim.
ama ben son bi yıldır hep bi sekilde başa sarmayı bildim.
başka zamanlarda başka erkeklerin aynı sözlerine kanmak gibi hayatım ama bazı dönemlerde formatlamak gerekir arada sırada format attım sona da üstüne bi bira açtım:)

31 Ekim 2008 Cuma

böcek olmadan...

bazen kalabalık bi caddede yürürken aniden bi apartmana cıkıp cantamdaki cakıl taşlarını insanların kafasına atıp atıp saklanmak istiyorum taşlarım bitince tükürecegim muhtemelen.

ben bugün aylardan sonra ilk defa dısarı cıktım. kalabalıkta yürümek gerceken zordu bi de sabahın köründe tren cekilmez bi seymiş.napalım dedim ki juli işe yaraman gerek yoksa şiştikçe şişeceksin evde hadi kalk giyin bi çık dısarı dedim eve döndügümde iş sahibiydim kolay bulunan bi iş oldu degiştirecegim işte her seyi yavas yavas.zaman alacak ama olacak.zamana hep güvenirim zaten ondan bu kadar karamsarım galiba akıllı olucam artık söz.
ne cok konustum gudubok yere Allah'ım sen çeneme mukayyet ol...

deneme:)

deneme:)