29 Kasım 2009 Pazar

tut'ar'sız davranışlar.


'sevgilin degilim,sevdiginim.'galiba durumumuzun özeti bu.
ve ben ne bok yiyecegimi bilmiyorum.belkilerle yüzüyorum.
belki de gitmeden önceki iç huzursuzlugudur bu.
belki gerçekten hayatı boyunca beni sevdi,sevecek..
belki de beni kimse senin kadar önemsemeyecek.sevmeyecek.
belki bende seviyorum.
ama ya boşluktansa ,ya oyun gibi geliyorsa, canını yakarsam..
canımı acıtırsa...
toparlanamam.
juli kimseye güvenmezsin sen..
ona nasıl güvenmeyi becereceksin?
hangi duvarını yıkabildin?
ya boşluktansa onun duyguları da..kız arkadaşıyla mutlu olmadıgını söylüyor ahh!bi de kız arkadaşı var tabi!
juli,gidiyor o.
teget geçecegin ve sonrasında pişmanlık duyacagın;
teget geçip sonrasında şükredecegin;
sevilip zerre sevgini vermeyip ahını alacagın;
sevip oyuncagı olacagın sonra bi yerlerde unutulacagın kolunu kafanı kopartacagın;
çok sevecegin,sevilecegin;
kızım sen var yaa çok boktan bi durumun içindesin.
en içten tebriklerimi sunuyorum.salak!kaç kere dedim sana.daha kaç kere daha diyecegim bilmiyorum.sütten agzı yanan yogurdu üfleyerek yer.senin süt ürünlerine alerjin varmış gibi davraman kadar garip bi durum yok farkındasın degil mi?...

velhasıl kelam içimdeki kadınlar çogalıp duruyor çenelerinin kapanma ihtimali sıfır tabi.hepsi bi cümle kuruyor kafamın içinde.tabi ki çapımı biliyorum;)
ama yaşlanıyorum be.yalnızlık kötü degilde 'biz' olmanın nasıl oldugunu unuttum.daha mı iyiydi hatırlamıyorum.
ünlü düşünür halamın dedigi gibi 'juli senin hayatın bok çukurunda geçecek zaten kızım, kafanı istedigin kadar vur kopmaz o kafan,belki ölürsün işte o zaman gerçek çukuru görürsün.'ilk duydugumda nası aglamıştım. bu kadın benimle ilgili nasıl böyle düşünür diye,hala de sev bas bagrına o sana ezik hizmetçi muamelesinden öteye gitmesin.üstüne azar ye.sona bi gitt demenin güzelligini keşfettim tabi.okkalı bi tokatla para üstünü almış olsam da dilimden çıkanlarla rahat bi beş yıl bogazımda dügüm olmadan yaşadım.;)
mezar kadar bi çukurum olmasa da çapım dar.çok genişlemez sevdigim. senin sevgin beni kahreder.eger ki benimkinden çoksa.seni üzmeyi hiç istemiyorum.benim yüzümden canının sıkılmasını bile istemiyorum.onun için tüm bu tutarsızlıgım..bu denli önemliyken önemsiz hissettirişim...
gerçekten bu defa kötü çarptım.suratım duvarda kalmış gibi hissediyorum.

