29 Ağustos 2009 Cumartesi
fear...
sonra beni bi asansöre soktular.nasıl dar yanımda pörtlek gözlü bir adam var sanki yan mahallenin delisi... dibdibeyiz, suratıma bakıp sırıtıyor falan... 'eeegggghhh' diye sesler çıkarıyor.zaten klorosfobim varmış haberim yokmuş, daralıyorum, açıcam kapıyı; toprak döküyolarmış güya açılmıyor.yukarı çıkmamız lazım ,ne topragı diye söyleniyorum yok duyan yok beni.nasıl oluyosa işin rüya boyutunda artık ;yukarı çıktıkça topraga gömülüyoruz deliyle. adam kımıldayıp duruyor korkuyorum heriften; sonra kapı açılıyor içeri kurtlar doluşuyor. deli sarılıyo bana çıkacam çıkamıyorum kurtlara batıyoruz garip garip sesler çıkarmaya devam ediyor. kurtları yutuyor falan arkamdan sarıldıgı için kurtulamıyorum bi türlü. batıyoruz iyice kurtlara ;sonra bıçak çıkarıyor.başlıyor etraftaki demirlere sürtmeye adamı tutup aşagı atmaya çalışıyorum ama kurtların topragın üstüne basıp tekrar kalkıyor 'aaagghhh! gaarrgg!' diye sesler çıkarıyor.bende tutmasın beni diye egilip başımı da sokuyorum kurtların içine kurtlar yer mi diye de düşünüyorum.adam üstüme üstüme geliyordu. valla nasıl uyandım bilemedim.
onun için kaldırılsın tüm abuk subuk yarışmalar!daha insani şeyleri yaptırın insanlara tabutun içine girme falan ne ya hu! hayır oturdum bugün bi daha tekrarını izledim.pekiştirdim.benim gibi manyak çok degilse ne olayım...(hastasıyım hocam kalkmasın!!!)
tamam bu böcek yeme falan olabilir de neydi o tabut. pimi çekilip ele verilen bomba kadar korkunçtu.
pimsiz el bombası...ne kadar zavallı oluyoruz çogu zaman.saçma sapan emirler ugruna candan oluyoruz.zavallıyız lan biz.
dünya da da mahallede de(dün deli kovaladı ondan.)evde de...
p.s:ramazan başından beri sigara içmiyorum.bıraktım galiba.sinir de yok.bi bagırarak konuşuyorum farkında degilim onunda...
28 Ağustos 2009 Cuma
23 Ağustos 2009 Pazar
bugün sıra müzeyyen senar daydı...1918 dogumluymuş.maşşallah dedim kadına.daha iki yıl önceden seksi erkeksi bi havayla şarkı söylemiyor muydu? pekte bi hoştu hani...hatırladım.
abimin yaşayan insanları durmadan neden öldürmek istedigini anlamış degiliz..!
sona ayhan ışık ,marliyn monroe gibi erken ölenlere üzüldük baktık ...uzadı gitti bu durum.
20 Ağustos 2009 Perşembe
facialı oyunun galası
öpüşürler
gülüşürler
aglarlar
tecavüz ederler
döverler
soyarlar
çalarlar.
kavga ederler .
kaza yaparlar
ölürler...
bakarsınız.
ama sadece bakarsınız.hepsini izlersiniz.
içinizden gerip serersiniz.yorup yorup yorar yorulursunuz!
ölümü de dogumu da izlersiniz.
saatlerce yolları tıkarsınız izlemek ugruna. kendiniz ölmediniz ya, izlemelisiniz! o hak sizin!
baska bi bok yapmazsınız! yardım hah! o kelime tüm sözlüklerde varmış sanki. izleyip'' dur bi de video ya alayım koca tır nasıl bilmem kaça bölünmüş...bak şu allahın işine!''
diyecegine sürsene la!
merhuma saygın yok arkandakilere de yok hadi, ama olsun be adam! olmalı yani birazcık saygı sevgi gönüldaşlık falan...o kadar açılımlanıyoruz,çalıştaylanıyoruz...
o koskoca e-5 sana tiyatro diye durmuyor.bırak itfaiye midir ambulans mıdır arkandan her ne geliyorsa 'sayende' işini yapsın...
sende insanlıgın öbür boyutuna geçip vatandaş ol da çalıştaylarını izle,başındakilere yorumlarını yap!
unutma ey türk evladı!
kediyi merak öldürür!
