31 Mayıs 2010 Pazartesi

kendini attıgın uçurumu,
bedeninin yanıklarını bi an unut diye
anlattıgım masallarla uyuttum seni.
çabuk unutulurum ben.
göz açıp kapayıncaya kadar..
uykunda üşüyüp battaniye aradıgında;
martı çıglıklarıyla kaçarım..
kalıcı değil..
sarmalanmak istersin,
bir an..uyu.
bi çocuk gibi kan anlattıklarıma
kolay hatırlanır anlattıklarım,
çarşaf sıyrılır..
çıkar ortaya yatagında kalan,
kırılmış harfler..
nasılsa uyanınca unutursun...
birleştirmeye çalışma kelimeleri
zaten hepsi
gevezelik olsun diyeydi.

27 Mayıs 2010 Perşembe

not ettim.


bitti lan.salı da çarşamba da perşembe de..
galiba beklemekten yoruldum.galiba normal degilim.fazla yatıp bi anda biriktirdigim tüm enerjiyi kaybediyorum.koşuyorum koşuyorum,biliyorum yolun sonu hiç gelmeyecek benim için..
ama her şey güzel olacak.
hani sözlerimiz kaderimiz ya..yoluma çıkan her taşa takılıp düştükçe umut et diyorum..kaybetme umudunu.artık sadece avuçlarım degil,dizlerim de kanıyor.aldırmıyorum.
hiç bi sihirbaz buna aldırmaz çünkü.
bu dönemeçte o kafesten o kuşu canlı çıkaracagım.gerçekten bu kaderi hak ettigime inanacagım.dogmak mucizelerin en büyügüyse erdemli yaşamak ta ikincisi olur.bu sefer buna inanacagım.ikinciyi kazanmadan üçüncüyü düşünmeyecegim.

25 Mayıs 2010 Salı

ve sa-lı.



aklımdaki tüm çengelleri çıkardım bugün.beynim yaralarını kapatıyor bir bir.lastik olmuş beynim yapışıveriyor.sabahtan şu ana kadar bi an durmasına izin vermediler bi nefes aldırmadılar.ne biçim gündü bu!
yeni anne karnından çıkmış bi bebek gibi uykuya ihtiyacım var ve uykum şarap benim. şimdi bi yudum bile yok..
çünkü her şey fazlasıyla yolunda.rahatsız edici şekliyle yolunda.tersliklere ne kadar da alışmışım..aslında bi konu var.bi adam evet.ama daha önemli üç konu daha var.
tamam ondan başlamalıyım.bi sus kadın!beynimdeki tatlım senle ilgisi yok.
bi adam var.aslında onu sana anlatmam için daha çok erken..onun vakti olmalı uzun uzadıya anlatmalıyım..şunu bil ki,yanında mutluyum.o da benimle mut-.ve gerisi laf kalabalıgı zaten.ve;hayır öyle beraber degiliz henüz.
ve; teklif aldım!
bugün!
aslında;bugün iki teklif aldım!
daha dogru olur.bilindik bi firmanın mülakatına gidiyorum sabah,akşam da patronum benimle daha farklı bi iş konuşması gerektigini söyledi.nasıl bulursun falan dedi.bilmiyorum dedim.içimden 'ohaa'derken bildigin sırıtıyordum tabi.ama kesinlikle bilmiyorum.
üçüncünün vakti degil hocam.söylenebilecek kelime dahi yok.kalsın biraz bunlar bi salı geçsin,cumartesiyi görelim.dua et iyi olsun herbişey.ne dilersen allah sana iki katını versin;)

18 Mayıs 2010 Salı


istanbula geri döndügüm her zaman saatlere geri dönüyorum.başka hangi şehir olursa olsun dakikalarla yaşıyorum.aklımda her yer dakika hesabı oralarda..oysa en az yarım saat istanbulun beynime kazınmış dilimi.ulaşımı,yürümesi,mekanları,işi..hepsinde en az saatler geçerli.klasik bi yer degil burası.
hem toplamam lazım çok dagıttım.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

hal'siz.


