30 Aralık 2010 Perşembe

a'da


ada daha bir güzel kışın..
gidiş yolu keyifli.deniz şaşırtıcı.evler daha bir konuşkan..
en güzeli de sarktığımda dalgayla rüzgarla dudaklarıma yüzüme değen tuz tadı oldu.
zamanın yok iken avarelik daha tatlıymış istanbulda.
yalnız kalan adayı kışları istila etmeli...yaz aşkı muamelesi yapılacak adam değil o.
ömürlük sevilmeli :)

28 Aralık 2010 Salı

doğrusal.


o yalnız-dı-rüyalarımda güzel.
herkes hayata bir kez gelmiş
sanki
yükümlülükle
ben milyonuncu yaşamımda
yaşadığım için
israfım.
çok o.
bu hayatta.
başıyla burnuyla
başkalarıyla.
bir kez geldiği
yaşamında.
çok çirkin.
o yalnız
rüyalarımda güzel.
mutlu olsun herkes.
milyonuncu yaşamımdayım.
yaşamadığımdayım.

26 Aralık 2010 Pazar

kırmızı da yakışır!




cumaydı sanırım.kulaklığımı takmış ögle vakti işe gitmeye koyuldum.kafamda durmadan yanıp sönen düşüncelerimi bastırmış hayatıma girmek isteyen yeni gözdelerim! kırk yaşındaki 'bekar'lardan nasıl sıyrılacağım diyerek içimden küfür bilgimi sınıyordum..
sonra metrobüse bindim.üçkişi üstümde iki kişi altımda aktarma yapacağım yere geldim.bıktım ben bu yollardan!günün dört saati yolda aq.kaldı 20 saat! bunun 14 saati de asgari çalışıyorum..yemek uyku banyo vs..kaldı 6 saat!ve buna rağmen beni doguran kadın da dahil olmak üzere hayatımdaki herkes sen napıyorsun ki!?anca yatıyorsun!?!diyor bana. höst!!!neyse işte.
gerçekte de rutine bindirmiş gibi hep aynı günü yaşarım kısacası.
aktarma yapıp başka araca bindiğimde sırtımı cam kenarına verip ayakta durdum.yan tarafımda iki kişi oturuyordu.ama öbür yanımdaki hatun çat çat çantasını saçlarını bana savurup duruyordu.nasıl gıcık oldum nasıl gıcık oldum..o kıvırcık püskül saçlarını parmagıma dolayıp çaaat koparacaktım ki,oturanın dizinin beni dürtmesiyle tüm sinirimi ondan almaya karar verdim.hem oturup hem nasıl dürtüklersin laan!bakışıyla döndüğüm anda bakakaldım.tanıyorum tanıyoruumm.. başımı çevirip çevirip bakıyorum gözleri
ne,o da başladı gülümsüyor..yok yok tanımıyorum..annem sen ne tatlısın!?.işte dedim jul olacaksa böylesi olsun yanında sil herkesi.uğraşma olmayacak dediğin işlerle.ne başka şehir ne başka ülke!burada kal,bu bakışlarla..
o nasıl bakıştır.
o nasıl gülüştür.
tabi ben naptım??öküz gibi baktım baktım..sonra paat indim aşağı.70milyonluk istanbulda!?onu zor görürüm bir daha.
aslında belli olmaz tabi hayat bu..
lakin metrobüsteki kırmızı eşofmanlı gülen bakışları bir daha görecek isem..
her günüm cuma olabilir.hatta ben.
hatta ben o elleri tutabilirim bile..şans!o olmasa bile beynimi silip süpürdü.beni yine akıllı kıldı.sağolsun varolsun.ömrü boyu mutlu olsun.

22 Aralık 2010 Çarşamba

yirmiiki

etrafın kiri pası bana değmesin diye iki büklüm yürüyeceksen eğer bu sokağa hiç girmemeliydin tatlım.
unuttum sanma.her şeyi unutabilirim.günleri karıştırabilirim.inanılmaz güzel yalan söylerim.yorgunluktan öldüğüm günlerde inanılmaz güzel yorgun değilim numarasını çekebilirim.inan bana, üstünü çamaşır makinesine attıgında iş bitmiş olur.iki büklüm durma bu sokakta.
sen de bizim gibisin.sen de aptalsın.aptalsın ki burdasın.
hem de bariz intihara meyilli bi aptaldan nasihatlar kuşağını dinlediğin için daha da aptalsın.evet tatlım.intihara meyilliyim.yaşamla ölümün farkı falan umrumda değil.kim napıyorsa yapsın o ikisini.benim derdim..uyuşmakta gizli.şikayetçi değilim halimden.eskiden şikayet ederdim.sonra baktım her şey gözüme çok..aşagılanan ilişkiler,aldatılan çocuklar falan..
daha sade renkler seçtim.ondan buradayım ben de.gözlerim karardı.
merak etme. bu kir bu pis öldürmez insanı.hele seni bu yıl hiç öldürmez.
daha içilecek şaraplar var mahzende.yıl başı gecesi şu yuvarlak yılın bitişine en değerlisini tek başıma içeceğim.geri kalanı paylaşabilirim seninle eğer istersen..karşılık beklemem.kimseden hiç bir zaman karşılık beklemedim ben.sen de kimsesin nasılsa..burdasın.rahat ol tırnaklarının arasından öteye geçmez buradaki kir.yıkarsın geçer.önemli olan derinin altına işlenmiş olandır.onu da bu yıla kadar değdirmedi isen kendine..
bu yılda bi bok olmaz sana..
çalanın çırpanın yıkanın kıranın hepsinin allah belasını versin.korkma buradan yeter.

