5 Aralık 2008 Cuma

ankara sogugu

evden kaçtım bi kaç günlügüne ankaradayım o kadar apar topar oldu ki kimse burda olduguma inanmıyor...bi kaç arkadaşımla buluştum iş güç derdinde millet benim gibi yayılıp yemek ye yat öl modunda yaşayan kimse yok haliyle yine yalnız takılıyorum...herkesin dedigi:'ne zaman toparlanıcan jüli?' pöfff...
geldigime gelecegime pişman ettiler hava desen iyice soguk ev de soguk bi de alışveriş merkezi insaatlarından eve giriş çıkış iptal edilmiş durumda yolun ortasından atlaya zıplaya geçilebiliyor...bu melih gökçek nası bu kadar oy alıyor şaşırtıcı bi durum..haliyle yine eve kilitledim kendimi.'ben gideyim artıık' diyince 'otur kızım bayram seyran var daha işin var sanki!' azarıyla ufak çaplı kalp kırılmaları yaşıyorum.

buranın hiç çekilir yanı yok.gerçi burda kafama göre iş bulsam kalırım...her yerde kalırım.çünkü bu aralar kendimi çekememe rekoru kırıyorum.bi de sigara içtigim bilinmedigi için içemiyorum haliyle durmadan şeker çikolatayla beslenince alerji oldum bacaklarım boynum kollarım kırmızı sinek ısırıklarıyla dolu gözüküyor.'bu sogukta sinek nerden seni bulmuş yazıık' diyenlere tebessümle karşılık veriyorum. ortaçagdaki cüzzamlılara bol bol elham okuyorum sayelerinde...geçici bişiy iki güne geçer işte.

istanbulda bi firma başvuruma 3 gün önce cevap vermiş aradım istanbulda degilim dedim nezaketen ölmemek için... yapabilecekleri bi şey yokmuş artık neyse bilmem ne!!! 'yıllardır evden çıkmamış gibiyim iki gün çıktım diye mi mail attınız uleeyn!...kaçtı yani.keyif bi şeey...zaten 50 mülakata sokucaktınız ben üç beş gün geç girerdim işkenceli soru cevaplarınıza olma mı!!hiç bizimkilere söylemedim ama acilen iş bulmam gerek yoksa çürüyecegimi hissediyorum.ah biraz param olsaydı giderdim dil okulu niyetine amerika afrikaya bi yere ama o da yok.ahla vahla geçir ömrünü juli babannen sana yarın baklava yapmayı öğretir artık...onu evden imal edip satarsın o parayla ev bilem alırsın hatta internet üzerinden satıp kimseyle muhatap olmazsın.müthiş fikir.insan görmeye tahammülüm yok acuze bişey halinde dolanıyorum.içim buruşmuş hıyar kıvamında olmasına ragmen şuh kahkahalarımla komşuları geceleri ayartabiliyorum:) yan komşu saat iki de kapıyı tıklattı yeni evli bi kadın...kahve yapmış bana abuk sabuk bi televizyon programına ne kadar çok güldügümü farketmişmişmiş...apartmanın girişinde kahve içtik o evine girdi bende babannemlerdeki toplu odacıgım salona yerleştim.epey şaşırtıcıydı.o sabah sitenin önünde karşılaşmıştık.sadece gülümsemiştim.'ıyy ne soguk kız demiş arkamdan...hep böle derler dedim.sogugum ben ellerim ayaklarımda soguktur...sevdiklerim belli sürelerde katlanır avuçlarına alır sonra ısınmıyor ellerin der bırakırlar...ısıtamazlar...
boş ver dedi senin olanlar ısıtsın ellerini de kalbini de dedi...benim olanlar...
iç sesim:
ben bile benim olmasam bu aralar olma mı?
canım fotograf makinemi merdivenlerden düşüren babanemi saygıyla anıyorum.istabula dönene kadar fotograf eglencem tuz biber oldu bi de tamir parası ooh...
bu hayat ne zaman bitecek ya.ya da ben ne zaman popomun koltugun şeklini almasından rahatsız oliciğimm.

Hiç yorum yok: