23 Şubat 2009 Pazartesi

praga.

hitler'in kıyamadıgı kafkanın binbir kuleli şehrinin bi sürü fotografını bulabilirsin biliyorum.ama bu sana özel bi şi...:)ilk ben gördüm.ben dondurma dügmesine bastım.yanımda getirdim.sakladım.seninle ilk paylaştıgım oldu.belki de son...

bunun dışında camilla için prag'ı anlatacagım blog.öyle bi anlatmalıyım ki baharda sevgilisiyle karlovy vary de gezintilere çıkmanın hayallerini kurmalı...

wikipediadan okuyamayacagınız bilgiler vereyim.havası buzdan öte.içki olmasa sokaklarda donularak ölünebilir.erkeklerinde iş olmamasına karşın kızları olaganüstü güzel...soguk insanlar lakin gülmüyorlar.kişi başına günde 1buçuk litre bira düşüyormuş.her yerde şerbetçi otu bittigi için kahvaltda başlıyorlar.52 çeşit biraları varmış.absinthleri de var sadece çeklere özgü bi içecek olup %70-88 arası alkollüdür kendileri..ben en çok bilmem kaç çeşit otlu becrehovkayı begendim.deneyiniz.
telefon külübeleri turistlerin para kaptırması için hala dimdik ayakta..
vee ulaşım...3 hat metroları,tramvayları her daim ayagınızın altında lakin,şehirdeki her mahalle cadde sokak adı birbirine benziyor...ve vatandaşlarına o kadar çok güveniyorlar ki biletler umurlarında degil. herkes bedava biniyor yalnız yakalanılırsa 700 krona ceza ödüyormuşsunuz.yakalanma durumu da gerçekten kötü bişiymiş çünkü normal vatandaş gibi gözüken biri yanınıza gelip kartını gösterip biletinizi sorabilirmişmiş.
bize soran olmadı.komünizmi abartmadan seviyorum.:)evet.
yag kokusu her yerde koklanıyor.patates ve biradan başka bi yiyecege ihtiyaçları yok.zaten ekmekleri reçelli,etleri acayip soslu bişiyli...sos olayını sevmem pek...sevenler begenir
begenen begenir desem!?
çin restoranları gayet güzel gözüküyordu.garsonlar tabakları çatalları ortaya bırakıp gidiyor;size yapılmış bi hakaret gibi algılamayınöyle kabul edin onları...bahşişlerini hesaba dahil etmeyi asla ihmal etmiyorlar zaten...
sokak,cafe,restorant,köprü üstü her yerde minik jazz konserleri dinlenebilir,ve de ha bire konserler sergiler oluyormuş.pussy cat dolls oradaydı mesela.ama buluşamadık kızlarla...malum zügürt turistler ne ara konsere gidebilir...
binaları olaganüstü...dantellerle nasıl oynanırsa süslemelerle o kadar oynanmış.dıştan olaganüstü olan binalar içte genellikle bi oda bi salon şeklinde olup kiraları pahalıymış.lüks takıntıları yokmuş(demir perde...)orta çagın tüm şehveti halen ayaktaydı arkadaşlar da turizmi iyi kavradıklarına ragmen turistlere oldukça soguklardı.hiç bişi için müsamaha göstermiyorlar. ..
ama adamına rastlarsanız sizi gideceginiz yere kadar bırakanları da bulabilirsiniz...
benim için çok önemli olan bişi de yerlerin arnavut kaldırımı olmasıydı...sanki yüzlerce yıl önce yürüyen insanlar etraftaymış ama koca sokakta yalnızmışsınız gibi bi his hakim...
ya da ben grubun arkasında fazla yalnız hissettim...
her giden agzı beş karış açık tüm binaları görmek istiyor.gotik tarzda heykelleri,kışın beyazına karşın gri gri dursa bile şovalyeler,prensesler kulelerden sokaklara çıkacak gibi...
askermiş polismiş çok etrafta yoklar.kendilerini çok güvende hissediyorlar.önemli adamları bile yalnızlarmış... bizimkiler gibi şemsiyecileri yokmuş malesef.
kuralları olan lakin kazıklanmaya her an hazır olmanız gereken bi yer...kazıklanırsanız bi daha unutamayacagınız garanti.
ülkede euro yerine kron kullandıkları için,change ofislerin komisyonları farklı farklı ve her köşe başında mevcutlar,gelişine kafalarına göre takılıyorlar.
kronu euro ya euroyu tl ye çevirecegim derken delleneceginiz kesin.
yaklaşık 25 kron 1 euro ediyor bu sıralar.yani krondan iki sıfır atıp 4le çarparsanız tl ye yaklaşırsınız.dedigim gibi dikkat edilmeli...bizim teyzelerden birine krona çok benzeyen başka bi ülkenin paralarını yutturmuşlardı.evet,ha bire söylendi.
alışverişte boşuna pazarlık yapmayın.mallarını elinizden çekiveriyorlar.resmen kovuyorlar sizi.teyzeler sayesinde denemeyle sabittir.
eski şehir,sokaklarda amaçsız gezinip,köprülerde zamanı doldurmak çok çok hoş...ama yanınızda götüreceginiz kişi ve mevsim çok önemli!.bu mevsimde herhalde sadece menapozda olanlar için normal bi kış gibi gelebilir.
bi de tüm orta avrupayı dolanan vltava nehirleri var yedi sekiz köprü kurmuşlar üstüne.marmarayı o an arıyorsunuz.ah istanbul biz sana ne yaptık deyiverdim
ben.şahsen.bizzat.
sonuçta ben çok ama çok begendim.yaşanılası.lakin bi iki dönem yaşanılası.insan sakinlige doyunca gitmeli oralardan.
kaldıgınız otelin çok bi önemi yok.ulaşım rahat.şehrin tadını çıkarın. ve sudan ucuz içkilerin hepsini deneyin...
kuklacılarını,saatlerini,kulelerini ,katedrallerini aklınıza iyice kazıyın...sevgili ile dolaşılması tavsiye edilir.
müzelerinin hepsine gidemedik ama ikisini begendim ulusal müzesi hoş. oyuncak müzesi de boş.vakit harcamayın derim ben..sunay akın'ın müzesi oraya bin basar.bi de tudor müzesi var ki orta çag işkence aletleri orada mevcut,ilgilenenler kaçırmasınlar...
şimdilik aklıma bu kadarı geldi.ama orada yaşayan illa ki yaratıcı olur.
illa ki üçüncü gözü açılır...kundera kundera:Psevdim ben ucuzken gidilmeli derim...

2 yorum:

Camilla dedi ki...

işte benim beklediğim yazı buydu(: cok cokk cok mutlu oldum canm, bu yazı için, sıcaklığın, düşünceliliğin için:)

juli dedi ki...

sen iste yeter ki canım...lafı mı olur:P