17 Aralık 2010 Cuma

çocuk kılığına girmiş kartlar.

her şey gerçekti.kendimi o kadar kaptırmıştım ki iki aşk iki iş arasında can çekiştiğim anlar oldu.uzagımdakini arayamadıgım her an yakınımdakinin kollarına sarıldım.hata yaptım.
aldanmaktan korkarak aldandım.iki adamı bir sanmak gibiydi iki işi de idare etmek..
en sonunda yorulmak vardı.hep öyle olurdu.olacağını bildiğim bu durumdan kendimi sıyırmak zorundaydım.canımı bu güçsüz halimle yakamazdım.ters köşe için her ikisini de seçtim.uzağımdakinin içini yakınımdakinin dışıyla anca dengede tutarken haksızlığımı kaltaklığımı vicdanım durmadan bağırıyordu çünkü.yorgunluktan çok yıpranıyordum.farkettirmeden ince ince kırıyordum tüm hayatımızdakileri.hiç istemezdim bunu.ben böyle biri olamazdım.en büyük nedenimdi.
üstelik bu iki adam da günün farklı zamanlarında adımı bile unutuyorlardı!
başlarını koydukları yataklarda başka bedenlere sarılıp mışıl mışıl uyurlarken ben bedenimi unutarak hiç uyanmamayı dileyerek battaniyelerin altına büzülüyordum.
hiç kimse hayatından vazgeçmezdi benim dünyamda.çok kıymetliymiş gibi tutunurduk.sırf bunun için sırf bir daha başa sarmamak için ikisinin de kendisini haklı görmesini sağlamalıydım.
çok düşündüm iyi plan yaptım.ikisini de takıntılarından vurdum.şimdi acayip haklı görüyorlar kendilerini.
agzımdan dökülenlere göre öyleler!
hayalimi gerçeğe büründürmeye vaktim yok deseydim.beni kendine aşık ediyorsun deseydim hiç biri bırakmazdı peşimi.şimdi tükürdüklerini yalayamayacakları laflar ettiler.biliyorum.ahmaktırlar gururlarından burunları yere düşse almazlar.beni ikisi de azad etti bu sayede.canımı yakamadılar.sadece vicdanımı sızlattılar.
bazen kadın olmanın hafifliğini duyuyorum omuzlarımda.çoğunlukla ameleyim orası ayrı.selametle.

16 Aralık 2010 Perşembe

ve döner es'ki jul.


her şey zor oldugu kadar güzel olacak.hissediyorum.
zamanında mutluyum dediklerimin,keza diyenlerin yalanlarla uyuştuğunu bildiğim gibi.sahiden bu kış soguk geçecek bildiğim gibi.hiç ısınamıyorum lan!hiç inanmıyorum.inat ettim.korkagım lakin o konumundan rahatsız cesaretsizlerden olmayacagım.
daha konuşmayacagım.susup oturacağım böyle olan biteni izleyeceğim.izlemekten sıkıldıgımda galata rıhtımına gidip donacagım.put olacagım.akıttığın salyaları biriktirdiğin tükürükleri yutmak zorunda kalanlardan olmayacagım.boşluk onlara kalsın.
söz bile veremeyenlerin olsun.ben inadına yaşayacagım.her şey güzel olacak inanıyorum buna.

7 Aralık 2010 Salı

cin masalı.


