12 Haziran 2012 Salı

yaşlanıyorum.sürgünüm kısa sürdü.tepetaklak geri geldim.gelmekle kalmadım, zamanın lanet oyunuyla başa sardım tekrardan.bekle dediler bekledim.sabret dediler sabrettim.zaman resmen benle dalga geçercesine durdu kaldı akmıyor.böyle olunca, o çok bilen tayfa,bana dönüp biz böyle olacağını biliyorduk bunu bunu yapman gerekirdi vıkvıklarına başlıyorlar. hah yine dediler işte! sonra..düzelirim diyorum. dışarı atıyorum kendimi.istanbula sığamadım kaçtım gri şehre geldim.orda dışarılardayım bol bol..ben eve gideyim diyorum etrafımdakilere..ben gideyim.. insanlara bakıyorum aklına çok güvenen akılsızların, iş fotograflarına, parti fotograflarına,düğün fotograflarına.. gülen yüzlerine bakıyorum.kıskanmıyorum hayır. sadece; kendime acımaya başlıyorum bu canımı daha da yakıyor..ben uyuyayım diyorum.. çay demliyorum,elimdeki ince bellinin tadı eskisi gibi değil,dedim ya yaşlanıyorum ufaktan..yine zor zamanlardayım sadece.biliyorum bunlar da geçecek.en büyüğünün üzerinden altı ay geçti.bu geçmez mi hiç.. sahi sen onu bilmiyorsun.sevmediğin bir adam öldürdü beni.kendi tırnaklarımla derimi paraladığım gündüz gece durmadan kendimi işime verdiğim aklımı oynatmadığım zamanlarda yaşadım ben.o tutunduğum dalı kestiğinde ağlamamayı öğrendim sadece.yoksa gündüz gece aglıyordum.işe bile gece uyuduğum; pardon! sızdığım eşofmanvari pantolonla gidiyordum.kokoşun teki olmasam da kızın tekiyim nihayetinde..var sen hesap et..o günden beri bir gün yüzünü görmedim.nefret ettim günlerce belalar okumamak için direndim.şimdi bakıyorum da onun yüzünden değilmiş sürgünüm.ben'denmiş.insanın hayatında bir şeyler düzgün gider değil mi?en azından bu iyi dersin..o benden her şeyi alıp götürdü.elini kıpırdatmadan vicdanımı paraladı.ama öğrendim bi gün kitapların birinde gördüğüm cümleyle öğrendim hem de. 'İlk acı tatta cesaretin kırılırsa selamete asla ulaşamazsın.'bıraktım artık insanlığımı bir tarafa.sağlıklı düşünen aklıma da allahım mukayyet olmadı.bildiğin deli çilesine saldı bıraktı beni.bi de gittim!üstüne bi de sürgünün beterini yedim!aglamıyorum, sövmüyorum, tahammül sınırlarım hayli yükseldi ama yine ara ara patlıyorum..artık cesaretim yok.kabul ediyorum. ondan çok öncesinin durumları bunlar aslında. şöyle baktığında tamamen oksijen israfına dönüşmem tamı tamına beş yılımı almış. ne yaptım da böyle oldu nasıl bu raddeye getirdim tüm bu işleri bilmiyorum hiç. benim tepetaklaklığımın, yalnızlığımın, bogazımdaki düğümlerimin nedeni olan yine ben..kimin ah'ıyım? biliyorum dimdimdim..hep geçmiş bitmiş bunlar.yine hepsi bitecek biliyorum.yine başa sardın zamanla işle aşkla düze çıkacaksın..sonra yine.. kırıldı lan umutlarım..bırak hayalleri artık rüya bile göremez haldeyim. geçer di mi?yine düze çıkarız evvelallah.sonrasına cesaretimiz kalsın da..

16 Mayıs 2012 Çarşamba

kalabalık bir kuyrugun sonuna geçip gittigim yerde beni nelerin bekledigini bilmeden beklemeye başladım önce.sıra bana geldiginde biletimi ve pasaportumu uzattım.tek kelime etmeden sayfaları çeviren o adama baktım halinden bıkmıstı. nereden bilebilirdi ailemi sevgilimi bıraktıgımı gittigimi;sürgün edildigimi?arkamı dönüp anneme gülümseyerek okapıdan geçtim.oysa bir yere giderken hep nuh'un kabilesinin hikayesini hatırlar asla arkama bakmazdım..ben ilk gidişimde geri geri tüm vucudum geçmişime bakarak geçtim o kapıdan. kapıların acılmasını beklemeye koyuldugumda o zamanlardaki sevgili aradı.gidiyorum dedim kesik..öyle bir andı ki gitme lan dese olsun juli beklerim dese hayatımın sonuna kadar dizinin dibinden ayrılmazdım.ama demedi diyemedi işte.onun yerine inşallahlarla maşallahlarla yetindi.mail atarmısın dedim.tabi.bok atar.adam gözünün önünde olmayanı napsın? tamam ya dedim.o ihtiyar bi şehre gittigimde iyi gelecek dedim.beni sigara paketi gibi masanın üstünde bırakıp gitmiş adam.ne bilirdim..sevilmeyecek denli olanlardan olduğunu.. gittiğim an ikinci aramamda açmadığında anladım yalnızlığımın boğazıma yapıştığını.
bi de o vardı.her yerde beni arayarak yok eden o.adımı anmasını yasakladığım o.beni evimden işimden sevdiklerimden ayıran o.
ihtiyar şehir aralarken kapıyı yol boyuna ağladım.iyi olacak diye diye ağladım ben..başlarda iyi de oldu aslında ingilizce bilmeyen bir rus en yakın arkadaşım oldu oralarda..sonra bir gayle barlarda takılmaya başladık..
zamanım doldu dediler gitmen lazım olmaz burdan git yine gel ama.sevdik biz seni!
geri geldim.evim benim değil.annem babam kardeşimle üç kişilik bir dünya sanki.tamam severler beni.çok severler hem de..ama eksik bi şeyler.burası benim kokmuyor!
bekle dediler bekledim hala bekliyorum.yorulmadan bıkmadan usanmadan bekliyorum ben.sevdiğim de gitmiş istanbuldan.belki bir sevdiği vardır.ortak arkadaşlarımızın hepsi ağız birliğinde.
yalnızlığımla geldiğim ihtiyar şehir yalnızlığımla sepetledi beni anlayacağın.