29 Aralık 2008 Pazartesi

üçüncü şahıs

-aslında patates gibidirler ama cips gibi gözükürler..
juli:patates işlenirse cips olur ama hıyardan en fazla turşu olur.
ahaaahahaa.
-in aşagıya geliyorum sizin eve dogru.
juli:buyur.
ev sana yaramıyor juli.mutfak-yatak arasında yaşamaktan gerçekten patatesnevi bi hal aldın.rejmi diyetide beceremezsin sen şimdi uymaz...çikolatalı kahvaltı düzenini kaldırmalısın...bu arada kahvaltı dedigin ögünün saatini normal bi saate alsan fena olmaz
günlerini yemen bitti gecelerini de yiyorsun utanmadan...sonraoturup içinin içini yemesine izin veriyorsun.böyle böyle şiştin sen...üç kuruşluk adamlarda patates diyor sana...
ee ne yapmayı düşünüyorsun şekerim?...evet düşünme yap o zaman.

travma bu.başka bişiy olamaz.

27 Aralık 2008 Cumartesi

biliyorum.

aklım benimle dalga geçiyor...
yine veda anları yaşıyor uykum
harfleri karalıyor ellerim,
eller beni karalarken;
hep dogru yaptım diyorum.
bir tek gökyüzünü görebiliyorum.
bir tek başım havada nefes alabiliyorum.
kurdugum hayaller boka saplanmışken,
diz boyu engeller önümdeyken,
dişimi sıkıyorum,geriliyorum.
yine de seni aramıyorum...
gittigin yeri bilmek istemiyorum...
yine ben dogru yapıyorum diyorum.

juli.


döndügünde olmamalı buralarda...

26 Aralık 2008 Cuma

ne ipne gün.

yine yeni bi iş görüşmesine gittim bugün...ama asıl günün olayı ibneyi görmem oldu.iki yıl geçmişti.hayatımda tanıdıgım en ibne heriftir kendileri...en son diyalogumuzu yazıcam braya mesene kaydı sagolsun:P
...
ipne:hayatında biri var mı?
juli:sana ne alla alla
ipne:bana itlik yapma adam gibi soru sordum cevap ver
juli:var.
ipne:kim var lan? nerden tanıyosun?yeni ayrılmadın mı o puşttan??
juli:allahım ya...karıştırma onu.sana ne ondan...
ipne:kimle berabersen ayrıl.yol ver gitsin...
juli:oldu iyi ki dedin...sen dedin ya kesin yaparım.
ipne:seni seviyorum aptal. hayatım boyunca sevdim...
juli:ne içtin sen kafan iyi mi?ne içtiysen bana da versene!
ipne:sarhoş degilim konuyu degiştirme soruma cevap ver!
juli:ne sorusu be?git yat hadi...senle mi ugraşıcam gece gece...sevmişmiş hadi leyn!
ipne:benime çıkar mısın?
juli:naparım naparım? sen iyi misin?ahahaa....valla ot mu buldun naptın?
ipne:soruma cevap ver...evet ya da hayır diyeceksin çabuk ol!!
juli:bu burda konuşulacak şey mi bi gün buluşuruz konuşuruz ayrıca senin sevgiline noldu? feysbukta sayfarca kalplerinze 'ay lav yu' laşmalarınıza falan...
ipne:kıskandın mı?onlar kıskan diyeydi aptal!!! soruma cevap ver...
juli:hayır.
ipne:ne hayır?
juli:sorunun cevabı.
ipne:hayır cevap degil...evet diyeceksin.
juli:ya ya.ikisi de hayır.
ipne:evet de.
juli:git bi banyo filan yap kafan yerine gelsin.burda konuşmayalım zaten...
ipne:ben üç kuruşluk o... yollama.evet de
juli:git öl sen.hadi kapatıcam pc yi işim var.
ipne:seni istiyorum......
....
juli:sen bi s... gitsene.nereye gidiyorsan git bi daha arama beni.
ipne:hahahaahahaa...korktun mu?
juli:yok senin gibi bi ayıyla vakit kaybettigim için seni adam yerine koydugum için kendime acıdım.benim için bittin sen.yazık lan sana.
ipne:silemezsin beni... haahaahaha...
...

