zaman:yıllar önce yaklaşık bi on bin yıl önce...
önem: ecenin dogum günü...
çok eglenmiştik.hayattan beklentilerimiz, olmak istedigimiz yerler şimdi olduklarımızdan o kadar farklıydı ki...asla büyüyebilecegimizi düşünmüyorduk bi defa.o zamanlar hepimiz küçük ergen taklidi yapan hobbitlerdik... şöyle olsun böyle olsun diye konuşup ;şimdikiler gibi dizi dedikodusu yerine biz kitap dedikodusu ;degiş tokuşu falan yapardık.akıllıydık sonradan o akıllar... nasıl buharlaştı anlayamadık...
neyse işte ; çekindigimiz onca fotografın içinden en önemsedigimiz o olmuştu... bi fotograf..tabi devir asırlar önce gibi oldugu için dijital makineler icat edilmemişti.öylee birinin bilgisayarına atıp yolla dur yoktu...uygun bi fotografçı amcaya tab ettirilirdi tüm filmler...yani o amca anı dedigin her karenin ilk görgü tanıgı olurdu.negatifinin nerde oldugu meçhul; bu yüzdendir ki; bulunmayacagı kesin...(hala anolog kullanıyorum.seviyorum.)
bulunmayacagın kesin oldugunu biliyorum; çünkü ben o fotografı on yedi parçaya bölüp her parçayı dogum günü tanıklarına vermiştim.unutulmayacaktı. on yıl sonra birleştirilip voltran oluşturulacaktı.o on yedi insandan bugün anca yedisi kalmıştır...
çaglara allah rahmet eylesin.deprem aldı onu bizden..umut'u trafik kazası...
geri kalanları ise gereksiz hayat telaşları aldı götürdü.kimi atmıştır,kimi cüzdanını çaldırmıştır,taşınmıştır, ülkeyi terketmiştir, bi şekilde kaybetmiştir.kimi de çıktıgı yumurtayı begenmemeye başlamıştır...
sonuçta o fotograf yırttıgım kadar kolay birleştirilemedi.kaldı öyle...
herkeste bir parça ortaokul lise anısı oldu...
yarım; parça parça.
tıpkı birbirimize verdigimiz sözler gibi...
bana verdigin söz gibi.
sana verdigim söz gibi.
olmak istediklerimizle oldugumuz gibi...
parça
parça
kaldı öyle...
benim gibi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder