27 Kasım 2008 Perşembe

kedi.

kedimin kedicikleri oluyor su anda...gelin hanım balkonun altında kendi çapında didiniyor bagırıyor tüm apartman uyandı.gidip bakamıyorum titriyorum... bizim beyzade de bakamıyor belli balkonun köşesinde oturuyor...bebeklerini bekliyor resmen...nankör degil kedim işte ispatı yataga girince ortaya yatar...ama asla arkasını bırakmaz kuyrugunu sallaya sallaya ortadan kaybolmaz.(handem benimle benzetme onu. o benden vefalı merak etme...

annanem aklımda hep niyeyse bizi canımın canı diye severdi eskiden hiç anlayamazmışım...hiç. ne ot kafalıymışım...bi o normal severdi zaten beni...digerlerinin lakapları hep uydurmaca kelimeler olurdu.benim lakabım... bir sürü lakaplarım oldu aşalayıcı güzel şirin ne bileyim dolu vardı...ama bir tane var ki ard arda birbiri ile alakasız(yerde ve sıfatta)hatta gereksiz 3-4 kişi bir haftanın içinde demişti.akılları sıra daha aramızda daha yakın tatlı rüzgarlar esecekti...birbirimizin ensesine patlatacaktık falan...yıl bitmeden onlar bitti...hatta bu lakap konusu üzerine handeyle eceyle msn sohbetimiz de mevcuttur:

juli:'bunlar beni kedi diye seviyor?!'
hande: töbee..
ece: ee normal pamuk u biliyolarsa...
juli:yok benim kediden köpekten korktugumu sanıyolar.
hande:julii amma yalancısın sen ya...evde kedi besle elaleme ayy korkuyom ben ayagına yat.
juli:yok bee.. W kedi almalıyım sana dedi.annemden korktum.zırvaladım işte.
ece: ama sende kedi potansiyeli var.
hande:yuh laaan neresi kedi...juli gerçi biraz vefasızsın ya sen onu diyolardır bunlar.
ece:yok hani kafasına esince bi anda çekip gidiyo ya onu kastetmişlerdir...
juli:evet u' yu sokagın ortasında bırakıp otobüse atladım gittim ondandır belki.ama digerleri?ayrıca sagolun be ne kötüymüşüm ben...
ece:sor yavrum sor bakalım ne diyecekler.ayrıca kötü oldugun kadar da odunsun daha önce demiş miydim:))
juli:!!!!
...
andre:egitilecek hayvan degildir sen sahibiyim diye gezinirken o senin sahibin olur ondan sen kedisin...
arda:juli kedi gibisin işte insanın seni sevesi geliyor başını okşayayım dediginde hemen tırmalıyıveriyosun...
julien:kedi gibi bakıyosun suratıma sonra seninkiler geliyor arkanı dönüp it gibi gidiyorsun.
s. ye ve can a asla sormadım...soramadım...ya da sorasım gelmedi.ama her kedi diye seslenişlerinde baktım...elimde degildi...saçma cevaplar duyacagım kesindi.kabul etmiştim zaten ....

şimdi konuyu dagıtmakta elimde degil mesela dagılınca dagıtıyorum ben... ne fena bişiy...

bugünkü atkı seansım bitti. gözüme baka baka kar yagarken evde oturup izleyelim ya da dısarı çıkalım hadi gibi bi cümle kuran ilk kişiye ellerimle vericem...pek bi benlik degil...hoş benlik olsa da atkı elimde sallayarak dolasan bi tip oldugum için boynumda durmaz...kar yagarken battaniyenin içinde uzanıp kahve içmeli bi de...evet.ayva da yemeli.ekmek ayvası yemeli.:)

annemi kızdırmadan bi yolunu bulup kediciklerimizi eve almalıyım. lohusa sepeti yapıp balkona koyabilirim. ama anne kedimiz fazla korumacı gibi gibi...düşünmeli saksıyı çalıştırmalıyım...yarın onlara battaniye örerim be ben!

iş ilanlarında hiç iş yok ulan ne bu!!! beni kriz iyi vurdu.kim ne derse desin.mızıldanmadan gideyim ben buradan...

02.

ruh ikizi diye bi sey varsa gerçekten sendin...diger diyenlere inat bi seni istedim.gerçekten sen olmanı istedim.sanki körmüşüm de hiç görmezken kokunu bilip sevmeyi istedim.belki de en çok bu canımı acıttı beynim düşünmekten su topladı resmen...seni sorgusuz yargısızca sevmek istedim sadece seni istedim...asla diyemeyecegimi bildim.yine gelsen yine...
ben kırmamak için iteklerken seni sen agzıma burnuma ettin...biliyordum kötü bi zamanlamamız vardı.birbirimizin saatlerine ayak uyduramıyorduk. ben sana erkendim...iteleye iteleye uygun zamana ulaşırız sandım iyi bok yedim...hiç olmamalıydı.buldugum gibi bırakmalıydım seni orada...o zaman hep orada kalırdın.şimdiki gibi aklımda; gecelerimde degil...
evet aramadım hiç sormadım seni kimseye içimde büyüttüm anlatamadım hiç.anlatamazdım.
üzgünüm...çok üzgünüm...
karşına bu denli erken ya da zamansız çıktıgım için...
seni korkuttugum için...
beni önemsemedigin için...
bi filmde yaşayamadıgım için üzgünüm...

yaş

-gittigin an zaman bana eziyet etmeye başladı. hep zamanla geçer... işte her şey gibi unutulur derdim.çok ah ettim. çok unutmaya çalıştım...olmadı.gittikçe biriktin bende. hayır hayır biriken şey ne kin ne de nefretti...ama sevgi de degildi.
gelecegini düşünmek birikti.geri dönecegini bilmek birikti... her gece başım yastıkta nasıl gelecegini hayal ettim. gidecegini bile bile eziyetlerime devam ettim.
sigaralarımı körükledim bol bol... kül tablasında içemedigim izmaritleri biriktirdim.
sonra onu gördüm yanında...
kıskanmadım.kıyasladım kendimle daha güzel...yetenekli...cilveli...daha...daha...daha...buldum kendimden... benden çok buldum onu.her daha da sigaram çok yandı.
her gün baktım resminize her gün...geri döndügün gün yollayacagım ikinizin resmini dedim ona dön diyecegim dedim en sonunda çünkü benim kapımı çaldıgında açsamda kapasamda gideceksin. benden gideceksin...sen ona dön diyecegim. benim için en iyisi bu.
geri gelme sevgilim.
geri dönmeye yüzün yok.
benimse gözümde artık senin için yaş yok.