o gün tir tir titremiştim.küfür üstüne küfür sigara üstüne sigara içmiştim.bu adamı zerre kadar düşünmedim.üstünden iki yıl geçti.arada bi msg atardı 'ne zaman barişiciiz' diye.cevap vermedim hiç. ama eşşekler seni... demeyi çok çok istedim allah biliyor.
bugün yolun karşısında yürüyordu.tanımadan geçti gitti.
allahım ne büyüksün...tanımadı ve görüşmeden çıktıktan sonra gördüm...yine bi paket aldırttı bana eşşolu.

bugünkü iş görüşmem iyi geçti aslında:)ama iş pek bi iş degil aile efradı oturdu karar verdi efenim o iş bana uygun degilmiş... bence de degildi şansımı deneyim dedim denedim...evden veto aldı.derse devam ediciim:P

25 Aralık 2008 Perşembe

barışma

bugün uzun uzun yürüdük konuştuk.kedilerimizde yürüyüşe çıkmışlar gibi bizimle yürüdüler.onları da bozduk kedilikten çıktılar.jack bana hayatın kolay olmadıgını öylesine yaşayamayacagımı alış verişlerimin hep orantılı olması konusunda nasihatlarda bulundu.ama öyle bi konuştu ki içimi acıttı.

-juli hayatı bu kadar sıg ve bencilce yaşayamazsın.kimsenin sana zarar vermemesini istiyosun bi kabugun içindesin.ne birini sokuyorsun ne de başını çıkarıyorsun.çık artık ve yaşamaya başla çünkü yaşamıyorsun...ve ben senin böyle olmana katlanamıyorum...kimse katlanamıyor...

haklı. kendimi sakınacagım diye hayatı pas geçiyorum.elimde degil ama geçici bi süre bu böyle olmalı...geçecek biliyorum.

evet okuyucu,gördügün jack le barıştık.bi de utanmadan yürüyüş yaptık.eve gelince saçlarını taradım.bi annemin bi jack'in saçlarını tararım.çocuk gibi olur o zaman...kıkırdar durur.
onu özledigim zamanda gözümün önüne öyle gelir ve gerçekten burnumun diregi sızlar.

içimde yogun bi özlem oldugunu sanırım hep...geçmişte yaşarım. ama geçmişe dönmeyi istemem ben.geçmiş geçmiştir kalsın orda.ünlü türk büyügü burak kut'un da dedigi gibi yaşandı bitti saygısızca... benim geçmişim karşımdakini kırmamaya yönelik oldugu için fazla saygılıdır gerçi...
:( kendi beynimin içine etmede üstüme yoktur.
lanet beynim bi kokuları bi de mimikleri unutmaz.hatta uzunca bi zaman ardanın lanet bakışıyla uyanırdım.şerefsiz herif,yıldızlı yıldızlı öyle bi bakar ki insanın suratına sadece benim degil,ardayı tanıyan herkesin ilk aklına gelen gözleridir bence.gerçi son zamanlarda lisedeki matematik hocamın tükürüklü konuşmasıyla uyanır oldum. ne öngörülü herifmiş yıllar önce 'kıssım senden de bi şey olursa haber ver' demişti.
benden bi bok olucak hocam...ama sen hala o igrenç çürük dişlerinle dolaşacaksın ve çocukların sıralarına tükürmeye devam edeceksin...hiç merak etme sen...