26 Kasım 2009 Perşembe

मुत्लू बय्राम्लर

eskiden babannemler hayattayken her bayram nerde olursak olalım memlekete giderdik.biz hep orta sınıf aile durumunda oldugumuzdan çocuklar giyinsin çocuklar yesin durumu yaşanırdı.mutlaka dışarıda yedigimiz yemeklerde bi şişe gazoz alınıp iki bardaga bölünürdü.
ama ne olursa olsun bayramlarda annemin en büyük zevki beni güzel giydirmek olurdu.oyuncagıydım onun.eger uygun bişey bulursa alır ama çogunlukla diker yapamazsa anneannemden yardım isterdi.hep kafasında hayal eder kendi keyfine göre diker örer ugraşırdı.
aslında hem annem için hem de ben sevmezdik bayramları biliyordum.eziyet demekti. milyon tane kuzenimin içinde başka şahirde yaşayan bir ben vardım.bu durumda onların tüm konularına uzaktım; laboratuvardaki fareler gibi masanın üstüne yatırılıp inceleniyordum.'hadi kızım söyle ben kimim?'lere maruz kalıp menapozlu teyzelerin terli yüzlerine yapıştırılma durumum vardı kii amcaların sigara kokulu kucaklarını yanaklarımın sündürülmesini hatırlamayı bile istemiyorum.hele ki dedemin kurbanı gösterdigi zamanlar kaç hayvanın tüylerinde parmaklarımı kaybederdim.kaçının gözünün içine bakmaya çalışırdım manyak gibi..ertesi gün yok olurdu hayvan.babam bana hep arabada anlatırdı hz.ibrahim'i... ama zavallı dedem ne bilsin bildigimiüzülürüz sanıp anlatırdı hep; 'hani bi piknige gitmiştik ya oraya götürdüm derdi.unuttum orda' ya bak seen! bu işi yaklaşık on yıl yapması daha tuhaftı.her küçük kuzen yutardı ta ki bizi tarlaya götürdügünde toprak yoldaki inek pisliklerini kucagına toplayıp dede bu bizim inegin mi diye soran manyak çıkana kadar mantıklı oldugunu sanıyordu.öyle ya özgür bi inek hayal ettigimizi sanıyordu.
bi de babannemlerde yaşıyorsan mutlaka sabah babamları namaza yollamak zorundaydık.sabahın altısında hazırola geçer her an misafir gelecekmiş gibi halam tarafından uyumamam için cimciklenirdim.annem şeker toplamaya yollamazdı.(kayseride geçen bayram kaybolan çocuklar bulundu mu?allahım yardım et bulunsunlar nolursun yazık.)

yani.ben hiç bi zaman bayramları sevmedim.bi dedemle eglenirdim.o da diger kuzenleri kıskandırmamak için bana yüz vermezdi:Dşimdi sıradan.evdeyiz ailecek babam eski bayramlarını arıyor.annem sanki komsulardan başkaları gelecekmiş gibi temizlik yapıyor.ve akrabalara beni götürmek için tartışmalarda..
hiç anlamıyor.tamam bende huysuzum.nolmuş?
sana iyi bayramlar.;)çikolatayla,salt etle beslenip kolestrolleri çoşturma.
bi de bişey istiyorum senden.
sokakta ya da bi evde işte nerde olursa..bi çocuk için güzel bişey yap.parayla falan olmaz o iş.gözlerini parlat o çocugun.çok mutlu olsun ki bayramın tadını bi kerecikte olsa almış olsun;)tamam mı?

24 Kasım 2009 Salı

aç bi hevesim var-dı.herhangi bi yola baş koyamasamda çok yönlü gel-gitlerdeyim.hayal gücümü ellerimle tutuyorum.her şeye kafa tutuyorum da bir sana, bir de yiten şansıma sözüm geçmiyor.ellere göre acınası bi durumdayım.ama sadece zamansız bi anımdayım.
gelme.
aynı nehirde kaç yıl geçer hem.!kim demişti bu saçmalıgı...ne çok gülmüştük.aynı nehirde olamadık hiç bırak nehri dereyi.kuruntu,korku denizinde gırtlagımıza kadar battık.rutin dedigimiz can simitleri de çin malı olsaydı keşke.daha da dandik çıktı benimkiler..hem bu denizde neden akıntı olmuyor acaba?biraz azalsa çogalsa...bi şeyler olsa...
git.git sen.
her geçen gün bi parça daha aldı götürdü 'biz'den.biz.
en son 'önemsiz' demiştin.'benden bi beklentin yoktu senin.'sanmaktan başka bi şey yapamazdım.üzülmedim anlamına gelmiyor bu.sıkma canını.başka birinin üzülmesindense beni kırmak en iyisi.düzelirim nasılsa ruhsuzum.
isimlerimiz bile degişmiş baksana. sıfatlarımız zaten çoktan farklıydı.üzülmüyorum.
sen gelme.görme beni.sarılmaktan dokunmaktan degil aglamaktan korkuyorum şapşal.dokunmandan da korkuyorum.
bahçen ne güzel senin..yaz kış açan güller.
gelme.sakın.hem benim yüzümdendi oraya gitmen.bi yük daha kaldıramam.gelme.