rastgele bir sayfa açıyorum.
zamansız.neyi zamanında yaptın ki jul?dehr i düşünürken kaç vakit-sizlik yaşadın sen?
alaaddin sihirli lambasını ödünç vermişti bana geçenlerde.lambaya soguk ellerimle dokundugumda cin ellerimdeki sogukluktan ürperdiğini söylemişti.yüreğimin sıcağını vermek istedim ona.kızdım kendime dileyecek hiç bir dileğim yok iken onu soguk ellerimle üşüttüğüme..
üç dilek hakkın var dedi.zamanlı zamansız çagırmamalısın beni dedi.peki dedim;mahçup,biraz da masumca.ilk dileğini söyle çabuk dediğinde,nerede nasıl bir surette oldugumu göster aynanda dedim.bu dilek olamazmış.biliyor musun dedim.aslında ben bu dünyada çok mutluyum.memnunum hayatımdan dedim.biliyorum dedi.başka bir dünya yok zaten mutsuzluğun şımarıklığın olur dedi.tamam ama yanılıyorsun..bir dünyanın üstünde yuvarlak kafalarımızda taşıdığımız birer dünyamız var bizim dedim ona.kafası karıştı önce.sonra katıla katıla gülerek bana bak soguk elli kız dedi.bana bak;kimsenin dünyasına girmeye çalışma.gerçeğini mi bilmek istiyorsun?zamansızsın sen dedi.üstünde yaşadığın dünyayı kafanda taşıyorsun!fazla gerçeksin.sırf bunun için çember çizip duruyorsun. yolunun başı da sonu da yok senin dedi.kız çocuk isterken erkek çocukların olacak senin,ya da hiç olmayacak!tek bildiğim her gün baktığın o kızın fotografı gibi bir çocuğun olmayacak.
rastgele bir sayfa açıyorum.orada rastgele harfler birleşiyor aklımda:

her eylem içimizdeki sırtlanı teşvik eder.cioran.
hadi dile şu dileğini dedi.barış falan dile bari..yok dedim.kafalarda taşınılan dünyalar uyuşmaz.barış olursa inanç azalabilir.kalsın.
güldü.çatlaksın sen dedi.istersen alaaddinle konuşayım beni seve seve sana hediye eder dedi.git pandorayla konuş kutusunu istiyorum.en azından bir amacım olur dedim.
anladım onu.yormadım.gözlerin çok güzel dedi.al sende kalsınlar dedim.güldü.dilek hakkımı çoğaltmayı istemekle suçladı beni.hayır dedim.istemiyorum dilek falan senden.
aldı gözlerimi.seninle kalayım,göz kulak olayım sana dedi.istemedim.deniz kızının sesini kaybettiğinde ne olduğunu hatırlattı bana.geri al gözlerini istersen dedi.idare ederim dedim.ben nasılsa masal değilim.som gerçekmişim baksana!sen sahiden salaksın dedi.benimlesin!benimle!gözlerimi koydu avuçlarıma geri.yüreğimin sıcağını al bari dedim.som gerçek olmak istiyorum!budur dileğim.
aldı.
baktık birbirimize uzun uzun..hiç hayalimdeki gibi değildi.
sahi hayalim neydi?alaaddin e söyle bana uçan halısını emanet etsin bi ara.sen hiç eğlenceli değilsin.
kendine dikkat et dedi yüzünü buruşturarak.çabuk kanıyorsun sırtlanlara.
güldüm.zamansız ve tekrarsız. diyerek ona söz verdim.başka dünyalar girsin birilerinin bi taraflarına,seninle kalıyorum bundan sonra dedi.
elimdeki kitabı aldı rastgele bir sayfa açtı:
onların inandığı gibi inanmıyorum,onların yaşadığı gibi yaşamıyorum,onların sevdiği gibi sevmiyorum..onların öldüğü gibi öleceğim.marguerite yourcenar.

1 Aralık 2010 Çarşamba


bohem hayatı yaşadığımdan degil dalıp gitmem..o kadar yorgunum ki konuşmaya halim olmamasından..hoş,boş konuşmaları dinlemekten yoruldum.
aktörleri artisleri ve hatta dublörleri sahneye emanet ediyorum.izleyici olarak aranızdan çekiliyorum.
tüm mutluluk oyuncuları;varın yaşayıp gidin muhteşem ötesi yaşamlarınızda.hayır hayır!ben sizin her gün gitmeyi düşünüp buralardan gitmeli deyip cesaret edemediğiniz saplanıp kaldıgınız yaşamlarınızın aksine gidiyorum demeyecegim.
bende o cesaret olmadıgı için degil..umrumda olmadığı için.
siz bu hayatı değiştirmelere, dünyayı karış karış gezmelere,yeni bir yaşama cesaret edemeyecek kadar cesursunuz.benim daha başlamadıgım bir yaşamdan bıkmaya,degiştirmeye cesaret edip edememe durumum yok.su seviyesindeyim.
su kadarım işin özü.hiç bir oyuncunun olamayacagı kadar..
belki izleyiciyim ben.izlediklerimden bıktıgım,çabalamakla örnek olunmayacagını anladıgım kadarım.

bu hayat oyununda hepsi birbirinden degerli hepsi birbirinden inanılmaz! oyunculuklarıyla göz dolduran aktörler! artisler!ve de dublörler!
mutluluk oyununda gerçekten berbat oynuyorsunuz.ve sizin oyununuza aniden sırtımı dönebilir;
bin kere izledim ben bunu.size iyi oyunlar diler ben elime çay bardağımı alarak saatlerce boğazı izleyebilirim.
sizin aksinize;o bağlılığın yükünü duyuyorum.