22 Aralık 2008 Pazartesi

hasta.lı.lık.lı

hastalıgı da ,hasta olmayı da,hasta olanı da,hastaneleri de sevmem ...:((
evet küçükken aman kızım hasta olursun diye soba dibi kalorifer deliginde büyütüdüm itiraf ediyorum...ama ergenlikten sonra hiç hastalanmamıştım-yazları denizden gelip grip olmamın dışında...evet efendim o vıcık vıcık sıcak yaz günleri üşütebiliyorum daa kışları bana hiç bişe olmazdı.hatta o pis,lanet devlet yurdunda bile 4 yıl bi şey kapmadıysam hiç bi yerde kapmam.bagışıklıgım test edildi onaylandı efendim...üstümde türlü deneyler yapmanıza suratıma hapşırmanıza hiç luzum yok.ben sınırlarımı biliyorum...daa şimdi nerden esti nerden??? tam da yılbaşı programı yaparken...hande gelirken.nerden mi kaptım? babamdan...evde bulaştırmadıgı insan kalmadı.hatta mahalledeki bakkala bile babam bulaştırdı.sıra bendeydi.evet...şimdi bu üşütme mi kapma mı her nerden geldiyse işte;bu mikrobun sayesinde hapşırmaktan nefret eder hale geldim.çünkü bademciklerim agzımdan fırlayacakmış gibi hissediyorum...bu ne fena bi histir.bi de kafam agırlaştı. hani ben ders çalışacaktım ya...çalışamam imkan yok:P valla çalışmam.

alahım kimseyi hasta etme yarabbim...

demin o kadar çook sey yazmıştım. ama sildi sayfam demek ki istemedin o yazıları varsın olsun...bende hayatım boyunca kimseye sızlanmadıgımı düşündüm,günlügüme sızlanmak hakkım...sen benimsin de mi?

17 Aralık 2008 Çarşamba

sildim.

...

....

.....



hande:valizim dolu yine aşklarla acılarla yola çıktım sonsuz ayrılıklarla,öle bi yalnızlık ki yıllar yoruldu.


juli:eller günahkar diller günahkar bi çag yangını bu bütün dünya günahkar masum degiliz hiç birimiz...ne bu yavru şarkılardan fal mı tuticiiz?


hande:az önce bay j den inci:insan yeryüzünde yaşayan canlıların en zekisi olabilir ama yaşayan en zeki canlı oldugumuzu kim dedi???


juli:en azından bu önermeyi yürüterek aptal olmadıgını gösteriyor...


hande:senin geleceginle ilgili önerme ne alemde?(lafı da böle buraya getirdim ya höh bana!:))


juli:kpss önde yurtdışı arkasında...konuştuk dün annemlerle 'hadde bakalım...'dediler...yani anlayacagın kitaplar yine gün yüzüne çıkıverdi.neresinden baksan bi yıl kaybediyorum...bu yılı kaybetmeye karar verdim...nasip...sen nasılsın?


hande:nasıl olayım konsantrasyon sıfır an itibari ile.Ankara ya gidince toplarım heral!onun dışında iyi gibiyim.senin içinde hayırlısı olsun canım kararını verdin en iyisi!


juli:evet...ama bi korku var içimde hayırlısı...senin durum normal bebem kafanı takma.


hande:kork tabii!korkularımız degil mi güçlendiren,kararlar aldıran.korkacaksın zahmetli bi işe giricen,ders çalışmak! ehh, bu ugurda her şey mübah!


juli:savasa gitmiyorum canım !!! savaşa giden sensiinn...:))özetle şap a oturdun hayırlı olsun diyosun yani...


hande:hayır!dogru karar verdin adımını attın yokuşu tırmandın!en zor aşamayı geçtin iş şimdi yokuş aşagı düşmeden bisiklet sürmek!!!


juli:bak en iyi yapabiligim işlerden biridir bisiklet sürmek tek tekerle bilem süreriim:)


hande:göriciiz bebem...annem demin valizimi gördü.üç gün için bu kadarı biraz fazla diil mii dedi bende istanbula geçiciim dedim.hay demez olaydım.megersem ben seninle günlerdir plan yapıyomuşum falan fülün...gitti şimdi babamı fişekliyo bana karşı...pfff.



juli:allah tülin teyzenin gazabından bizi korusun...



hande:amiiinn.hadi kuzum git ders çalış sen hadi...



juli:ppfff...



anlaşılacagı üzerine bitirmiş oldugum üniversite bi boka yaramıyo bugünlerde...başa aldım.bu sefer gerçekten ciddi olacagım...daha fazla yalnız kalacagım farkındayım.daha da fazla devrikleştirecegim cümlelerimi bu gidişle...ama yapmam gereken bu ertelemeden...kpss ye girip devlet memuru olmaya karar verdim efenim...garanti iş bari alınan puanın 2 yıl geçerliligi var.ama bu altı ay zor olacak gibi...