26 Kasım 2008 Çarşamba

3.

epey yogun günler geçirdim...işe yaramayan mülakatlara girip çıktım.hiç hiç bi işe yaramayacak biliyorum hatta sapıtıp gazetedeki çok para kazanmak istemiyor musunuz hiç bi şey istemiyoruz siz gelin tanışalım biz sizi egiticez merak etmeyincilere bilem gittim organik tarımmış...peh...bildigin pazarlama sektöründesiniz siz şekerim...okulda bile bu kadar sıkılmamıştım. üstüne konuşan kadının egosu inanılmaz bi şeydi... içimden konuşup durdum:
'pardoon siz kimsiniz yaf...
bu özgüven nerden???
yok artık LEbron james.
tamam şekerim ben sana hayatta başarılar dileyim sende beni aramayıver...
hadde leyyn!
ne işim var benim burdaaa...
gibi cümleleri kurup durdum. salak sunum biter bitmez ben kuş oldum uçtuum.
kaçar adım uzaklaştım.hatta iyi bi şeydir belkim sonra pişman olmayım diye en topuklu ayakkabılarımla gitmiştim ona yanarım,üstüne aman yakalanmayayım diye asansörü beklemeden beş katı o topuklarla indim. bi de yolda dolmuşa yetişecegim diye düşünce eziyet katmerlendi...topallaya topallaya attım kendimi dolmuşun içine.dolmuş ayrı bi eziyet durumuydu zaten hiç anlatmayayım tüm yol ayaktaydım...
digerleri gayet normalce adam gibi eziyet eden insan kaynakçılardı. seviyorum ben onları canlarım benim...eger o tavır ve davranışlarda karşımda birilerini bulmazsam kendimi anormal hissediyorum.alışkanlık bu olsa gerek.

iki haftadır içki içmiyorum içmeyi de istemiyorum evdeyim diye olabilir...onun yerine bol bol örgü örüyorum biraz param olsa tuhafiyeci açarım...okul varken şubat geldi mi kızlar yünleri alıp sevgililerine atkı bere vs. örerlerdi.ben kimseye atkı bere bi şey örmedim içime dert oldu şimdi...ziyan günlerim benim...15-20 gündür yünlerle oynuyorum.mantom bitti şimdi atkıya başladım ama elimden akıp gidiyor bitiyor bitiyor bitiyor...kadınların bi numaralı terapi yöntemi farkındayım...kendimi oyalıyorum farkındayım.amaaa bi parayı bulayım o dükkanı açıcam...kadınları kendime baglayacam:P
biteceeek gideceek...

20 Kasım 2008 Perşembe

agresifmişim

b:nasılsın?

juli:iyiyim.

b:gerçekten nasılsın?

juli:pek bi degişiklik yok gibi... hala karar veremedim.uyusuklaştım iyice...

b:en kötü karar kararsızlıktan iyidir demişler.zaman geçmeden ver kararını.

juli: hayatımda en çok zorlandıgım konu. karar vermek... ben bi tokayı bile üç saatte seçerim.

karar vermesem olmaz m?

b:olur tabi.ama iki arada bi derede kalırsın hep yerinde sayarsın.kavşakta bekleyen bi arabaya benzersin ya biri gelip çarpar ya da bi yere park eder kalırsın.

juli:park etmek çok kötü olmasa gerek en azından bi süre için...

b:trafik polisi gelir zorlar eninde sonunda, cezayı yemeden kararını ver...vakit varken vakti degerlendir...

juli:peki...


b:ee ne karar verdin?

juli:kararsızlıgı seçiyorum... mutsuzum ulan mutsuzum nie anlamıyosun... git başımdan hadi.

b:peki madem...:(

bilmeden dilimden akan dogrular.

gitmeden çok çok önce
vadesi dolmuştu
koyu karanlıklarda
gözlerim uzak diyarların
ışıgını seçemiyordu
hep aynı nakarat
kulaklarımda,dudaklarımda
dört yanım dag
bu halimle aşamazdım geçemezdim
sersefil,darmadagınıkken gittin
iyi ki gittin
iyi ki
halimi görmeyecek kadar kördün
kalmanın faizini zor öderdim
kangren olmuş hikayemizde
daha fazla uzatmanın alemi yok
çok çok önce vadesi dolmuştu
kestik attık kalplerimizi
parlak ışıklı diyarlara dogru
bizden ayrı dagları seçedursunlar
daha fazla uzatmanın alemi yoktu
2.7.3.

evet.aşagı yukarı yeni ilişkine başladıgın tarih
eternal sunshine of the spotless mind (sil baştan)taki gibi hafızamı sildirmek istiyorum.severdin filmi....ne kadar ironik....
üstüne bi kahve iyi gider zaten başka bisey de yok evde.
bitmeyen kahvem var.bitmeyen uykularım var.sadece bi ben varım...

labirent.

tuvaletlerdeki dizilmiş luzumsuz biblolar gibi
luzumsuz bi yerde
o sorumsuz halinle sevdim
gerçekten sevdim
labirentin içine hapsolmuş gibi
ne bir yangın merdiveni,
ne bir arka kapı,
-arandım durdum-
kalbin boşluk içi boşluk...
her labirent bitimi bir başkası başladı.
başlattın...
yer edinmeye çalıştım.
bir çıkış aradım dönüp durdum
sonunda midemi bulandırdın
labirentli kalbine kusup kaçtım...
sen ise dönmeden durmadan
benim agzıma yüzüme s**tın.
juli.

19 Kasım 2008 Çarşamba

ugraşma

çamura şekil vermek ,
boku şekillendirmekten kolayken;
hayatımızı durmadan boktanlaştırıyoruz.
her yere sıvıyoruz pisligimizi...
sonra temizlemekle ugraşıp;
daha da sıvıyoruz her yere
her şeyi bok ediyoruz...
gel tut elimi...
beraber ugraşalım
bir seni bir beni temizleyelim...
tertemiz yapalım yolumuzu
elele kalalım hep...
adam gibi yaşayalım bundan sonra
hayatımıza şekil verelim.
boklar yerine kendimizle ugraşalım.
juli.

hava durumu.

bugün yagmurluydum;istanbul gibi...sen ise parçalı bulutlu...

ama benim trafigim tıkanmadı sokak sokak gezdim bugün.defter sayfaları,kitap sayfaları, istanbul sokakları.

astrolojiye göre bu hafta ummadıgım biriyle tanısacagım...şansı yok biliyor o da...hala aklımdasın...

şansım yok...biliyorum.yıkıyorum yıkıyorum bi türlü kurtulamıyorum.kimseye diyemiyorum.sesim çıkmıyor...unutmuş gibi davranıyorum.

zaten unuttum biliyor musun?

unuttum...

ama seni degil...

günün sözü:
-juli,hapla intihar eylemine girişilince mide yıkanıyor ooh tertemiz ortaya çıkıyor
-eyvallah...
-beynimi yıkatmak için bi cemaat yuvasına mı gitsem yoksa içip içip dursam mı ?
soruyu soran şahsa ciddi bi bakış atıyorum.yok ciddi bu diye düşünüyorum.malum üni.den arkadaşım...
-canım bence sen beynini temizletmek için antidepresanlarla intiharı dene onlar beyne etki ediyorlar ya hani senin miden yerine beynini yıkarlar...en iyisi vermidon yut ama sütle içersen daha etkili olur...benim bi arkadaşım denedi ööle ordan biliyorum...
-aaa vermidon muuu taam juliii çokk saoll...

-içim:yok vermidon degil prozac yut sen prozac.sütsüz prozac.

bu hatunla 2 yıldır çıkan insan !!! evliya mısın nesin???

17 Kasım 2008 Pazartesi

iç.

bugün balkonda pinekledim durdum.arabaların parkedildigi otoparkımsı yerde seksek oynayan kızları gördüm.içim gitti.küçükken tek oynayabildigim oyundu bu. belki de tek başına oynanabilinen tek sokak oyunudur.şimdi çok emin degilim.bi ineyim iki de ben zıplayım dedim.komşuların evde otura otura delirdi bu bakışlarıyla karşılaşıcam diye inmedim.
içimde kaldı.
çocukken yalnızdım.'büyüyünce etrafın dolar kuzum,hadi al oyuncagını da otur şu köşeye oyna hadi' lerle büyüdüm.şimdi ise o kalabalıgın içinde yalnızım.konuşan gülüşen insanlar içinde oturmuş bi dizi izliyormuş gibi sadece izliyorum.dinliyorum.adam gibi karşıma alıp konuşabilecegim insanlardan da çok uzaklaştım.hoş konuşmayı da canım istemiyor...herkes sallıyor.bol keseden anlattıkça attıkça dilimle midemin arasında gelen giden tek kelime:SALAK! oluyor.
içimde kalıyor.
bi de fazla kibirli,daha da fazlası özgüvenli bi şey sanıyorlar beni sansınlar bozmuyorum.
ben gidiyorum.
ben gidiyorum.
diyerek oldugum koridorda bir saga bir sola yürüyorum.
nefes alış egzersizleri işe yarar mı?
manik-depresif olsam?en azından manik anlarda yetenegim olurdu.depresif anlarda her zamanki halim olurdu...
yetenek demişken 7 hafta da bi yaglıboya tablom bitti.
yavaş mıyım?
yavaşım. yav*** olmaktansa yavaş olmak iyidir bilir... görür... ha ha ha!!!
hiç ben gidiyorum diyemeyecegim galiba...
galiba...
içimde kalacak...

artı-artı

konuşan konuşulan her şeyde sen vardın.
resmini siliyorum sonra bulup yeniden yeniden kaydediyorum aynı yere aynı isimle.sonra ismini yazdıgım her yerden siliyorum.aslında kazıdım beynime rakamların gibi...forma numaran,telefon numaran...
rakamlarla boguştum ben bu gece...bi ara deliriyorum sandım.senin için tüm anlamlı rakamları topladım.tek rakamlı yaptım sırayla...tek tek parmaklarımla topladım hesap makinasına güvenmeden tekrar tekrar...içime sinmedi ismini yazdım harfleri alfabedeki sırasıyla rakamladım bi de onu topladım.ha babam ekledim durdum.yorulup sızmışım...
neye yaradı?yaralarıma tuz oldu işte...
böylece rüya görmedim...
rüyalarımda seni görmedim...

15 Kasım 2008 Cumartesi

talcid.