şimdi ne mutlu türk'üm diyene kalkacakmış ya...ülke zaten mutsuz diye olabilir bak bu...niye muısuz ki bunlar ya hu...
hadi otur da biraz bunları izle ademoglu!
p.s:çok sinirlendim bugün izleyicilere millvt sabah işe gidiyor tüm yol tıkalı.
tam üçsaatondokuzdakikada toplam yirmi dakikalık yolu alabildim.olagan istanbul bu diil.
olmasın zaten.
16 Ağustos 2009 Pazar
çekilen niyet
(bu galiba birinden hoşlandıgımı lakin kendimi ne kadar aşagılarsam o kadar uzaklaşacagımın dışa vurum cümlesi)
allahım igrencim ben!!! vucuduma karşı savaştayım.böylece kendimle ugraşmaktan meşki unutacagım! durumları engellemenin iyi bi yolu bu.
içimdeki öbür hatunlar da fıkırdıyorlar...çok konuşuyorlar çok.biliyorum onlar da mutlu olmamı artık kafamı magaradan çıkarmamı istiyorlar.beynimi beceriyolar bol bol konuşup.
''o iyi bu iyi de juli yaş gidiyor...''
''tamam hangi insan evladı topu topu 2 saat karşılıklı oturduk diye adamı bi daha bi daha görmek ister ki...bu kadar mı sapsın yani?''
''allahın aptalı ne var ömrü hayatında bi denesen? çocuk sana adresini vermedi mi? verdi.''
''görmeyeceksin kızım! adam seni unutmuş gitmiştir.hoş sinyallerden de bi habersin...
duyularımnı köreltip sadık olacagını sandıgın günlerde de öküzdün sen! tabi karşına hep ayılar
çıkar. için, işaretmiş sinyalmiş hiç sökmüyor... algılayamıyorsun bi defa...''
biri bişi yapmış olsa kendini aşagıladıgım için öküzün önde gideniyim.
galiba hoşlanıyorum.(abartıyorum tabi ki.:) )
son durak olmayacak.ama o kadar güzel bakıyordu ki...
çok yalnızım.uzun zamandır sanki yüzyıllardır yalnızım.(bunu abartmıyorum.)diyemiyorum ki.
anlatamıyorum kimseye kime desem sen yapıyorsun sen böyle istiyorsun diyecek.
haklılar.lan ben var ya salagım salak!
o diilde ani bi kilo önlemi almalıyım. saçlarımı bi daha kestirirsem aptal olayım.
aramayacagım.zaten yıl bası gibi gidiyorum memleketten. o da ayrı bi olay...
babam zorla iş basvurusu yaptırıyor.tezgahtarlıga bile başvurdum.içine edilmiş bi hayatım var sanki.buna ragmen inadına batıp batıp çıkıyorum.
buna ragmen iyiyim diyebiliyorum.
çok tatlıydın sen ya hu.
12 Ağustos 2009 Çarşamba
dışarı
ben çuval gibi oturdugum yerden kalkamadım tüm gün. altı yedi kız ;üç dört gündür dolaşıyoruz dolasıyoruz dolaşıyoruz.en çokta işsiz ben ve hande dolanıyoruz kim ne derse oraya koşturuyoruz.ece geliyor sonra; açım diyor... biz zaten hiç bi şey yememiş oluyoruz.yesek mi yemesek mi, şuraya mı otursak ,buraya mı.. diye saçma sapan kararları veremiyoruz.işte o anlarda erkek olsaydım keşke diyorum...sanki erkekler aralarında hiç kararsızlıga düşmüyorlarmış gibi hissediyorum.
oturuyoruz. cansu aranıyor işten çıkıp geliyor...sonra defne arayıp istanbuldayım juli size geliyorum diyor.tarif ediyoruz yolu...yanında gül var.gül hülya yı buluyor...