23 Kasım 2009 Pazartesi

istanbul sisliyken çok acayip..
sis yakışmıyor.vapur vapur degil,adalar bile belli degil.oysa ki kendimindi o sisli gün.onu da sis bastı işte.bende sinemaya gittim.kültürleneyim diye.
.oldu ha!
2012 hakkında bişey söylemek yersiz.bilindik aynı tatlı sosuyla ıslatılmış,bol kremalılardan.hani yedikten sonra damagının en orta yerinde bi yag tabakası kalır ya.. aynı renk,aynı tat.
her yerde bi kültür var madem,
sulukulenin kültürüne ne yaptınız! ya tarlabaşına ne yapacaksınız?yapmayın.
ya da-yapmayalım lan. yapmayalım.

18 Kasım 2009 Çarşamba

gittigim yollardaki camlarda renk degiştiren agaçları gördügümde, mevsimleri geçtigimi sandıgım çok oldu.yeni başlangıçlara yollarımı kıyasladıgım anlarım da oldu benim.hiç başlamayı başaramadıgım başlangıçlardı hepsi...
geride bıraktıklarım,kucagımdaki çantama sıgdırdıklarım,umutlarım,kırıklarım..,vs.hepsi içimde.
mevsimler geçti -erkendi belki-
ben yine yeni yeniden çakıldıgım yerdeyim.hiç bi yere gitmiyorum.
yine bir giden var ama rollerimizi degiştirdik.mevsim kışa döndü.ama benim içim seni buldugumda kıştı.dile getirmedim.
şimdi ilk defa aynı yerdeyiz.bari bayramda gidebilsem bi yerlere...bayramda da çakılınıp kalınıyor.takıldım.
sana mı zamana mı sorma hiç.bayramla alakalı degil.

16 Kasım 2009 Pazartesi

kabul

kabul ettigim kadar tanıyorum seni.
ne hayalimdeki ne de bana gösterdigin kadar...kanıyorsun bu yalana.
kabul ediyorum.hani dikenli teller vardı biz çocukken; onları elime,koluma,boynuma doladıgımda teli ne kadar sıkı sararsam dikenleri o kadar batar ya derime...şimdi yerlerini jiletliler aldı gerçi.eskiyi hatırlamak yerine onlara da bakabilirsin.birbirine giriyor hepsi nasılsa...işte onları doladıgımda acısını nasıl kabulleniyorsam seni tanıdıgımda da...neyse ya konumuz bu diildi.saptırdım yine.
ama kabul ettim ya,tanıyorum seni.
istedigin kadar, gösterdigin kadar degil.
istedigim kadar,gördügüm kadar da degil.
bazen hepsi birbirine giriyor...ya da ben kafamda içiçe geçiriyorum.
kabul edebildigim kadar diyorum ama!!konumuz bu diil hem...
tanıyorum seni! konumuz buydu.
kan sen yine...inan-ma bana!karışamam buna.;)
sen..
içini dinlemeye çalışıp dışarıdakilere kananlardansın..bulananlardan ya da korkanlardan...kader deyip sıgınıp boş soruları soranlardan içimize sonra sıkılanlardan kaçanlardansın.
zamanı düşün.biz şikayet ettikçe yetişmek için koşturunca o; durup karnını tuta tuta gülmüyor mu bize?bence gülüyordur.komik oluyoruzdur o zamanlarda.hem o geçerken büyüdük biz,bizi de kuralı da en iyi bilen o.her ögrendigimizi,yaşadıgımızı,ne bileyim kariyerimizi bile onu parselleyerek hedeflemedik mi?o zamanla bu zamana böldük onu.salak gibi yön veririz sandık ona.gibisi fazla bi salaklık..
ama bu ara zamanda ben de tanıdım seni.neleri yapmayacagın ögretilene kadar,neyle gerçekten yaşayabilecegini bulsaydın da tanır mıydım bilmiyorum..
sonra sen son sürat yol almaya başladın.bende yerimde saymadım hani. yol aldıgımızı sanıyoruz.)yaşıyoruz.)azrail gelene kadar.)zamanımızı boşuna harcıyoruz.
kürekler hep havada kalıyor.en azından ben biliyorum,görebiliyorum bunu.
tanıyorum ama iyi bir yol gösterici degilim sanırım.sonunu bırak başını bile bilemedigim bi yolu nasıl tarif edebilirim ki.nereye kadar gidebiliriz ki..
sen tüm inandıkların gibi inan.düşe kalka,yorula yorula yol almaktan korkma.ben arada korkuyorum ama çaktırmıyorum.sen hiç korkma.mayanda yok çünkü.biliyorum.boşuna kendine bir de korkuyu yükleme dikenleri bile bile kendine dolama.
böyledir bu işler merak etme.zamanla komik bi hal alıyor şimdi sıkıntı dedigimiz her başagrısı.
yalnız sanıyorsun ama degilsin.:)
ne kenarındaki süsün,ne de özünün üstünde binlerce biçilmiş kaftanların çalın çırpın...
dedim ya.seni sen olarak kabul ettim ben.