-alo juli yavrum ben yine öldüm
-noldu!
-noldu delirtme beni!
-ööööööööggggggg(bu ses bir 3 dk.sürdü.)
-kızım tane tane anlat ya midem kasıldı hadi...
-yaf ben bu sınava girmek istemiyorruummm
-e girme hayatının sonu mu?
-ıııııı sana göre kolay tabii zaten c ye mesaj attım cevap vermediii
-haa sen ona mı üzüldün canım benim ya...baştan dedim ama ondan bi nane olmaz it o it.tipik erkek gibi davranıyor işte bi daha aramazsın olur biter.üzülmene degmez o herif.
-yaa ona üzülmediiimm ben sınava girmek istemiyoruuumm.
-tamam canım sen bi iki gün kaçıp gelsene hem bana da iyi olur gezeriz biraz
-annemde beni öldürsün tamam mıııı?jülii sınava girmiycem beennn...
-canım aglama ya
-aglamayım içime aksın ben kendimi öldüreyim tamam mıııı?
-tamam handecim,agla o zaman ama beni bi dinle önce sonra devam et aglamaya baştan başlayalım. şimdi sen bu sınava girmek istemiyosun. nah istemiyosun,canım sadece korkuyosun ama boşuna kendini gerip yoruyosun gelip gececek bu da hepsi gibi bi sınav bak saglıklısın anan baban yanında evin var hiç bi sey olmazsan ki 4 yıllık bi boka yaramayan diploman var illaki bi sey olursun... hadi olmadın elin ayagın var gider tezgahtar neyim bi sey olursun...
-yaa haklısın ama hep soruyorum neden hep bana geliyo ya nedeeenn ööööööögggg
-jüliii-neden neden diye sorguladıgın için allah vermiyor sana bi güvenmeyi bi inanmayı dene bi şükret işte...ayrıca sana ne geldi ki neyi soruyosun anlamıyorum?
amaaaa şu an kendine bi güzellik yap git bi duş al temiz hisset , o sakladıgın çikolatayı bitir, ne bileyim ,bi film izle olmadı git bi yerlerden bi fıçı bira bul onu bitir...
-yaa ama şükredince de olmuyo ki
-höst lan... ne deyim daha ben sana.
dedim ve kapattım.
yarım saat sonra bi mesaj geldi 'jüli jüli seni çok seviyorum çok haklısın iyiyim şimdi' diye.
kesin sarhoş oldu.ulan juli hayatında hiç mi iyi tavsiye vermezsin diye kendime kızmaktan midem agrıyor.inşallah annesigil çakmadan durumunu sızıp kalmıştır. yoksaa anca 3 yıl sonra istanbul semalarını görebilir...
midem agrıyoor..

örgü dantel.

günlerdir yatsamda kalksamda hayatımda bir degişiklik olmayacagı için bol bol yatmayı tercih ettim.sonra annemin tiz sesiyle evden kaçtım:) kendimi uzun süreli oyalamak için yün aldım.amacım atkı örmekti ama o atkı önce hırka oldu sonra kazak simdi de manto olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte...elimden bırakamıyorum.birbirimize yapıştık gece rüyamda örmeye devam ediyorum. neresini bitirirsem söküp tekrar yapıyorum durmadan durmadan örüyorum.bir bitsin tüm kış üstümden çıkarmayacagım. zaten bir şeye taktım mı tüm yıl üstümde o olur.

geçen yılda siyah bir kazagım vardı.yaprak dökümündeki leylanın pembe mantosu neyse benim içinde siyah kazagım oydu.resmen içinde saklandıgımı hissediyordum.her yerde hep üstümde o olurdu. yurtta,okulda,yemekhanede,her yerde uyurken bile üşüyünce üstüme geçirirdim.herkeste olan,olmayanların da aklında olan rahat ötesi siyah düz dik yakalı kazaktır kendileri.üstünde gözü olan uyuz insanların'kızaam şu kazagını ver de bi fotooraf çenikeyiiimm' 'juliii ver de yıkayım kızaam onu ne halle gelmishh oha yaniii 'dedikleri canım kazagım benim...

evet çogu arkadaşım tikky niteligindeydi.saç boyası,kaş alım teknikleri ve erkek tavlama yöntemleri konusunda teoride çok şey bilirim sayelerinde.pratikte bi bok yapamam.sonra üniversite bitince üstüne canım eski sevgilim de gidince hepsi kuş oldu uçtu gittiii... megersem sevgilimin arkadaş çevresi gözlerini o kadar parlatıyormuş...saçlarımı boyatmaya kıyamam.kaşlarımı kendim alamam.erkekler konusunda sıfırın altıyım biri öküz gibi bakar üstüne derse anca anlayabilirim.çokta tın.birinden ne hayır geldi ki onundan gelsin diyerek bekliciim zamanım gelince annemgili köyümüze yolliciim...


bi de bilgisayarım bozuldu.zaten her ay bozulur...grip olur. galiba elektronikçide kendine yakın çıtır bi makina buldu.şüpheleniyorum.

bu ara şüphe içimde kıskançlıktan daha beter bi tohum oluverdi. herkesin her hareketine bi anlam yüklüyorum.kendi hareketlerim öylesineyken benden başka herkes akıl yürütüyor gibi geliyor.galiba büyüyorum.geç kalmış büyümemi hissede hissede büyüyorum.

12 Kasım 2008 Çarşamba

soru(n)suz-cevapsız

yaşamlarımız birtablo gibi düşünülürse-kesinlikle ben şu sıralar cilanın kurumasını bekliyorum-her fırça darbesi olaganüstü degişiklikler yapıyorsa,küçücük rotuşlar görünür izler bırakıyorsa...vesaire vesaire...
bu resim bittiginde bizim hayatımızda bitiyorsa çercevesini kim begenip alacak?
bittiginde nereye asılacak?kim asacak?
hayır resim bitince bizde bitiyorsak neye yarayacak?
ya bir şeye benzemezse?tekrardan yapma şansımız da yok!
ya renkleri yerinde kullanamazsak?
azla yetinmem ben deyip savruk davranırsak?
ton uyumunu tutturamazsak?
aklımızdaki resmi tabloya yansıtamazsak?
en kötüsü boyalarımız bayatsa???

anlaşılan benim tablomda bu ara bol bol keçi görünecek kaçmasınlar dursunlar orada.