16 Aralık 2008 Salı

bugün.

adı lazım olmayan bi yerin adı lazım olmayan bi işine başvurdum.bugün için onlar çagırdı ben gittim.beşiktaşta ayagımda 10cm.topuklularla daha önce hiiç girmedigim sokak aralarını delip geçtim yerlerini buldum...mülakatlarına girdim sagolsunlar iyi davrandılar.'yavrucuum sen bizle dalga mı geçiyorsun biz lise;olmadı üniversite ögrencisi arıyoruz senin burda işin ne güzeliiimm??.'dediler...işin özeti bu'dur...kızmadım kızamadım haklılar napim...üst kademe işler için yetersiz digerleri içinde fazla oluyorum hep...neyse efenim...önüme IQ testi cinsinden saçma sapan bi kagıt koydular 60 soruyu 20 dk.içinde çöz dediler.biz sana uygun pozisyon olunca seni ararız ama malum kriz dediler...gerçekten açık ve net bi biçimde böle dediler.tüm iş verecek saygıdeger şahsiyetler de sagolsunlar lakin ben böle adamları daha önce hiiç görmemiştim...
zamanında -3 ay önce-babamın arkadaşının yanına gitmiştim adam 'sen bana şimdiiik bi resimli bi resimsiz bi ingilizce bi türkçe cv ni yollayıvee ben bakacam çaresine kızaam'demişti.o gün bu gündür hiç haber yok.zaten beklemem aptallık kriz var biliyorum efenim...o kadar çok cv mi naaptıgını da merak ediyorum.evet ,hepsini yolladım...babamı tanısanız beş on tane daha yollatırdınız bana.

aa bir de giderken apartmanın önündeki merdivende kelebek konmuştu.avucumun içi kadar siyah üstüne turunculu pırıltıları olan inanılmaz güzel bi şeydi.korkmadı ürkmedi.işareet diye bagırasım geldi...gözüm onda koyuldum yola...gerçekten bi işaretmiş.evden çıkma gitme demiş bana dinlemedim...
otobüste önümde sevgili bi çift vardı.gelip önüme oturdukları anda burda blogunu okudugum kızz buu dedim...onlar olmadıgını bile bile onlarmış gibi izledim çok güzellerdi :) adını vermiyorum bencillik ediyorum bende kalsın.umarım gri mantosu vardır:)

yol uzundu çok uzundu hemde...dönüş yolunda tüm incilerimi dökmüştüm...gözümü geçen yılki kadar karartamadıgımı farkettim.zaman başkalarını cesaretlendirirken beni korkaklaştırıyor galiba...bu hayatla benim sürtüşmem degil.hep hayatla kendimi aynı kefeye koyarım hayat derken kendimden bahsederim kendimden bahsederken içime anlatırım.her bi haltımı paylaşırım da kendimi paylaşmam. bi de ilerde kocamla çocugumu paylaşmam...

geri kalan ne varsa alsın tepe tepe kullanıversin çok mu?geri kalanlar toprakta işime yaramaz zaten...

derkeen,kitabımın birinin kelimelerindeki altı kalemle çizilmiş cümle alakalı da alakasız da olsa nokta yerine konulmalıdır...

