30 Nisan 2010 Cuma

dolunay.


sabahın körü olduguna inanabilecegim ama aslında normal olan bi saatte geldim.gittigim yer güzel degildi.sakin huzurlu düzenli disiplinli şık ne dersen diyebilirsin.adamlar yaşıyor hocam da diyebilirsin.benim ilgimi çeken nokta ne olursa olsun nufusa ikimilyonu geçirtmemeleri oldu.etrafa başka ilçeler nahiyeler şehirler kuruyorlarmış.ama yine de şehir merkezinin nüfusu ikimilyonla sınırlı kalıyormuş.ilginç işte.çok bi numarası yok şehrin..tipik avrupa kenti.ortada bi nehir,düzenli evler,geniş caddeler,büyük tren istasyonları,gelişmiş metrosu tramvayıyla rahat bi yerdi.o kadar..
sonra ne oldu?uçakta istanbuul diye bagırasım geldi.tuttum kendimi.bi de yaşlanmışım tabi.inişte anladım.biraz uyuyup arkadaşımla buluştum.
gül.benim üniversiteden kalan bi elin parmaklarından.. anlatmış mıydım sana?o yüksek yapıyor başka bi şehirde.torpilli evet.sevdicegi askerdeymiş ama az kalmış onu anlattı sonbahar kış gibi nişan dügün düşünüyolarmış işte bişeyler öyle gayet kız durumları takıldık..arda'dan sonra hayatımda kimsenin olmayışının yanlış oldugunu falan söyledi.karşıma çıkma durumunu anlatamadım.aramadıgımı da anlatamadım.kafasındaki şeyi yumurtladıgında aşk dedim.yok mu sahiden aşk?
hem her insan aşık olmaz mı yoksa?bazı insanlar hiç yaşamazlar mı aşkı?dedim hepsini.yok dedim.ben istemiyorum hemen öyle tanışmaları.rastlantı seviyorum hayatımda ben planlar küflendiriyor bozuyor ruhumu.yok dedi.artık bize aşk yok!masaldı onlar.sen şimdi tanış onunla hem ciddi olur dedi.ciddiyet ne ki?tansiyonu düşmüş insana şekerli su vermek gibi.bi ilişkinin ciddi başlaması lakaytlık olmaması.ciddiyet aşkı bulur belki dedi.sulandırdı bulandırdı..sonra söz elbisesini anlattı.ayrıldık işe gittim ben.
patronum maaşımı verdi.cüzdanımı açıp içindeki onlirayla kesiştik bi süre..bi hafta eksik verirler sanarken yarısını almakta hoş olmadı hiç.önce bi ohh çekmişken ardından ha..demek hiç hoş bi durum olmuyor haliyle.sonra gittim yanına ..bey galiba bi yanlışlık oldu. biz böyle konuştuk bir aydır geliyorum.tamam bunun gelmedigim günleri blabla..cevap:bizde böyle!
pardon şimdi ben yarısını bugün yarısını onbesgün sonra alacagım öyle mi?peki normal şartlarda da mı böyle yani bi aylıgı hakedince yarısını mı alıcam hep kalan onbeş günü mü yoksa gelmedigim günleri mi kestiniz onu ögrenebilir miyim?
cevap:işine gelirse!
tutumunuz beni çok rahatsız etti.sonuçta memnuniyetlerimiz karşılıklı olmalı.bunu düzeltici önlemler almanız iyi olur dedim pırr yukarı çıktım.zaten alışık degilim böyle şeylere bi de yolunacak kaz muamelesi göremem!falan diyorum kendime ama biliyodum bi bokluk olacaktı bunda da diyorum.iyice çorba oldum neyse gittim işime.
o da bitmek bilmedi.çıktıgımda bildigin gece olmuştu tabi..sokagı hızla geçip caddeye çıktım.etrafın tenha olması başta rahatsız etse de kendimi taşıyamayacagım için son bi gayret duraga uygun adım marş vaziyette yürüdüm.akşamın geç vakti falan degil;
bildigin gece olmuş,ay çıkmış.kocaman.ay var-mış.dünya yok!sesli sesli dünya yok falan diyodum hatta kafamı dagıtmak için her adımımda,bi 'ay varmış,dünya yok!'öyle salak salak duraga gittim.
hala kafam yukarılarda ay'a bakarken yanımdan bagrışıp itişen bi grup gecip iki adım ötemde duruverdi.yok bişi diyordum kendime.sonra bakıyodum yan gözle paranoyakça hırsız-katil aday adaylarıma..bariz apaçi bunlar bişi olmaaz diyodum.yine kafamı öbür tarafa çevirip.ama sonra öbür tarafıma garip kılıklı bi kadın ve ondan daha genç bi adam gelince tırstım..yandaki apaçilere dogru kayar adım..sonra vazgeçip duragın arka tarafındaki taş duvarlara gidip oturdum.herkes önümde duruyor gözümün önünde rahat ool diyorum ama bu seferde arkamdan biri gelir de bogazımı kesiverir diye durmadan arkama bakmaya başladıgımı farkettim.'ölürsen ölürsün nolacak ki! çok bi şık hayatın var sanki'dedi içim.dışımda içimde titredi ama.sonra iş yerindekilere saymaya başladım.sigorta yok yol parası yok yemek yok yarım maaş falan diyorum ama sesli konuşuyormuşum garip kadın döndü bön bön baktı.tırsıp farkettim onu da.
yorgundum.ve hala yorgunum.geldigim anda çantamı atıp işe gelmişim.nası olabilirdim ki.gelmeseydim kalsaydım orda ya da uçakta yaşamaya başlasaydım.lanet otobüs gecikti gecikti.hırkayla mal gibi dışarı çıkınca soguk vurmuş oldu.
ceydayı aradım ve kafam patladı!anasıgil biriyle çay içirtmişler dün akşam begenmişler birbirlerini.ulan dedim ne hale düşmüşüz!ne olmuş bize!her şeyden vazgeçip çarklarda ezilmeye ne meraklıymışız.iş,aşk,hayalini kurup kendimizi inandırdıgımız her bi şey büyüyünce masal olup bulutlara karışıyormuş.. sonra otobüste jeton düştü!lan salak juli ne şanslısın!çocuk yaşta onun bunun tecavüzüne ugramadın.hiç öksüz yetim kalmadın vs.gibi bi sürü polianna abladan özlü sözler söyledim kendime..
ama yok,anladım ben.cidden babam haklı.benden-ve ben gibilerden-bi bok olmaz.o zaman oturalım yormayalım kendimizi.nasılolsa aynı olacak hep..di mi;)
ne güzel bu gece ay!ama çok üşendim balkondan fotograflamaya..kısmet ola başka dolunaya.
*bu da dünyanın üstüne toz olan umutlar oluyor haliyle..