koparttım yine iplerimi,bi kaç gündür orada burada yaşıyorum..kaç gündür böyleyim bilmiyorum.orada burada hep ayaktayım onla bunla takılıyorum.konu yok mevzuat yok.iş yogun,canım çıkıyor;lanet havalarda güzel derken..kahkahalarımı çınlatarak derimin altındaki igneleri hissetmiyorum.bataryam yandı bi kaç gün önce.
ayaklarımın kopacagını hissedene kadar yürüdüm.cigerlerimin patlayacagını farkedinceye kadar sigaralandım ve günleri karıştırana kadar içtim.bu haldeyken bile sezdirmedim.aksatmadım hiç bi şeyleri.
şu çocuk..hani o gün karşımda oturan çocuk vardı ya..gözleriyle konuşuyor o.sustugunda huzursuzlanıyorum.genç ölecek gibi bakıyor bana.galiba onu kaybetmekten korkuyorum onun için böyle düşünüyorum..saplanıyorum galiba ne pis bişi bu!uzak durmalıyım.
hayatımı hep mi tesadüfler devam ettirecek merak ediyorum.tam istedigim gibi gelmişken bi sürü nedenler baş gösteriyor..
kafam çok bulanık benim.daha da bunaltmanın alemi yok dedim..açmadım.açsaydım ne diyebilirdim sanki..kangren olacak belli.
ve yürüdüm yürüdüm yürüdüm.
döndüm dün gece. sabah kalktıgımda tam onsekizsaat uyudum ve uyuştum.
yine de hızımı alamadım.
yok bahar çarptı beni..iyi çarptı hem de,uzaklaşsam keşke.
şu lanet huzurlu hamagı bulup uykunun hasını istiyorum..

11 Mayıs 2010 Salı

başardım! ben de moda yazısı yazdım.


uzun zamandır şu moda yazılarını okuyorum.her kadın gibi dergilere bakınıp bu yıl modası,şu yıl trendi takipteyim hatta belli bi zaman sonra tasarımcı tasarımcı ayırt edebildigimi farkediyorum..her gün işe giderken bi saat şu renk bu renkle uyar bu etek bunla,bu ceket şunla.. diye kafa patlatıyorum.(haa patlatıyorum da noluyor? ilk elime gelenleri giyiyorum rahatlık ayrı bişi karıştırmayalım.gece gece etekle sokaklarda dolanamam.)
bloglarda moda yazısı yazanlardan bi kaç tane çok zevkli buldugum,sayelerinde fikirler ürettigim hatunlar da var..
aslında herkes gibi,'canım istediginde' kendi tarzım olduguna inanan biriyim.ama iş bu yıl şunlar moda bunlar modaya dönünce tek yazabilecegim liste bu oluyor..
1:her kadının dolabında bir kotu-501 iyidir klasiktir-
2:yazın beyaz gömlegi,kış alternatifi; siyah dik yakalı kazagı
3:uzun kolyeleri,fularları,kış alternatifi; bereleri..
4:siyah göz kalemi ya da çok gerekli degil o.. rimeli olmalı.evet;rimel şart!
5:çantasına uygun ve ayagında iken 'yürüyebildigi' ayakkabısı olmalı.
ve son olarak her kadının çantasında kendini pörsümüş salatalık gibi hissettigi an çıkaracagı gizli silahı!
kırmızı bi ruju olmalıdır ! ve illa ki o gün sürülmelidir.
biliyoruum gayyet klasik ve sıkıcıyım.
ama o ruj karşındakine maşallaah çektirtiyor ;)
deneyimle sabittir.deneyin ve sabitleştirin;)
şunu şurdan bunu buradan deyip fiyat yazamayacagım;çünkü hepsi dolabında zaten var tatlım.eminiim.. ;)
dip not:o ruju gülerken ya da agzını silerken maymuna dönebilecegin için,sürdügünü unutmamalısın.alışkın degilsen de o gün alışacaksın..