mütemadiyen taksimde buluşulup kadıköy barlar sokagına kadar elimizde şişelerle yürüyüşe geçiyoruz.asla bir mekanda başlayıp bitiremiyoruz herkes birilerini görüyor tesadüfen ahmet' i yolda bulup oturtuyoruz. asmalımescit taraflarında şimdi dört gündür beraber oldugu kızı tanıyoruz ahmetin yanında; salaklıgını, kızın elindeki oyuncagı ne kadar sıkı tutacagını konuşuyoruz.ahmet bozulmuyor.gidiyor sonra ertesi gün gözün açıldı mı diye arıyoruz.tamamen kapandıgını sanıyoruz şimdi.ne halin varsa... diye yolumuza devam ediyoruz
adalar caddebostan kadıköy de son bulan bir gece olacak sanıyoruz lakin gece son bulamıyor benim için...adada yürüyerek aya yorgiye çıkıyoruz.allahtan kestirme sandıgım bi yol var yoksa...ada yorgunlugunu caddede ayakkabılarımı çıkarıp yaptıgımız kahve molasıyla atlatmaya çalışıyoruz.uykudan eser yok bi gitti mi geri gelmiyor adi...iki gündür eve ugramadıgım için aynı kıyafetlerle dolanıyorum.hande gıcıgında bok gibi para oldugu için girdigimiz her maazadan farklı ve temiz çıkıyor.ben cebimdeki parayla eve gidip gidemeyecegimi düşünüp çaktırmamaya çalışıyorum.ordan direk taksimde solugu alıyoruz.
daha önce gitmedigim bi bara gidiyoruz masada on kız dört erkek var çocukların birini hande tanıyor bizde ismen tanıyoruz. içiyoruz oturup konuşuluyor gözlerimin içine bakılıyor dinlemiyorum gülüyorum karşımdaki çocugun adını unutup duruyorum çocuk konuşup duruyor bilmedigim şarkılar çalıyor hande mutlu hoşlandıgı çocukla karşımda gülüşüyor cansuyla konuşuyorum o da yanındaki çocugun kafa kagıdını ezbere almış gidiyor sonra tanımadıgımız kızlar gidiyor.ögreniyoruz ki kızların sadece birini cansunun yanındaki tanıyormuş.kalkalım diyorum handeye yok diyor.oturuyoruz.karşımdaki çocuk yanıma geliyor.adını yine unutuyorum cansuya soramadıgım için çocuga soruyorum adını soyadını söylüyor.bakıyorum yanımdakinin susmaya hande nin kalkmaya niyeti yok.bira söylüyorum. çok içiyosun diye kızıyorlar bende kalkın o zaman diyorum koyvermiş gidiyorum.çok yoruldugumu hissediyorum.yanımdaki biramı içmeye başlıyor.bitiriyor. söyleyim söylemeyim tartışmasından sonra kalkalım diyor cansu.
sonra meydanda çocuklarla inatla tokalaşmaya çalışıyorum.yanak yanaga mucuklasıyoruz.metroya gidiyoruz biniyoruz.bunları hatırlıyorum. taksimden metroya binişimi hatırlıyorum!. cansuya nasıl geldigimi hatırlayamıyorum.. ve içmedigimi biliyorum.!yorgunluk acayip bişi.
cocugun beynimi şeettigini söyleyip durmuşum. hande öbür çocugu sorup dururken ben adı neydi ya hu diye kızı çıldırtmışım.ayıkınca çok hoş biri oldugunu farkettim.lakin artık çok geç...
çok atıp tutmuşum.
uyanınca yine adını hatırlayamadım.
9 Ağustos 2009 Pazar
dügün güzeldi gelin çok güzeldi.dügünde bana asılan çocukla aramda 5 yaş oldugunu ögrenmem magmanın altına girme istegimdi.tamam iyiydi hoştu falan da o kadar çıtırlara düşmedim daha.artık şu 15 yaş altı tezimi 20 yaş altı yapmalıyım...