patlıcan ispanyollarda aşk elmasıymış.

güne çamaşır makinasının bitirme sinyali ve de üstüne yogun deterjan kokusuyla uyandım.
migrenim tuttu.sanki beynimde rezidans inşaatı başladı.bu kafayla evin camlarını duvarlarını sildim dolabı boşalttım.düzenledim.ev kızı olma yolunda emin adımlarla yürüdügümü hissederek kendimden tiksindim... hem yalnızmışım öyle hissettim.bi de amma pismişim.sonra mal mal televizyona bakmaya başladım.kanalın birinde bi kadın programıyla kafayı buldum.evdekilerin yogun azarlarına maruz kaldım. şimdi gün geçsin diye saatleri sayıyorum.gelecek kaygısı denilen şey bende hiiç yok...iş güç kariyer egitim aşk...hiç biri umrumda degil.bırak bunları yemek bile yiyesim yok.bu gerçegimdi.

....

güne telefonunla uyandım.beni uyandırmak için ettigin her sabahki telefonlarından biriydi.sehir dışındaydın,gece antremanına kaldıgın için şimdi belin agrıyordu.sesin yorgundu ama neşeliydin.yatagımdan çıkmadan konuştum seninle hava soguktu. havanın sogukluguna inat yatagım sıcacıktı.günaydın telefonundan sonra battaniyeyi iyice üstüme çektim. uyumak istiyordum aslında, mızmızlıgım üstümdeydi.bilirdin.on dakika sonra tekrar aradın yedigim hafif azarla fırladım yataktan. seninle konuşurken bir yandan da perdeleri çekip havanın nasıl olduguna bakıyordum.dışarıda giderek kararan bulutlar vardı.belki yagmur yagacaktı ama sen çok severdin yagmurlu havaları. bi de karı severdin.şileye gittigimiz karlı günü hatırladım hatırlattım.bu kışta gideriz dedin.güzel günlerdi dedin.
aksam gelecegini söyledin ve daha bir sürü güzel sey söyledin...
kahvemi içip dısarı cıktım.hep yürüdügümüz uzuun yolu tek başıma yürüdüm.akşam gelecektin. sonra da sahile gidecektik saçma sapan gülecegimi düşündügün şeyler anlatacaktın.planlar yapacaktın bende gülümseyip hayal edecektim... yarından hatta günün aksamından umudum vardı. bu da yalanımdı.
not:bugün tv de duydugum en gereksiz bilgi patlıcana spanyollar aşk elması diyormuş çok yenilince insanı delirtirmiş.kendileri güzel sebzedir severim.hatta çok severim. içindeki nikotini daha bir severim. zaten ben bagımlılık yapan şeyleri oldum olası sevmişimdir.

11 Kasım 2008 Salı

acelem var

geçen yıl,hatta son dört ay öncesine kadar hep bi yerlere yetişmek için acelem olurdu.her şeyi zamanla ölçüp tartardım.sonra zaman geçti yılım geçti gelen gitti giden geçti.şimdi her şey için vaktim var hem de bolca...ama ben geçmişim.içim geçmiş...gerçi duyup gördügüm her saçma sapan şey olagan gelirken;geç yatmışım geç kalkmışım hiç umrumda degil.
fazlasıyla geç kalmış durumdayım yani...
bu durumdayken daha da içime çekiliyorum.evden dışarı çıkmayı bırak odamdan yatagımdan dışarı çıkasım gelmiyor.üstüne laf anlatasım hiç gelmiyor.nolmuş,neyim varmış, kendime yazık ediyormusum, 'hadi biras gesdirsinlermişmiş beniii' 'bi hava alayımmış.'bu cümleleri tekrar tekrar duydugum anda telefonun pili de bi kaç gün yerine takılmıyor...millet iyice öldüm sanıyor.
'bırakın aglayım biraz kendim için endişeleneyim.uyumaktan başım çatlasın.yetişmeyim bi yerlere.kokmuş pijamalarımla koltuklardan koltuk begeneyim.birazda sıkılayım'işte yüzlerine demek istedigim cümleler bunlar. ama üniversite bitip eve döndügüm için kurdugum cümleleri ilk saniyesinde anlayan kişilerle ya da anlamak isteyenlerle aramda kilometreler var...şimdi etrafımda annemin arkadasları (şaka degil),onların kızları ,akrabalar,teyzemler, komşu teyzeler ve onların çoluk çocugu...durumumdan memnun muyum? konuşmadıgım sürece umrumda degil.
çeke çekile bi yerlere götürüldügüm zaman ya da kahve yap hadi kızım işkencesine maruz kaldıgım zamanlarda uyuz gülümsememle rutin konuşmaları yapıp kısa kesmeye çalısıyorum .
yanımda üçüncü şahısmışım gibi konuşmalarına izin veriyorum.yoksa ne anlatmak istedin ne demek istedin şimdiii...lere maruz kalmak ve daha fazla konuşmak zorunda kalıyorum. sonra patlatılan gözlerin haddi hesabı kalmıyor.sonra şişip patlayasım geliyor.anlayın işte beni boş kalmak gariplestirdi yakında geçer kendi halime bırakın desem hiç kurtulamam.
ama basit yaşamak hoşuma gitmeye başladı.iki aydır oje sürmüyorum.saçlarımı fönlemiyorum.aynaya bi rimel sürmek için bakıyorum kendimi hiç incelemiyorum
hiç bir dişi gibi davranmadıgımın farkındayım bu çok önemli degil şimdilik
ama insanlıktan da çıkmak üzereyim tam bir haftadır sabah 6 da yatıyorum 9.00 da kalkıyorum uyku yok debelenip duruyorum.yemek yeme durumum da iç acıcı degil üç gün sadece su ile beslenip ertesi gün bi tencere pilavı yiyebiliyorum.televizyon izleme hadiseme hiç girmeyelim. kısaca öküz tren ilişkisi kuruyoruz.
normal olmadıgımın farkındayım.bu halimde beni terkedecek katlanamayacak bana onun da farkındayım.nereye kadar gider bilmiyorum.ama hala hayat bana güzel degil.yalnızlıgımı sevsem de...zaman muhtemelen kimyasal fraksiyona girse ucucu bir madde dir. öyle midir?
elimden gelen pek bisey yok yarın sabah ilk işim adaya gitmek olacak...tek başıma bir başıma.bi kendimi çekmeye mecburum.bi kendimi çekebilirim.
yeni başlangıçlar için yılbaşını beklesem çok mu geç kalırım onu düşünüyorum...