'biz kaderimizin kaprislerine göre yaşarız ve hayat sadece soguk rastlantılardan ibarettir'

sürprizleri seviyorum ben ... o bana sürpriz yumurtalar gibi belki işe yaramayan oyuncaklar hediye etsin. kutularda saklayıp belli bi süre sonra çöpe atayım.ama sonra kimse bana vırvır etmesin...
sonra kapı çalıversin gelen sürpriz olsun.bugün anladım karar verdim:)

12 Aralık 2008 Cuma

konu komşu.

yunanya...merakla saygıyla şu sıralar izledigim komşudur.polis kurşunununa tepkisini etkisiyle gösteren insanları beni hayran bırakmıştır.bi kişi ölürse tepkim bellidir diyen halka helal olsun demem belki çok ürkütücü olur. kesinlikle kaos yanlısı degilim sırf bu yüzden dememem gerekir ama çenemi tutamıyorum helal olsun tavırlarına diyorum yine de...

darısı başımıza...neden mi?

şehitler veririz...susarız.
ota boka vergiler alınır..susarız.
topraklarımız satılır...susarız.
imar yasaları çıkartılır...susarız.
zararına özelleştirmeler yapılır...susarız.
birilerinin karşısında ellerimizi baglarız...susarız.
biz hep susarız.sus konusma kanaatkar ol evladım...bi zamanlar her yer bizimdi heyt be! bununla avun!demek bu belki de bilmiyorum.

kimlik soramadıgımız, kimliksiz yaşadıgımız topraklarımızda,boşu boşuna birbirimizi yemek yerine,birbirimizi kollayıp birinin başına gelenin herkesin başına gelebilecegini kabul edecegimiz günlere...yunanistan gibi olmak anlamına gelmiyor bu.bi seyleri farkedelim yeter de mi?

11 Aralık 2008 Perşembe

hiç.

avutamıyorum kendimi

hiçligi sevdim bir kere.

yalnızlıgımdan çok sevdim...

hayatımın yalanlarından çok sevdim...

üşüyünce bana sarılmasını sevdim...

hiçligime sarılıyorum

yine düşünmemeye çalışıyorum.

soranlara hiç bir şeyim yok diyorum.

hiç bi şeyim yokken...
juli.12"kasım

kırmızı

seninle öpüşmek...son kez seninle öpüşmek istiyorum.
seni öyle bir öpecegim ki hiç unutamayacaksın.seni öyle bir öpecegim ki,dudaklarını ısıra ısıra lime lime edecegim...dudaklarını öldürecegim...
giderken 'ölsen ne çıkar,benim için artık öylesin' demene inat ;dudaklarını öldürecegim ben...böylece son iz benim izim olacak...oradaki ince sızıyı böylece dindirecegim.oradaki binlerce izi böyle silecegim...senin dudaklarının kanı benim kalbimin yarasına merhem olacak.
benim dudaklarımın ilki senin dudaklarının sonu...
böyle silecegim sevgilim. böyle ödeşecegiz.
hani demiştin ya,'benim beş para etmez ruhuma,bekleyişlerime,acılarıma' karşılık dudaklarını koparacagım.
ödeşecegiz sevgilim.
dudaklarını ister saklarım ,ister sarar saklar çöpe atarım...orası benim bilecegim iş sevgilim.böylece yüzünde en sevdigin yerin bende kalır bu da seni üzer...
onu dert etme...bak sensizde kalabildim...

9 Aralık 2008 Salı

deriz duyanlara...

kayda deger bişi yok. ucu degen bişi de yok. o zaman karalama bizi... yolumuz açık olsun.
selam söyleme gördüklerine. sende kalsınlar. üstü onlarmış degdigini sandıgımızın;
deger gördügümüzün. alelade kal bi süre. benim senin gözünde kaldıgım şeklimle;
unutunca sil. kayda deger bulma beni de. teget geçtik deriz duyanlara.
degmeden birbirimize...

siyah bere.

