evden çıkıp bi yere gideceksem treni tercih ederim. hem dolmuş yolu hemde E-5 beni öldürüyor.bi de tren iyidir,hızlıdır,bozulmadığı sürece durup oyalanmaz.işe yarayan bişi. bi de sırf haydar paşada inmek istediğim için binerim trene.merdivenlerine oturup öyle mal mal etrafa bakınarak günü geçirebilirim.o kadar severim yani.
neyse işte,bugün de çıktım istasyona girdigimde,o da oradaymış.kafamı kaldırıp insanlara bakmadıgım için farketmemişim.adamın tekinin yanından geçerken elini sallayıp ''jul!'' diye bağırmasını üstüme alındım mecburen...mecburiyetten dönüp baktım.'merhabaa'laştık.adımı kısaltması garibime gitti ama belli etmedim.yanına oturdum.'nasılsın?' dedi....nasılsın?...hep sormanı bekliyordum.çok iyiyim 7/24 evde totomu büyütüyorum.insanları da geriyorum,sabah sabah bi peynirli omlet yüzünden kapışacak düzeyde gerebilebiliyorum hatta.durmadan uyumak istiyorum lakin,hiç uyuyamıyorum...demeyi isterdim. çok isterdim.ama gülümsemekle yetindim ,'fena degil işte.'dedim.fena degilmiş hah...seni görünce içimden okkalı bi h... demek geldi...nereden çıktın sen şimdi?o kadar gün karşıma çıkma çıkma da bugünü bul!!!
tren kaçırmışım felaket tellalı gibi buyurdu .'on beş dakika bekleyecegiz' dedi.yüzüne baktım.daha önce bu kadar yakınımda hiç olmamıştı. bekleyecegiz derken 'on beş dakika sana katlanacagım sonra bi daha sizin apartmanın önünden geçersem...' ya da'ulan ne selam veriyorsun kıza bırak geçsin gitsin ne ugraşıyorsun kuş beyinli o da geldi oturdu yanına.nası geçer bu on beş dakika...'falan diye içinden geçirdigini sandıgı cümleler kurmaya başladım kafamda.senaryolaştırıyordum.yazıyordum bir bir.
konuşmak istemiyordum.ne dersek havada kalacaktı.rutin cevaplar alacaktık birbimizden.uzun saçma sapan bi sessizlik vardı aramızda. tek tük kurulan cümlelerle;havanın soguklugudan,nereye gideceginden,kimlerle buluşacagından bahsetti.sorular sordu.bi an telefonu çaldı.alel acele konuşmaya başladı.belli ki yanımda konuşmak istemiyordu sevgilisiydi.benimse işime geliyordu.konuşacagımız şeyler azalıyordu.kız bizim zamanımızdan çalıyordu.gereksiz bi ikili olmuştuk zaten.rahatsız oldugu her halinden belliydi.gelen telefondan mı yoksa benim yüzümden mi çok da umrumda da degildi.
karşı bankta oturan çingene kadını,çocuklarını incelemeye başladım.kadın dedigimde anca 16-17 yaşlarındaydı.iki küçük çocuga market arabalarından alçakça bi metal arabanın içine çarşaf gerip ayak uçlu baş uçlu yatırmıştı.çocuklardan büyük olanı kızdı.küçük büyügün kafasına koluyla vurup duruyor.büyükte ayagını tutuyodu.kendi kendilerine egleniyolardı.konuşması bitince o da çcuklara bakmaya başladı.'küçük erkek'deyip gülümsedi.daha önce bu kadar güzel oldugunu farketmemiştim.gülmek çok yakışmıştı.'artık dışarı çok çıkmıyorsun'dedi. geçen yıl arda ile rahat konuşmak için yürüyüş yapardım.ben yürüyüşe diye kendimi atınca o işten yeni geliyor olurdu. ufak bir baş hareketiyle selamlaşırdık sitede onu diyordu.'yok artık çok çıkmıyorum.'
yalnızlıgıma çok alışmışım.tren gelince kolumdan tutup beni önüne aldıgında,kendimi sevgilisiyle yola çıkmış,başkası tarafından önemsen biri gibi hissettim...demek böyle oluyormuş.iyiymiş valla...'kimse bana böyle davranmaz sen napıyorsun?dengem şaşacak şimdi'diyesim geldi.lisede bi arkadaşım vardı.hep sag tarafında yürütürdü kızları.yanında kim olursa olsun sagda yürütürdü.bir o,bir de bu şimdi...benim bütün arkadaşlarım odunmuş.yüzümü incelerken yakalandı gözlerini çekti. nasıl yabani bakmışsam bi daha da göz göze gelmemeye acemi acemi dikkat etti.istanbul'u sevmedigini,trafikten yollardan nefret ettigini,belli bi süre sonra insanların insanlıklarını unuttuklarını anlattı.gidebilecegi şehirler olup olmadıgını sordum.bursa güzelmiş hiç gitmemiş ama resimlerini görmüş.antalyayı severmiş bi de eskişehir rahatmışmışmış.bana sordu.gülümsedim ''hiç farketmez neden orada oldugumu bileyim,her yere giderim.''gamzelerimi yeni farketmiş gibi davrandı.çok derin olduklarını gamzeli çok az insan tanıdıgından söze girdi...ıvır zıvır bi sürü şey daha...o konuştukça konuştu ben sakinligini,güzelligini izledim.
sonra baktım gidecegim yere kadar beni bırakacak onun gidecegi yere yakın olsun diye sögütlüçeşmede inelim mi dedim.ayrıldık gidecegi yerlere gitti.bende kadıköyde yürüdüm.yürüdüm.yürüdüm.günün iyi yanı gördügüm adam güzeldi,akıllıydı dinlemeye degerdi ama ben sadece izledim.o günümün içine etse de güzel birini izledim...yalnız degildim.
3 yorum:
Buradan basit bir formül çıkarıyorum ben.
Çekici erkek : Nazik+Gizemli+Güzel.
Eh, basitmiş :)
kim bu adam yaa, öncesi ne?
seni niye bu kadar ters köşe yaptı?
kesin var bunda bişey...
umurunda değilmiş gibi davranmışsın ama ben pek yemedim kanımca:)
miraç;bi de sakin.ama hepsi dışarıdanmış.yaklaştıkça büyü bozuluyor.'yaklaşma.'levhası olmalı bi yerde.
delirapunzel;yorum yazarken baktım yazıya dönüşüyor şimdi yazacagım:P detaylıca anlatayım...ben anlayacaksın eminim.
Yorum Gönder