10 Kasım 2008 Pazartesi

ders.

burası türkiye her sey olur burda denilmesi kimseyi rahatsız etmiyor igne gibi batmıyor derimize.burda 14 yaşındaki kızlara sarkan moruklar seytana uyar o cocukların ruh saglıkları duvar gibidir hiç bozulmaz. konuyla ilgili cıkarılan adli tıp raporları ve yasa tasarıları zaten malum...
yirmi bilmem kaç yaşında da olsam ankarada istanbulda yıllarca yaşamışta olsam yalnız başıma evde kalmaya korkmasam da sokakta yürümeye korkanlardanım. cinsel tacize maruz kalmadım şiddete maruz kalmadım ama kaybolmuş kadınlıgımdan dolayı ruh saglıgım üç beş tanımadıgım erkegin yanında degişiverir.ama o cocukların ruh saglıkları onca yasadıklarına ragmen sapasaglamdır bi de üstüne saglam raporu bile vardır...bırakın bunları bunlarla iktidar sahibi olunmaz bunlarla prestij olmaz bunlarla insan kaybedilir bunu en iyi bilende seytandır!
evet karamsarım karamsarıyım. bu kadar duyarsızlıkla yasarken obamanın annesi müslümanmışmış bize iyi davranırmış ermeni soykırımını destekler miymiş desteklemez miymiş dünya barışı gelirmişmişmiş...herkes bunları söyleyip duruyor önce içimizi düzeltsek şu sapıkların ellerini gelecegimiz dedigimiz cocuklarımızdan cekmeyi becerebilsek...egitim egitim dedigimiz sıkıcı zorunlukmuş gibi gelen seyleri rayına oturtsak daha iyi iktidar sahibi olamaz mıyız?barışı isteyen en güzel milletiz günün anlam ve önemine de uygun tarihimize calıssak olmaz mı hataydı kabul dedikten sonra elestiriyi dozunda bıraıp dersimi aldım demeyi bi ögrensek...
ama her şeyde hayatımızın her anında bunu basarabilsek olmaz mı sanki?

bir de günün iyi olucak haberi var tabi
trt8 hayırlı ugurlu olsun.tarih zamanlama haziran 2009 olucakmısmısmıstaa basbakanımız 21 marta istemiş sonra ilker basbugun da istegiyle 1 ocak a yetiştirilecekmiş bu sevimli kanalcık her gün istiklal marsıyla acılıp istiklal marsıyla kapanacakmış en önemli ayrıntı çanak anten ayarıyla roj tv nin ayarıyla izlenebilir olacakmış.bu yayından pkk rahatsızlık duyuyormuş hatta müzik sanatcılarına tehditler yöneltmişmişmiş.neden mi hayırlı olsun monopollükten cıkartılıp devlet konrolune alınması gereken iyi bir nokta olduguna inanıyorum var mıdır? bu mudur? budur aferim bize.

haftasonu aptalı

aslında üç gündür yazmam gereken seyler var erteledim durdum. şu an kısa kesmem gerek galiba biraz sarhoşum ama çok çnemli degil artık sabaha silerim
veysel diye bi adamla tanıştım yani tanışmadım adam bildik falcı senayla gittik dün başımın etini yedi gideliiimm gideliiim diye gittik neyse işte..
çogu gibi biraz kırıtık bi seydi dedigi seyler ben kumral bi adamla 2009 mayısında tanışıcakmışım 2010 da nisanlanıp 2011 de evlenicekmişim adı a olucakmış.az parası iyi bi ailesi namusu serefi olucakmış tam istedigim adammış benden 4 yaş büyük olup boga görünümüde yengec olacakmış sofraya 5 tabak yerine 3 tabak koyucakmış 2 oglum bi kedim olsun mu bi de dedim herif bana küfür etti.
eski sevgilim bana geri dönücekmiş siktir et pezevengi önüne baka baka gitsin sanki burası hollywood herif film cekicek onla olmuyo senle senle olmuyo benle seni terkederken düsünseydi dedi.aynen bunu dedi.
10 ay işsizsin git hazır yerini bulmuşken ingilterene sonra da gir özel sektörüne hatta su ve su firmadan teklif gelicek sunu tercih et dedi veee benim cv yolladıgım firmaları dedi herif ....işte bunu nerden bildi onu anlamadım. bi de ikizlersin kız saaeen dedi.onu nerden bildigini hiç anlamadım.sona da astrolojiye inanmıyomuş öle dedi daha bisürü gereksiz gerekli sey dedi
uzun lafın kısası acaba bu herif bizim eve camera mı koydu izledi yoksa bu bizle yasıyoda haberim mi yok bu kadar seyi nerden biliyo eski erkek arkadasımın adı alnımda mı yazıyor
ve daha neler neler
en önemlisi fala inanmak günahın günahıyken bu fal beni acayip gaza getirdi su aralar ingiltereye gidicem ben diye dolasmaktan bi hal oldum bu ara eski sevgilim dönse sırf faldaki kocamı boynuzluycam diye geri dönmem. vallahi dönmem başka hiç bi nedeni yok...zaten dönsemde uzun sürmez patlatırım o kafasını onun.
allahım biliyorum çok günah ama gecmesin bu falın etkisi cok gaza geldim biraz göz yumsan olmaz mı? amin allahım sarhoşkenki duamda günahtır belki ama kabul et nolur.