dün ankarada dışarı çıktım.son çıkışım oldu çünkü bu saat itibariyle istanbuldayım.ani ve hızlı yolculuklar hızımı kesemez...kızılay otuz yıl geçse de degişmeyecek gibime gelir hep.heralde havası degişmiyor emin degilim...
en sevgilim arkadaşlarımdan biriyle güzel bi kaç saat geçirdim. huzurlu huzurlu gülüştük...sonra onun vakti bitti,o gitti.bende cafenin birinde yayıldım oturdum etrafı izledim mal mal... aklımda kalan 7 yıl bi şey var 7 yaşlı çocuk var...uzun bi ilişki var. ve ortaokuldan tanıdıgım canımın içiçe geçen 7 yılını hiç tanımadıgım gerçegi var...o ara kendimi düşünmüşüm...bencilmişim çok bencilmişim galiba...hep bunu,bunları düşündüm.sonuçta ankara aynı geldi yine.milletin çag atlamaya on adımı kalmışmış.ben daha emeklemeyi ögrenicem...ankara aynıydı evet...aynı...
taa ki otobüse binene kadar...
genellikle otobüslerde yollarda insanlarla gözgöze gelmemeye özen gösteririm.insanların beni didikleye didikleye incelemesini sevmedigim için,ben hiç bakmam ve yanımdan babam geçse farketmem...(aslında zamanla alıştım buna ben.arda yüzünden:)) amaaa birisi-kadın erkek farketmez-beni incelerse o ortamdan ayrılana kadar gözlerimi gözlerinden ayırmam ters bakışlarımla pişman ederim.az vakit geçirdigim insanlarla vucut dilim bi türlü uyuşmuyor napalım...evet vahşiyim ben.

ama dün otobüste eve giderken gayet kızvari bi tavır sergiledim kabul ediyorum.yanımda duran çocugu kulaklıklarından çıkan müzikle farketmem zaman aldı.bi an göz göze geldik gayriihtiyari bi daha baktım melek gibi suratı vardı.içimden çocuga dua ettim.allahım nazarlardan korusun.bu kadar güzel bi erkek olur mu bee dedim.bu abazanlık ya da asılma gibi bişey degildi...tiyatrocu olsa narkissos un alası olurdu...çocugu birine benzetmeye çalıştım olmadı.beceremedim.sonra bi alışveriş merkezinde indi gitti.onunla ilgili hayatıyla ilgili hiiç hayal kurmadım. beni ilgilendiren gözleriydi çünkü.adamın boyundan posundan emin degilim iki kez baktım bi suratını gördüm buna şükür. ama gözleri çıkar bizi cicili niyetine sakla diyolardı...ışıl ışıl koyu kahve gözleri vardı.
galiba ankaradaki en yakışıklı uzun saçlı siyah bereli çocugu gördüm:P on bin kere maşallah.



kendime:neden mi yazdım?bana dense mutlu olurdum.ve ilk defa ardadan başka birinin gözlerini görebildim ondan yazdım.geçer dendi geçti:)

6 Aralık 2008 Cumartesi

bitiş.

yine kaybettim. hayatımda önemli olanlardan birini kaybettim ben...aglamadım bu sefer içim acıdı sadece...içim yandı.ama kapıyı açtım gidiverdi.önceki gidişiyle aramızdan yıllar geçmişti.geçen yine zaman olacak.yenilirsem eger yine zamana yenilecegim.ya da zamanla dalga geçecegim.artık öğrenmeliyim zaten...



-bu üç yaşından beri arkadaş oldugumuz gerçegini degiştirmez biliyorum ama artık yoruyorsun beni...ben peşinde koşturmaktan yoruldum.keşke anlasaydın beni ama anlamayacaksın.keşke bogsaydın beni sen sadece yoruyorsun kelime oyunlarınla yaşamınla arkadaşlarınla seni kovalamaktan yoruldum.sen hep kıransın incitensin.defalarca dedim mutlu olamazsın böyle diye...

juli:sen mutlusun...benden çok mutlusun dogru.

-kelime oyunları oynama bana...ikimizde iyi rol yaptıgını biliyoruz...küçük olsaydık nereye saklandıgını rahatlıkla bulabilirdim.ama artık dünya senin olsun yeter ki beni rahat bırak artık juli...

juli:ha ben senin yakana yapışmış bi asalak gibiyim öyle mi?seni incitmek için bile bile yaptıgım hiç bi şey olamaz.yordugumu yıprattıgımı da sanmıyorum...ben sana hiç bi şey yapmıyorum.artık hiç bi şey anlatmıyorum dogru çünkü anlatacak bi şeyim yok.konuşulacak kelimelerim bogazıma geliyorlar agzımda sonra irdeliyorum çok boş geliyorlar geri yutuyorum.seni sıkmak bogmak hayatımda düşünecegim en son şey belki de...ama canını sıkmışım belli ne için sıktım?