25 Nisan 2010 Pazar

bu gun hic bilmedigim bi dilde tanisip sohbet ettim.onun türkcesi ingilizcesi yoktu.benim ruscam almancam...
artik "ayri dilden konusuyoruz."yalanini söyleyenin alnini karislayabilirim!

23 Nisan 2010 Cuma

main

hic bu kadar kalabalik bi havaalani görmemistim istanbulda..insan ziyani bizim memleket ustuste yasiyoruz.bunlar burda yayilmislar oohh..(geldim lan!)gerci gurbete gelenler apartman tepelerinde yine kucucuk evlerdeler belli.
memleket garip bi olgu benim icin.türkiyede yasayamam dedigim bi afyon var.orada da sahiden ben yasayamam!düsündüm bugün.yasardim burda da prag da da..vatandasligimi degistirir miydim dedim yok seviyorum ben ulkemi.buralar da guzel, tasrasi da sehir merkezi de guzel sakin insani standartlariyla bastan cikarabilecek yerler vardir ya oralardan iste burasi.gerci dil konusunda hayli sacmaliyorum.dilim dönmüyor bi türlü..simdi de futbolcu soyadi gibi söylenen bi yerdeyiz.sirin yerler burasi.doga olaganüstü hatta.
ama bildigin menapoz teyze durumunda her an bi sikayet dilekcesi cikarabilirmis gibi dolaniyorum.burda duramiyorum.iki lale göreyim, "istanbulda alasi var."sehrin ortasindan nehirden gecerken,"hic bogaz gibi mi suna bak" diye durmmadan bi yaris yaptiriyorum kafamdan..ikisi de farkli ikisi de ayri kizim kes sesini tadini cikart diyorum.yok olmuyor.her bi seye ne gerek var deyip duruyorum..elimde fotograf makinesi ha bire deklansöre basili duruyorum.hic birakmiyorum o denli. iyice gicik bi hal aldim. bi istanbula gideyim.yapacaklarimi biliyorum ben!
telefonum kapali.istekileri cildirtmis olabilirim bilmiyorum.
sigarasiz yaklasik bi ayimi da bitirdim bugun..su nehir kiyisinda cok istedim bi sigara bi bira yapayim yayilayim cimlere gökdelenlerin gölgesinde bok rengi sularinda huzur arayayim..aslinda gayet salakca olurmus.. olmaz-di zaten:/
iyi bi kiz cinsi olma yolunda hizli adimlar kaydediyorum bak! zararli aliskanlik yok,
yalan yok,akil yok..karisiksin cikmaz sokak dolusun zorsun ama yine de seviyorum seni.baska yerde de yasarim hic bakma oyle.ama cok seviyorum..

20 Nisan 2010 Salı




eşegi kaybettirip sonra bulurman da hoş bi durum tabii.seviyorsun beni biliyorum.bende seni seviyorum.ama durumu hala kavrayamadım.ne anlatıyorsun bi türlü anlamıyorum.çok akıllı degilim malum.olan aklım da yetmeyecek söyledigim yalanlara!dün de kalıyorum diye yalan söyledim.
eve bi geldim.durum degişmiş.'gidiyosun juli!'
bugünde yalan söyleyecegim.tamam.
bu bi anlaşılırsa bok iken,bok çuvalı oluverecegim.
şu ik'cı patronum yalan söyledigimi anlıyormuş gibi elime koluma gözüme kaşıma bakınıp duruyor..allahtan solakım.beynim de, ben de tersim.bunu biliyorsa yalan söyledigimi de bilir gerçi..amma gerdin beni ya hu.kırk yılda bi yere gidicem tüm hevesim bitti.şu kırk takladan sonra...
allahım sen herkese mi bana yaptıgını yapıyorsun? yıllarca hiç bi yerden kapı göstermezken bi anda binyüz kapıyı göstermekle kalmayıp aralatmandan da söz ediyorum..herkese mi yolladıgında böyle peşpeşe yolluyorsun?yoksa ben sıyırdıkça izlemek hoşuna mı gidiyor?

17 Nisan 2010 Cumartesi

düz gitse şaşardım.


yalan söyledim.söyledim de noldu?allahım;neden her şeyi elime yüzüme bulaştırıp bok ediyorum ve sen neden,salak zaten bu kız; çok istedigi bişi bu olsun da boşuna yaşamış olmasın.. diye yanımdaki çeteleci meleklerle dedikodumu yapmıyorsun..?ne var izin versen ne olacak yani!
patronlarıma çarşamba günü şehir dışına,eski okulumda diploma kayıtlarımla ilgili bi problem oldugunu gidip valiligi rektörlügü falan ziyaret edecegimi bunun da 3-4 gün sürecegini söyledim.destekli bi yalandı tabii.geçen yıl bi arkadaşımın yaşadıgı bi şeyi uyarladım heralde!
adamlara tutupta ben yurtdışına ucuz bilet buldum iki gidip göreyim oraları demekten utandım.oldu bi kere!hadi ben yaptım bi mallık.desem yollarlar mıydı hayır!bu da belli oldu bugün.bariz ima ettiler bunu.
eger o zırvaları demeseydim o volkanın küllerini buraya yollamazdın belki..hayatım düzende sandıgım ve sandırdıgım için mi bu reva? iki oyuncak verdik bu ara onlarla oynasın çok şımarmasın mı bunun özü?koca ülkeleri yalanlarla yürütenleri abad ederken en çok benimle mi egleniyorsun nedir bu iş?
hani ben insanım hata yapma lüksüm vardı?çetelecilerde tutuyor.zamanı geldiginde hesaplaşsak diger insanlara yaptıgın türden hani,şimdiden göstermeden yaşatsan.. olmaz tabi yok juli ne görücekse görsün burda degil mi!sanki orda kanat taktıracaksın bana.eger kanat varsa yarın uçaksız aldırıversen??sıkıldım bu bahtsız salak halimden etrafımdakiler haklılar napsınlar..
bi tamam olamiyorum bu ne saçmalıktır!
tamam sen haklısın tamam.en iyisini hayırlısını sen bilirsin amenna.vardır bi hayır.ama nolur perşembeye o küller yok olsun havadan..

hoş -gel-din-yine-gel-hep-gel.