9 Kasım 2008 Pazar

üşüyen yapraklar.

ben hep allah'ın sevdigi insanlara müthiş bir zeka ya da yetenek neyse işte o tılsımla ;onu kullanmaları için zor yasamları verdigini düsünürüm.bütün o zorlukların içinde hayat bana güzel baak demeyi bilen insanlar mutlu olabilir.o insanlar dünyaya iz bırakırlar bu belki muhteşem bir miras belki bir çocuk belki de bir ülkedir... o insanlar dünyayı degerli kıldıkları için cenneti gercekten hak ederler...

belki de yenilmemeye ugrasırlar yenildiklerinde ise başları dik duruşlarını hiç kaybetmemek için yaşarlar.hayalleri ve gercekleri ugruna yenilmeyi belden aşagı vurarak yenmeye tercih ettikleri için degerlidirler (aslında öyle bir şarkı vardı dinledikçe yenilesim gelen) ve bu yüzden ölüm onlara diger insanlara yakıştıgı kadar yakışmaz. geride bıraktıkları herkes ve her şey bu yüzden ölümsüzlüge inanır...

insan denilen varlık önce ben' e endekslidir.önce bencildir.'aman oglum önce hayatını kurtar diploman ,işin ,karın ,cocugun ,evin ,araban ,soban ,yatın ,yazlıgın... dünyaya çak çivini evladım o küçük çiviymiş git daha büyügünü bul yavrum...' mantıgı bu 'dur.
sonra o'nu yaşamını hayal ediyorum sadece hayal ediyorum çok tartısılan belgeselleri romanları arastırma yazılarını arkadas hikayelerini kenara koyup savaşlardaki halini, uykusuz gecelerini , kadınlarına davranıslarını,misafirlerini ,yedigi yemekleri ,geceler boyu yazdıklarını okuduklarını ,mimiklerini umutsuzluklarını ,sevinçlerini ,saçlarını ,...ve en çokta ellerini hayal ediyorum.hayallerini hayal etmekten korkuyorum ;aklım almaz deyip vazgeciyorum.bir insanın , genç bir adamın kendi hayatının gel gitleriyle hayalinde baş etmekten ürkmesi gerekirken;tüm bir ulusun gel gitleriyle gerçekte baş edip yenebilmesi;o milletin topraklarını elleriyle şekillendirmesi belki de gerçekten mucize dir. belki de bu yüzden onunla beraber yasamadıgımız halde minnetten öte bir duyguyla baglı oldugumuz içimizdeki ölümsüzlügünün nedenlerinden sadece biri bu dur. olamaz mı?
atatürk benim için herkesin saygı duydugu duvardan hiç inmeyen cerceveydi. bir tabuydu.zaman geçtikçe bu soyutlugun yerini başka derin somut düşünceler aldı. bi atatürk daha çıksa keşkeleriyle çıkmayacagını okullarda sıg ve beyinsiz tek başına yanlış karar alabilme potansiyeli hayli yüksek olan,' politikanın tükaka,düşüncenin suç' olarak ögretildigi televizyon cocukları olarak yetiştirilirken ;10 kasım törenlerinin zorunlu eziyet havası içinde okunan şiirlerin geçmesini bekleyerek onuncu yıl marşlarıyla tepinerek geçiren cocukların ...
büyüyüp her şeye ragmen düşünebilecegini kimse hesaba katmadı.ama zaman geçti. kimse birbirine benzemez dogru...ama insanlar birbirlerinin izinden yolundan gidebilir.

ben hala atatürke duyulan olaganüstü saygının var oldugunu;hiç yitirilmeyecegini biliyorum.ve o'nun yolundan ayrılmayacak milyonlarca nesillerin gelecegini umut etmek istiyorum.
rahat uyu ata'm deriz ya hep...atamızı gerçekten rahat uyutalım.
. jüli