14 Kasım 2009 Cumartesi

boynuna sıktıgın parfümün zerresi olmayı çoktan erteledim.
şimdi sen benim agzımdaki kahve tadı olarak gel kal.
öyle ya ,bi fincanının kırk yıl hatrı kalsın...hem uyanık tut beni.hem dilime damagıma yapış ;dilimden önce damagım ol benim...bırak kırk yılı, kırkbin yıl kalıp yaksın beni.
kolumdan önce; kanadım ol...hem aşkınla uçayım,hem kanatlarının altında korunayım...
aşk'ının zerresi olayım.koklamaktan çok içmekten yanayım...

5 Kasım 2009 Perşembe

ben pudra şekeriydim zamanında.
o marshmellov olmuş..
üzülmedim.
kırılmadım.
bokluk bende.benim gibilerde zaten... bırak ne düşünüp kendini yorarsın ki?
bırak...!sadece bırak!
ha deyince olmuyor da zamanda geçiyor be güzelim...tamam aramız pek hoş diil hep geç bırakıyor beni kendine de...
böyle tesadüflerde de acıyorum halime.
kısmet diye bişi yok.benim gibilerin uydurması o.

naa'pıyosun?

-nasılsın?
j:iyiyim sen nasılsın?
-iyiyiim.
J:gittin mi annenlerin yanına ....'ya?
-hıhı...sen napıyorsun?
J:iyiyim işte bildigin gibi çok bi degişiklik yok.
-hmm ee nasılsın?
J:iyiyim valla nolsun kutuplara gidicem işte penguenlerle surf yapıp balık tutayım diyorum.biraz para kazanırım fena olmaz...
-sen benle kafa mı buluyosun ?
J:evet.aynı soruyu sorup duruyorsun.elinin körünü yapıyorum.napıyorum!
-hmm..şimdi işim var benim juli.sona konuşşak olur mu?hatta bi gün ayarlayalımda buluşalım canım...seni sevgilimle tanıştırayım.
J:tamam oluuur.senin ne zamandır sevgilin var ya??
-çok yeni sayılır.bi aydır falan tanıyorum.ama çok tatlı bi kız ablası...görsen çok seversin.
J:ablası mı???kurbanımız kaç yaşında?
-on yedi liseye gidiyor...
J:hmm...tamam bi gün görüşelim.nasılsa artık sübyancı mevkiine ermişsin... anlatacak çok şeyin vardır...
-var ya konusuruz canım mesaj at bana mutlaka!öpüyorum çok!bi dakika yaa sübyancı mı???sen yapma bari seviyorum diyorum.
J:peki seviyosun. görüşürüz artık bi gün...
-juliii...
ve listeden bi kişi daha silinmek üzeredir.ilk intiba bu'dur.unutma jul.