ögleden sonra çıktım..işim vardı.
tam güneş batarken şehrin öte yakasına işime gitmek için yola koyuldum.metrobüs sana aşıgım..senle yaşayabilirim.hayatımı kolaylaştırıyorsun.ama çok yogunsun.bi sürü insanla aynı yerde yaşayamam vazgeçtim lan..
yollarda ömrüm geçiyor.hep böyle oldu bu.misal oturdugumuz ev benim onyedinci evim.yirmiküsüryıla onyedi çatı artı ikiyurtodası sıgdırdım.şehirleri saymaya luzum yok! sonuçta hiç fena degilim;)seviyorum hatta..tamam.insan dedigin her yere uyum saglar,her yerde yaşar.biliyoruz bunu.
karşı diyordum..allahtan her gün karşıya geçmiyorum.onun için farketmemiştim.erguvanlar açmış.bahar gelmiş.yine.üşütmüşüm.
burdan farketmem lazımdı degil mi? giyinmeyi bilmiyorum bu havalarda. orhan veli haklı valla.bi de üstüne erguvanlar!
kalabalıktan yapışmıştım metrobüsün puantiyeli camına hık hık diye burnumu çekiştirirken fırsat bildim bunu morlupembeli dagları beynime kazımaya çalıştım.
başka hiç bi yere bu kadar yakışamaz bu çiçekler..yol ortalarına dikilen laleler haddini bilsin gözümde erguvanlar var benim..
'baharda bogazda erguvanların açmasını görmeden ölmek olmaz..hidiv'e,ıhlamur'a büyükada'ya gitmeden olmaz..ölcez gidicez tadını çıkarmadan arkada bırakmak olmaz.'dedi içimdeki iyi kalpli olanlardan biri.
başkası karşılık vermeden durur mu!'plan yapmalı.yine uygulayamamalı..bogazdan geçerken cama yapıştıgınla kalmalı!'diye kursagıma tıkadı nefesimi..
ikikereikibeş.
haklı'lar.

15 Nisan 2010 Perşembe

sesliler olmadan hece olmaz.


sessizleri severim ben.
sessiz harfleri karıştırmayı;sessiz taşıtlara binmeyi;sessiz sevişmeleri;sessiz,kokusuz apartmanları;sessiz semtleri;sessiz aglamayı..yapabiliyor muyum hepsini? hayır.
kuralsızdır.bi kere başladı mı durdurmak olmaz.onunla yavaşlarsın.parmak uçlarınla yaşarsın,onun hüküm sürdügü zamanlarda dikkatin ne demek oldugunu iyice kavrarsın.
sırasızdır zaten.çagırmazsın,ihtiyaç duyarsın ama çagıramazsın.ortamı vardır,jagonu vardır..aklını sınatır,kendini dinletir bi zaman sonra.nefes alışlarının farkına vardıgın an vücuduna kayar aklın..bu bir tür saygıdır.ritüeldir.içinde bulundugun zamana karşı direndiginin göstergesidir.iç organların,kemiklerin,damarların hatta kanının akışını bile takip etmeye çalıştıgın zamanındır.
kendinlesindir.sadelikle baglı,sessizligine baglanmışsındır
benim için kendine has duruşu olan o solgun yüzü,dişledigi dudaklarıyla haydarpaşanın merdivenlerinden denize gözlerini dikmiş,rüzgardan saçları karışan bir kadındır.güzeldir.çok güzeldir hatta.
sessizlik bazılarının içine işlemiştir ya hani.hiç onlardan olamadım ben.fazla heyecanlı fazla mimikli yaşayanlardanım.hani şu tane tane konuşanları diyorum; tonlarına bayılırım onların.açık renkliler onlar kesinlikle!benim gibi dengesizler bildigin alacalı oluyoruz.krem nasıl olayım bunca rengin arasında insaf!
ve şimdi;şu onbeşyirmigündür sessiz sedasız işlerini halleden insanları seviyorum.bitirdim diye herkesin başının etini yiyenleri ya da hallederiiz diye dolaşıp ordan üç, burdan beşle elindekini tamam edip,ortalıgı yarım bırakanlar var ya hani..sövüyorum bu ara arkalarından..kulakları çınlasın.