-en basitinden bana deger verip ankaraya gidecegini söyleyebilirdin...

juli:saçmalama...biz seninle her dakka telefon elimizde dolaşmıyoruz ayda bir belki çok önemli şeyler için ararız birbirimizi degil mi?ayrıca planlı programlı yaşamadıgımı biliyorsun...en basit hikayelere gireceksek eger sende bana deger verip sevgili yaptıgını söyleyebilirdin başkalarından duydugum halde sana tavır almadım surat yapmadım...konumuz bu degil...senin ne derdin var ne oldu onu anlat bana hadiii...

- beni arama juli...seni istemiyorum artık...hep aynı hikaye ya.ben böyleyim beni böyle kabul edin.ulan seni elli kere çekime çagırdım geçen hafta zahmet edip geldin mi?

juli:neden gelmedigimi biliyorsuun...

-her şeye bi cevabın var degil mi?işine gelen her adama rahatlıkla ayak uyduruyorsun da bana uyduramıyorsun degil mi?defol git ya...defol.

juli:peki.(biraz öfken geçsin sona halledelim pekisiydi bi boka yaramadı)

-her şey bu kadar kolay degil mi ?inanamıyorum sana umrunda olmadıgıma inanamıyorum.ruhsuzsun sen ruhsuz zaten ardanın da gitme nedeni buydu.ruhun yok senin...

juli:peki.daha beni arama o zaman.

-komik olma ve sen beni arama.senin için yapmadıgım kepazelik kalmadı ardayla beraber oldugunda herkes aa harika oldunuz derken ben yapma bu herif sıçar agzına diye direttim sana aşkımdan mı hayır lan...aşk degil bu.sen benim parçamsın.beraber büyüdügümsün.ben ilk sana sarıldım belki de... ilk senin kaprislerinle kızları çözdüm. ama şimdi benden uzaklaşan sensin hep uzak ol juli hiç ugrama bana artık git sevgili arkadaşlarının omuzlarına...yediğin kazıkları duvarlara yazarsın artık...

juli:her şeye neden ardayı karıştırıyorsun sen ?

- inandıgın tek adam oldugu için olabilir mi...arda için günlerce gecelerce akıttıgın yaşları bildigim için olabilir mi? ya da kıskançlık... senin zayıf noktan arda. boşver anlamayacaksın ne zaman anladın ki...

juli:kafanı topladıgında tekrar konuşuruz...

-kararım kesin

juli:tamam o zaman.

umarım mutlu olursun ve istanbula geldigimde bunları bi de yüzüme söyle lütfen...bi de apartmanın kapısını napıcaz?

-inanamıyorum sana yazık lan valla yazık.ama şunu bil ki hayatım boyunca mutlu olmayı senin kadar hakeden birini görmedim masumsun lan. her bi haltı yedigin halde hala masum masum bakabiliyorsun... şimdi kapat lan telefonu.



...





bende aramızda böyle bi konuşma geçtigine inanamıyorum.ilk oldu bu.umarım son olmaz.

5 Aralık 2008 Cuma

ankara sogugu

evden kaçtım bi kaç günlügüne ankaradayım o kadar apar topar oldu ki kimse burda olduguma inanmıyor...bi kaç arkadaşımla buluştum iş güç derdinde millet benim gibi yayılıp yemek ye yat öl modunda yaşayan kimse yok haliyle yine yalnız takılıyorum...herkesin dedigi:'ne zaman toparlanıcan jüli?' pöfff...
geldigime gelecegime pişman ettiler hava desen iyice soguk ev de soguk bi de alışveriş merkezi insaatlarından eve giriş çıkış iptal edilmiş durumda yolun ortasından atlaya zıplaya geçilebiliyor...bu melih gökçek nası bu kadar oy alıyor şaşırtıcı bi durum..haliyle yine eve kilitledim kendimi.'ben gideyim artıık' diyince 'otur kızım bayram seyran var daha işin var sanki!' azarıyla ufak çaplı kalp kırılmaları yaşıyorum.

