24 Şubat 2010 Çarşamba

ayrışma.



'her şeyin bi kuralı bi nizamı vardır efenim.'öööyle elini kolunu sallayarak o yırtık pırtık kotunla,akmış rimellerine aşınmış ojelerine bakmadan geçip oturamazsın o koltuga!
din gibi degil mi bu 'üstdüzeyodaları!'ibadet ederken bacak öyle olmaz, burun böyle olmaz gibi bişi.saçmalıklarla boguyorlar!
içinden geldigi gibi dua etme taraftarıyım..
içinden geldigi gibi giyinme ve konuşma taraftarıyım.
sanane elalemin kaşından gözünden!
içini gösterir mi bunlar!
derim kendime.
aramayın.deşmeyin.modern olucaz diye yırtınmayın öc almak için insanların hayatlarıyla oynamayın.kafanızın içini açıp çip mi yerlştirirsiniz ne yaparsınız bilemem lakin;insanların telefonlarını dinlemek rezillikten öte bi yere gitmez.durun bi yerde.sorun bi;'n'aapıyoruz? her şeyin bi usulu...'orası size kalmış.
'işine bak sen!'evet gerçekten anlatınca bunu dersiniz.
sizin baktıgınız gibi mi baksam ne!

rağmen..




ipliği parmağıma dolayıp çekiyorum.bir çekişte kopup sökülüyor. yarı kopmuş, sökülmüş, iplikleri parmaklarıma iyice doluyorum.iplerle oynadıgımız o oyunu unuttugumu anlıyorum.evirip çevirdikçe karışıyor dolaşıyor ipler..parmaklarımı düğümlüyorum resmen.oyunu tam olarak hatırlayamamaktan mızıkçılık yapıyorum kendime,iplerime..
kopartıyorum bir bir..
tekin degilim.emin de degilim.ilk defa bindigin vapurda denizin ortasındayken gidecegin kıyıya yaklaşmamasını düşünüp telaşlanmak gibi halim.dur bakalım ne olacak diye etrafı hızla kolaçan ediyorum.yok yanımda o güven çantamda yer bırakmadım ona bugün..
elimdeki sökük atkıyı 'biraz daha, biraz daha..' derken söküyorum..
gerginim aslında..olacakların gerginligi.mart'ın getirileri.
mart sana çok yükleniyorum farkındayım..
etrafı da torrlayıp toplayıp sırtına yükledim.yalnız degilim; bi başımın yaralarına merhem bulayım derken; önce tüm çocuklugumu, anlayışla sarmam gerekti.hala kendime ilaç bulamadım..onlar daha önemliydi ama onlara da deva olamadım..
bere de elimde tekrar çile halini aldı.canı olsa çok yanardı..ben yakardım.
ayrıca;
'hacı bi sigara versen' diyen çocugu da yanaklarından öpesim geldi ama napıyoruuz içimizden gelen her şeyi erteliyoruuz!
höyytlenmekten başka çarem yoktu.her zamanki gibi..
iyiyim lan valla bak..marttan umudum var;)senin için de iyi olacak..bereyi diktim.
tekrardan tekrarladım aynı şeyleri.ezberimde artık biçilen rol.merak etme vaktim gelince çıkıp oynayacagım.şimdilik erteledim.dost'um daha önemli çocuklugum benden önce gelmeli..
şimdilik dinleyiciyim.sen kalkta hadi bana bi sigara veriver..

8 Şubat 2010 Pazartesi


bildigin yeşil fasulye rengiydi gözleri.
iri siyah göz bebeklerinin etrafında taze yeşil fasulye !
'iyi güzel de.. birine gözlerin fasulye gibi denilmez!denmemeli.yutkun..bogazından aktıgını hisset'dedim kendi kendime.yutkundum.kandırdım içimi.harfler parçalandı en yuvarlacık olduğunu sandığım S kırılıp bogazıma takıldı. soruların işaretini aldı. bogazımdaki gıcıkla,öksürmekten kızardıgımda yeni farketmiş gibi baktı yüzüme.
'gözlerin' dedi;'kuru agaç gövdelerinin kesitleri gibi halka halka açılıyor..ama yine de gözbebeklerinin nerede başladıgını göremedim..ilk gördügümde de gözlerine dikkat etmiştim.ama görememiştim.'
güldüm.seninkiler de büyük..ne güzel..!diyebildim.
fasulyeyi işe karıştırmadım!

3 Şubat 2010 Çarşamba

ev'cilik.




dedi ki;
çogu kızın kendini prenses sanmasını anlayamıyorum.önünüze çıkan her erkegin beyaz atlı prens olmasını diliyorsunuz.olmayanlara da at alıp prens kılıgına sokmaya çalışıyorsunuz..
sonra biz normalleri külkedilerinin külleriyle baş başa bırakıyorsunuz.ugraş dur..
yenin şu prenses ayaklarını!kabul edin,siz kızlar prenses falan degilsiniz.
dedi ki,
peki her öptügümüzün kurbaga olarak kalmasına ne diyorsun?adam sanıp öptügümüz an kurbaga olanlar da var tabii..bi tane prens görmedim daha!kimi prens yapmaya ugraşalım ki biz?hem haddimize mi prenses olmak!cicişlere bile benzemiyoruz.prenses sıfatını hak edecek hiç bir yanı yok bu masadakilerin.
o degil de;
külkedisi de prenses'ti unutma.
dedim ki,
genimizde falan yok bunlar.oynadıgımız evciliklerle de ilgili degildir.sanmıyorum.öyle olsa hepimiz şarkıcı olmak için elimizden geleni yapardık.prenseslik degil de,ölümsüzlük daha cazip bana..iki tül,bi taç yerine kanatlı periler ya da denizkızları daha güzeller..hem ben hiç kurbaga öpmedim.kişisine göre degişir bunlar ya hu.
prensescilikte,kurbagacılıkta karakter meselesi.
...
ne biçim arkadaşlarım var benim!hala masallardayız..ne de güzeliz.!
bi de en güzeli vardı prenseslerin.dilerim gittigi yerde mutludur.