13 Nisan 2010 Salı

mat'matik uyarlaması.


burada iki şeye çare bulunmaz.olmuşla ölmüşe.
olan bi b.k oldugu yok,yani olmuş yok!
kimse de ölmedi galiba.çıkar o ikisini.
hala yaşadıgıma göre hayatımda degişikliklerin olabiliritesi var!ya da sıkıştıgımda başvurabilecegim çarelerimi biriktiriyorum.çarp bunu şimdi.
sigortadan emekli olacagım.bölelim zamana..
elinde arta kalanları topla.kaç yaptı?
sıfır!
aman ne hoş!
yol uzadı.başka mantıktan yola çıkmalı..

9 Nisan 2010 Cuma


zor.hem de çok..

tutuştum. ama yine de mutluyum.

.

7 Nisan 2010 Çarşamba

bi yanı toplayıp bi yanı dagıtmak..



bir haftadır işime gidiyorum.normal insan saatinden çıktıgım için-ne zaman o dilimdeydin jul??sorarım sana!-mutluyum.gün bana kalıyor.sonuçta ayı gibi uyuyorum sabahları;)hem işimi de seviyorum.stajyer sanıyorlar insanlar önce..baba kılıklı patronlarım hanımlı sizli konuşup tanıştırınca sınıf atlamış leydi pozisyonunu alıyorum!bu bile yeter mutlu olmaya!ama asıl mutlulugum işimin rast gitmesinden..bunu bi aydır boynumdan çıkarmadıgım çinli kolyeme ithaf ediyorum.kırmızı ince bi ipin üstünde bi taş var sadece oldukça basit bi şi.babamın bi arkadaşının iş yaptıgı çinliler vermişti zamanında.çekmeceye atmıştım.bi aydır ciddi işe yarıyo lan bu diye dolanmaya başladım.ama ipin kırmızısı her yerden parladıgı için insanların gözü bi an boynuma kayıyor farkediyorum. kimseye bişi demiyorum.
bu hafta yine kararlar aldırılmak zorunda bırakıldım ya da bilmiyorum.juli bu olmalı denildiginde peki deyip kendimi kitap yıgınları içinde buluyorum.patronun teki benim dil sınavına girmem gerektigini söylerken öbürü mali müşavirlik sınavlarına hazırlanmamı salık verdi.bi digeri kpss ye asıl güvencen olsun diye tutturdu.boş oldugum her an elimde kitap görmek istiyorlar.pekiliyorum hepsini.anacagızım memnun durumdan babam daha sesini çıkartmıyor.
bunların hepsi iyi hoş taa işle beraber arkadaşlarım yok oluyor.jack sittirolup gitti.allahın salagı bana veda etmeyi unutmuş..bibuçukyıl görmeyecegim..andre iş yerindeki müşteriler (ki biz onlara müşteri demiyoruz.)yüzünden bana fırça attı aramayacagım uzunca bi süre.o da allahın ayrı bi gerzegi.aptal sevgili kaprislerinden gına getirdi artık.adam kendi sevgilisine onda birini yapmıyor bana yaptıklarının..sonra da arkadaşınım ben senin tabi kıskanırım kendini haklı görme demek ne lan!hayır müşterilerde koskoca kelli felli insanlar..adamların işletmeleri falan var beni ne yapsınlar! kızlardan da umut yok malum.kaldık mı kitaplara!
mutluyum.işin özü.çince cümle kurmayı bile unuttum.ne de çok sevmiştim oysa kendimi tırmalıyordum ögrenmek için..kursa gitsem o kadar çalışmazdım.şimdi bitti hepsi.çin seddi hayalim oluverdi.bi param olsun da.. malum hala meteliksizim.