buranın hiç çekilir yanı yok.gerçi burda kafama göre iş bulsam kalırım...her yerde kalırım.çünkü bu aralar kendimi çekememe rekoru kırıyorum.bi de sigara içtigim bilinmedigi için içemiyorum haliyle durmadan şeker çikolatayla beslenince alerji oldum bacaklarım boynum kollarım kırmızı sinek ısırıklarıyla dolu gözüküyor.'bu sogukta sinek nerden seni bulmuş yazıık' diyenlere tebessümle karşılık veriyorum. ortaçagdaki cüzzamlılara bol bol elham okuyorum sayelerinde...geçici bişiy iki güne geçer işte.

istanbulda bi firma başvuruma 3 gün önce cevap vermiş aradım istanbulda degilim dedim nezaketen ölmemek için... yapabilecekleri bi şey yokmuş artık neyse bilmem ne!!! 'yıllardır evden çıkmamış gibiyim iki gün çıktım diye mi mail attınız uleeyn!...kaçtı yani.keyif bi şeey...zaten 50 mülakata sokucaktınız ben üç beş gün geç girerdim işkenceli soru cevaplarınıza olma mı!!hiç bizimkilere söylemedim ama acilen iş bulmam gerek yoksa çürüyecegimi hissediyorum.ah biraz param olsaydı giderdim dil okulu niyetine amerika afrikaya bi yere ama o da yok.ahla vahla geçir ömrünü juli babannen sana yarın baklava yapmayı öğretir artık...onu evden imal edip satarsın o parayla ev bilem alırsın hatta internet üzerinden satıp kimseyle muhatap olmazsın.müthiş fikir.insan görmeye tahammülüm yok acuze bişey halinde dolanıyorum.içim buruşmuş hıyar kıvamında olmasına ragmen şuh kahkahalarımla komşuları geceleri ayartabiliyorum:) yan komşu saat iki de kapıyı tıklattı yeni evli bi kadın...kahve yapmış bana abuk sabuk bi televizyon programına ne kadar çok güldügümü farketmişmişmiş...apartmanın girişinde kahve içtik o evine girdi bende babannemlerdeki toplu odacıgım salona yerleştim.epey şaşırtıcıydı.o sabah sitenin önünde karşılaşmıştık.sadece gülümsemiştim.'ıyy ne soguk kız demiş arkamdan...hep böle derler dedim.sogugum ben ellerim ayaklarımda soguktur...sevdiklerim belli sürelerde katlanır avuçlarına alır sonra ısınmıyor ellerin der bırakırlar...ısıtamazlar...
boş ver dedi senin olanlar ısıtsın ellerini de kalbini de dedi...benim olanlar...
iç sesim:
ben bile benim olmasam bu aralar olma mı?
canım fotograf makinemi merdivenlerden düşüren babanemi saygıyla anıyorum.istabula dönene kadar fotograf eglencem tuz biber oldu bi de tamir parası ooh...
bu hayat ne zaman bitecek ya.ya da ben ne zaman popomun koltugun şeklini almasından rahatsız oliciğimm.

1 Aralık 2008 Pazartesi

geçmiş zaman...

ard:en son ne zaman agladın?

juli:hımmm...iki hafta önce banyoda sanırım.
bi şey olmamıştı ama dolmuştum.yurt bazen keçi sayımı yaptırtıyor bana.

arda:aa sen de miii banyoda aglıyorsuunn... juli, kabul et aynıyız biz aynı.

juli:saçmalamaa çogu insan banyoda aglar gözlerinin şişmesi kızarması çok belli olmaz işte...

arda:kabul ett aynıyız biz...

juli: :)


insan sadece inanmak istedigine inanır...