6 Kasım 2008 Perşembe

bumerang

işten cıktım ya da atıldım orası muamma şimdilik. zaten sevmemiştim benim hoşuma giden tek sey evi terkedip; hatta yataktan cıkıp trene binmekti. insanlara aval aval bakıp 'aaa benden baska insanlarda varmış dünyada!' demek hoşuma gitmişti tekrar başa sardım...en azından dolmuşta,trende dip köşe amcalardan kacacak delik aramıycam artık bu da zügürt tesellim...
aşık olmam ulan ben bu zamana kadar beraber oldugum cocukların agzına ettim seni fena benzetirim benle aşık atma derken bi yıldır beni terkedişini üstümden atamıyorum...yenilgi olarak düşündüm hep ama yine de sana hiç beddua etmemiştim taa ki o sarısınla resimlerini gördügüm zamana kadar...şimdi aptallıgıma aglıyorum.beni silip şu pasaklıyla beraber olduguna aglıyorum.benden daha zayıf olmasına aglıyorum. benden daha çok deger vermiş gibi durmana aglıyorum.zaten öyle o kız benden daha degerli gözünde biliyorum.senden baska erkek yokmuş gibi davranmama aglıyorum.senin degerli kaprislerinle cevremdeki herkesi uzaklastırdıgıma aglıyorum.her seye aglıyorum.var mısın yok musunu izlerken bile aglıyorum ...
o aptalda beni feysbukta bloklarken bi zahmet edip sayfasını cümle aleme kapamayı da akıl etseymiş iyi edermiş...içim sızlıyor hala sana.ne zaman biteceksin anlamıyorum sırf senin yüzünden insanlarla göz göze gelmekten kacınıyorum hala seni bekliyorum hala sen varmışsın gibi davranıyorum.o kızda ne kadar sarı postişli bi sey olsa da belli normal bi kız... umarım kıt akıllıdır.yapışmış sana resmin birinde bi orda kaltak lan bu dedim ama günahı yok belli aptal bisey seninle olduguna göre...baska bi poz benle olan pozunla aynı yanındaki kız degişse de ne kelimelerin ne de fotografların degişiyor bravo insanlıgından hiç ödün kaybetmiyorsun...ama hep ayı kalıyorsun. benimse sana diyeceklerim anlık degişiyor düşüncelerimi bile piç ettin bravo.
bunları düsünürken tülin sahinle cindy craffordun benlerini dinliyordum bende yaptırıcam suratımın orta yerine. bi param olsa sadece suratıma ben yaptırmakla kalmayıp vucudumun içine edicem.burun dudak allah ne verdiyse insan eli degdirticem lan..
dolmusta hiç tanımadıgım aynı gün işten atıldıgımızı söyleyen patronuna platonik bi askla baglı olan ve patronu onu iplemeyip işinden atan o kızın pesine dedektif takıcam sona da yalancısın kızaaam biliyodum en basından beeen niye insan iki dakkalık yolda hayatını yanındakine anlatsın illa bi yere yalan vardır diycem...
sonra da hayatımın bi evresinde gidecegim ve bi daha da gelmeyi düşünmedigim dünya turuna cıkıcam benim turum öyle 80 günde filan bitemez bi defa gezicem ben ama öyle görmedik köy delik deşik eşinmeyecegim tabi italyan barış elçisini unutmadık...hoş sokaklardaki erkek kalabalıgından sokaga cıkmaya korkar olduk... yanında erkek olmayıp sokaga cıkan kızlara tü kaka denir bunu unutma jüli.arada kendine tü kaka de çünkü son bi yıldır sapsın.ondan öncede hayvan bakıcısıydın sen.
bi de üç sabahtır aynı kompartmanda gittigimiz çok bi seye benzemeyen ama efendi hoş bi yüzü düzgün tarzı olan ve karşıma geçip öküz gibi hiç gözlerini ayırmadan bana bakan cocuk;son trene bindigimde inerken sana yaptıgım adaba uymayan toplum düzenini bozan davranısıma karsılık hoşgörüyle bana yine gözlerini ayırmadan bakar mıydın ? ama bu sefer arada gözlerini kacırsan fena olmaz cünkü devamlı bakınca bende baskı olusuyor zaten bu kesişme oynaşma durumlarının acemisiyim bi bok yapamadan kitlenip kalıyorum... önce inenler beklenir sonra binenler biner. ben pesimden inme diye binenleri deşerek indim asagıya bi bunun için sona da camdan sana yaptıgım nanik için özür dilerim.
bunları yazarken yan odadan gelen horultu sesleri ve klavye tıkırtılarım sarkı gibi geliyor...
karmaymış eden bulurmuş yalan yavan bu aralar ya da bana geçmiyor bunlar...allahım nolur beddualarımı kabul etme.

2 Kasım 2008 Pazar

bir sana bir bana.

kac kurtar kendini
ben oyalarım git
içimde ne varsa sana alışan
hiç olmamıştı belki

hayat yalanlar bizi
dilerim güçlüdür zaman bu acıdan
yagmurdan sonra toprak kokusu yüzün
dokunsam da özlesem de aynı hüzün...aynı hüzün...
bir adam bul kendine sana aynalar tutmasın
o kadar güzel yüzün içime bakmasın
seni korkutmasın
özlesen de arasan da kendine sakla

herkes her şey senin olsun
bir beni yasakla tek beni yasakla...
f.d.
hep bu sarkıyı söyledim senin için sonra oturdum sana şiirler yazdım günlerce gecelerce
bi boka yaramayan gözyaşlarımı hissedersin sandım...hissetmedin. şimdi...sana tek diyebilecegim 'Allah yolunu açık etsin'... daha ne desem boş:) bu da benden bana olsun

DUVAR

gecemin karanlıgı kadar
yolum aydınlık olsun
evlerin duvarları beni boguyor
evim aydınlık yollar olsun
yolların sonunu bilemedigim kadar
seni bilirim
senin bana gelmeyecegini bildigim kadar
duvarlarımı bilirim
gecemin karanlıgı
yolumun aydınlıgı
bırakıyorum seni aramayı...

jüli
bi de bugün gittigin gündü.iyi ki gittin sevgilim cok sürdü...ama sonu ikimiz içinde güzel olsun:)

1 Kasım 2008 Cumartesi

bu gün içimdeki konuşmaları biraz susturup baskalarını dinledim hep üçlü diyaloglarda yer aldım bizzat özne olmadım.iyi de oldu bugün hayat sade bana zor degildi biliyordum ama son bir yıldır cidden kuyrugum varmışta benim haberim yokmus gibiydim zaten kasım ayı içerisinde ay akrep burcunda olacagı için tüm insanlık alemi radikal kararlar alıp hayatlarını degistirebilirmiş...bunu 3 gün önce biliyor muydum hayıırr.
yine o kronik fotograf bakma ve aglama seramonimden sonra her seyi sıfırladım yeni iş bile buldum telefon rehberimi msnimi her seyimi sildim attım sonra da blogu actım şimdi neden aglamayan bebege meme verilmez görecegim... sildim ne kar kaldı ne kum...bundan eminim artık sadece sızım var...dı.
bu gün o da kalmadı. baska insanların hayatlarını dinledim.baslarım senin aptallıgına dedim. dedim.dedim.kendime de yaptıgıma da yapmadıgıma da sövdüm sona yetti ulan akıllı ol artık dedim.
ama ben son bi yıldır hep bi sekilde başa sarmayı bildim.
başka zamanlarda başka erkeklerin aynı sözlerine kanmak gibi hayatım ama bazı dönemlerde formatlamak gerekir arada sırada format attım sona da üstüne bi bira açtım:)