7 Mayıs 2010 Cuma

yirmiküsür yılda çok yagmur gördüm ben.o günkü gibiydi hepsi.seni ilk görüşüm olmadıgı halde ilk kez gördügüm gün gibi.hatırlayınca o günü agzıma yine civa tadı geliyor.sütsüz,şekersiz kahve fincanı vardı ellerimin arasında oysa.ellerinin dokunmadıgı ellerimin benim oldugunu hissetmedigim o anlarda.gün boşluktu.bir yagmur vardı.iki kedi..boş masalar..ve karşımda sen.şimdi aklımda da boşluk gibi yer alması belki bundandır.
civa gibi dilimin üstünde yutamadıgım bi yudum konuşamama neden oluyordu.hoş konuşacak bişeyimiz de yoktu..o cafeden çıktıgımda yagmurla içim yıkanır sanmıştım,beni katilin ilan ettigin gündü,ellerimi apartman oluklarına sokup yıkamak istemiştim.
vefanın anlamı bu senin için..haklısın.
aklıma gelince takılıyorum hala.bişey olmaz dedigim günlerde ümidimiz olmayan ümitlerimizi başkalarına vermiş miydik?ya da kırmamanın yıkmamanın bi yolu var mıydı?
yoktu degil mi..sonuçta hesapsızdık.eger hesap kitap tamam olsaydı,daha da mı dara düşerdik?öyle geliyor hep bana..boynuma geçirdigin ipi senin boynuna da dolardım sonra,ikimizde sallanırdık bu boşlukta.. kolay olurdu.
üçyılbeşyıl...aklımızda bişey kalmadan,kaldıgını sanmadan hayatla yogururduk halimizi.anlayış beklerdik kalbimizden susmasını dilerdik o konuştukça nefreti tadardık.
o gün aklıma her geldiginde civa tadını degil kanının kokusunu alırdım böylece.gerçekten katilin olurdum..
geçti bak.kendinden uzaga düşürmemekti benim derdim.seni suyuma katmamaktı.hançerimizden sıyrık almadan atlattın hadiseyi.umarım beni affedersin.

5 Mayıs 2010 Çarşamba



hıdrellez bugüün!!!nasıl unuturum ben bunu!mektup yazmalı,istediklerini çizmeli,dilemeli,istemeli.nasıl atlarım.benim bu yuvarlak yılı bu kadar boktan geçirmemin sebeplerindendir geçenyılki buluşma.o gün kötüydü.ondan oldu hepsi.!vakit kaybetmeden gün geceye kavuşmadan o mektup o gül dalının altını bulmalı..sabahta denize koşup okumalı..
kendimi lanet bozan cadı gibi hissediyorum resmen.ama olsun..
cumartesi günü saat 07.45 te karşıya sınav koyan zihniyeti esefle kınıyorum!lan adres yazdık di mi oraya kocaman bi zahmet oku bi bak bu kız nerede oturuyor daha bunun ikinci oturumu var bari onu aynı yere koyayım de nerdee..onu da saat 18.00 e koymuş.kesin tek bi dangalak adam yapıyor bunları.bi kaç dangalak yapıyorsa ülkedeki beyinsiz oranı artıyor çünkü.
ikinci sinir harbim şu çagrı merkeziyle ilgili çünkü beni kanada masasına koymaya karar vermişler.bu da 7/24 ingilizce konuşmak demek oluyor.bu işi yapan ingilizce ögretmenleri falan varmış.deli mi bu insanlar?sırf gidip görmek istiyorum.başka bi nedeni yok.

3 Mayıs 2010 Pazartesi


dört ay önce başvurdugum yerden bugun aradılar.
dedim ki 'iş buldum ya gitmeyecegim.''aptallık etme'' dedi.''part time gidip geliyorsun sigortan yok bişeyin yok.sesimi çıkartmadım buldun hevesini al diye ama bu kadar..çagrı merkezi deyip geçme bi sene sonra şubedesin.kes sesini gir şu işe.''
dedim ki:'istemiyorum çagrı merkezi falan.tamam vazgeçtim tüm hayallerimden olmak istediklerimden..ama bunu hiç istemiyorum ben.'
'kızım' dedi..'olmak istedigini olacagını mı sanıyorsun hala?aptal mısın sen!başla bi yerlerden tutun artık..'
'aptalım' dedim.'durum buysa aptalım.'
jacki çok özledim.geçen gün mail attım.haspam götü kalkmış bi şekilde cevap yazmış.bi daha yazmamı istemiyor anlaşılır bi durum..ama çok özledim.beni anlayabilecek,dinleyebilecek bi o var-dı.ayı yavrusunu sever misali anca zararımız dokunuyor birbirimize.ya da ben tüm sevdiklerimi ayı gibi seviyorum.ondan oluyor böyle.
maaşımı da almadım bi hafta oldu bu gün..kafamda bulutla dolaşıyorum.o ne zaman sıkılacak gerçekten çok merak içindeyim.ama yine de bahardan bi her şey yolundaa muhteşemim ben oh benden rahatı yok şeklinde bi şebeklik halim mevcut.çok fena birilerine sataşasım var..