20 yi geçeli de epey olmuş...saymasam mı artık napsam?
ailenin tüm bekar kızlarındaki erkeklere karşı olan güvensizlik,kendini ''amaan erkekte neymiş?'' cümlesi ile ifade ediyor.yalnızız ve mantıgımız hep yalnız kalmamızı söylüyor sonuçta.
ya da bi çıtır bul büyüt.allah korusun bkn. allen amca gibi evlatlıgımla next sevgili oliciiz.tek fark sen planlayacaksın.woody amca naparsa yapsın...biri olacaksa büyük olsun, oturup cicili-bilye oynayacak degilim.aklım devrede kalır zaten hiç saf dışı olmaz kurulmuş saat gibi tekrarlar durur...'yapamazsın kızım juli.'böyle evlenip dugunlerde takı takıp şıkır şıkır oynayamazsın.daha ne yaşadın ki?
evliligi bi oyun olarak göremezsin.seviştiginin belgesi olacak o.bakın ben bu adamla sevişiyorum canım sülalem! diye bagırmalısın hatta o gece:)
babam kesin kalp krizi geçirir.annenin ömründen de bi on yıl yemiş olursun.çok fena bi intikam olur bu.lakin öyle bi adamı bulmak zor zanaat.onun yerine 'amaan evlilikte gözüm yok benim çocukta neymiş! ben gidiyorum kısmetse yurt dışına burdan bana ekmek çıkmayacak malesef evet evet bende sizi çok özleyecegiiimm '
dip not:
dügün dedikodusu kadar lanet bişi yoktur heralde
pardon damacana fantazisi var!insan degiller!
3 Ağustos 2009 Pazartesi
aslında zor degil
onun için karar verdigimde hayal kurmuyorum düşünmüyorum.olacaksa vakti gelmiştir deyip motive ediyorum kendimi sonuçta çok bi kırıklık yaşamıyorum.-insan ilişkileri istisna tabi..-
şimdi de vakti geldi dedim düşünmedim her şeyi ayarlamaya çalışıyorum allah izin verirse bi daha ögrenci belgemi alıp resmen gidiyorum. eylülden beri bana bi iş vermeyen yalnız ve güzel ülkemden , uçurmuş babam sayesinde her dakika igneleme olan evimden, işleri bitip alacaklarını alıp giden yapay arkadaşlarımdan, süzük bakışlarla bişeyler koparmaya çalışan mıymıy delikanlılarımdan uzaga gidiyorum.
annemi, kardeşimi, ablamı ,abimi bırakıyorum.yıllarımı verdigim ecemi ,handemi, cansu'mu gül ümü, kedilerimi, trenimi, en önemlisi şehirlerimi buraya emanet ediyorum.tabi ki gelecegim
sokaklarında gözlerimi kapatıp dolaşacagım biliyorum.annemin koynuna girmek için gün sayacagım ,onun yerine webcam zımbırtısından sigaramı saklayacagım.
hiç bu kadar gitmeyi istememiştim.annem kısmetimin çektigini söylüyor.çünkü çok düşünmedim ;ama kaderle mesafeliyiz biz biraz tembel bulur o beni... olsun ondan isteyecegim alacagım bi elin parmakları kadar.
bana yiyecek ekmek, içecek şarap, başımı sokacagım dam,oyalanacagım iş, kulaklarımda ses olsun, verdiklerini geri almasın yeter.
gerisi burda kalabilir.
çok sorun degil.
2 Ağustos 2009 Pazar
parça
çok ama çok...
telefonsuz oldugum için (yaklaşık 4 aydır) aramak isteyenler annemi hande yi falan buluyolardı...ama bu sefer öyle olmadı karşılaştık
apartmana girdigimde girişte parfüm sıkarım ki sigara vs...kokusu babamın burnuna gelmesin boşuna gerginlik çıkmasın isterim.ya söyleyemiyorum.kolay bişi degil bu...nedenlerim var söyleyemem her neyse işte kapıyı bi açtı jack!koklaştık biz böyle burnumuzdan garip sesler çıkardık sonra kokum hapşırtıp durdu onu :)
gelmiş.iki haftadır burdaymış zayıflamış kararmış şapşal surat ifadesiyle sırıttı durdu.onun odasına gidicem birazdan anlatacakları var.ece de geliyor handelere yerleşmeyi planlıyoruz.evden dışarı kendimi atmak için can atıyorum.bu insanları özlüyorum.çok özlüyorum...
hani insanın uzun zamandır konuşamadıgı göremedigi, ama yine de gördügü andan itibaren kaldıgı yerden devam edebildigi arkadaşları vardır ya; ya da benim için bu böyle bilemiyorum. onlar içimden bi kahkaha gibi sanki işi bitip gidenlerle bende rol yapmışım sahte davranışlarla perdeyi açıp kapamışız gibi ... belki de bundan ibarettir.
yenilgilerim rol icabıdır.