8 Temmuz 2009 Çarşamba

hoş kalmak

kısa vedalaşmalarından biri...yolcu ediyorsun onu birbirinize sarılıyorsunuz, öpüşüyorsunuz, aramak için konuşuyorsunuz. tanıdıklarınıza selamlar söylemenizi tembihliyorsunuz. sarmaş dolaş konuşuyorsunuz öyle...birbirinizi ne kadar çok sevdiginizden ayrılamayacagınızdan...sonra tren boşalıyor biniyor o.tren gidene kadar gülümsüyorsunuz birbirinize el sallıyorsunuz ve tren gidiyor...rayların sesinden mi,içinin sesinden mi bişeylerin kırıldıgını hissediyor o...
sen rahatsın.her zamanki olagan rahatlıgın var üstünde. tren gözden kaybolana kadar bakıyorsun trene.
gardan çıkıp arabana ilerliyorsun.gişe memurları o taraftan gidemeyecegini söylüyorlar mecburen ana kapıdan çıkıp dolaşman gerekiyor.gelen yolcularla bavulların arasından yürümeye başlıyorsun.
sırt çantamla garın çıkışındaki merdivenlere oturuyorum.
elimde telefon birini bekliyorum.telefon ediyorum telefonda konuşuyorum. biraz gecikecegini söylüyor.özürler diliyor... her yakınlaşmamda kendimi sevgiden,baglılıktan uzak hissettigimi ama şimdi bu onun için geçerli gelmedigini içime anlatmaya çalışıyorum.mantıken hayatımı geçirecegim adamı yani benim için 'ömürlügümün' o oldugunu duyuyorum ; içimdeki dırdırcı kadınlar konuşup duruyor,bu da beni deli ediyor.hepsinden vazgeçip midemdeki hatunu sakinleştirmeye başlıyorum.beklemek beni yolculuktan daha da yoruyor...

ilk gelişim bu şehre. onun için gelişim...senin için başkasına gidişim...o tıklım tıklım yolcu kalabalıgında yanıma oturuyorsun.trenle gittigim bir şehirde garda seninle karşılaşıyoruz.gözgöze geldigimiz an çıkaramadıgın bir tanıdıgınmışım gibi geliyorum sana...başımı çevirişimden tanımadıgım hissine kapılıyorsun.ellerime bakıyorsun.ben o sırada yutkunamıyorum.tesadüfün böylesi diye mırıldanıyorum.içimden allaha bu kadar uygun zamanı kolladıgı için en derin dileklerimi sunuyorum.parmagımdaki yüzügü tanıyorsun yüzüme bakıyorsun tekrar...rahatsız oluyorum. yerin dibine girme istegim had safhaya çıkıyor. yanından kalktıgım an elimden tutuyorsun.'sigaram bitene kadar lütfen...'
tekrar oturuyorum yanına. sana bakamıyorum...
adımı söyleyememen tuhafıma gidiyor.tam o an mırıldanıyorsun...gözlerin doluyor.adımı her gün banyoda aglarken söyledigini bilmiyorum tabi...ben hafızandan tamamen silinmiş oldugumu sanıyorum.
bir sigara yakıp bana gösteriyorsun.kafamı iki yana sallıyorum.konuşursam sesimin çıkmayacagını biliyorum çünkü.ellerine bakıyorum.karşımızda park gibi yarım yamalak agaçlı bi yer var.gözümü ıhlamur agacına sabitliyorum.aslında onun o an ıhlamur mu başka bi şey mi oldugunu kafam basmıyor.ot içmiş gibi boş bi beyinle oturuyorum yanında.

'tedirginligimi anladın, hala unutamayışım olarak algılıyorsun; belki beni ''kısa günün karı'' olarak görüyorsun. ''eski sevgiliyle bir gece heyecanlı olabilir''diye kafamdan sana iç sesler veriyorum.
ama sen 'seni görmek güzel' diyorsun.'çok zaman geçti...'
lüzumsuz bi iki cümle kuruyoruz.başını omzumun üstüne yaklaştırıyorsun.kişisel alan diye bi şey kalmadıgı için tedirgin oluyorum gayri ihtiyari yana kaykılıyorum.otokontrolunu kaybettigini düşünüyorsun nasıl yaklaştıgını bilmiyorsun bana sarılmak istiyorsun,dokunmak istiyorsun.
sigaranın bitmemesi için az nefesler alıyorsun... kendi çapında yaşamımızı uzatıyorsun...
ilk gelişim oldugunu söylüyorum.seninse umrunda degil 'kokun degişmemiş' diyorsun.gülümsüyorum.üstündeki kokunun başkasının kokusu oldugunu düşünüyorsun.(üstümdeki kokuyu alıyor mu acaba? acaba içeride gördü mü bizi? onu seviyorum.denkiz birbirimize ama her şeyim mina'nın...gittigim gün de biliyordum bunu şimdi de...lanet olası zamanın oyunu bu.şimdi bana gelmeliydin mina! erken gelmiştin.diyemem sana...aslında geç kaldın gelmek için...)
bin kere saçımın rengini,yaşadıgım şehirleri, işimi, telefon numaralarımı degiştirdigimi ama o kadar yıldan sonra kokumun degişmedigini söylemenin saçma oldugunu düşünüyorum.
sarılmak istiyorum sana. sarıldıgımda bogazımın dügümleri çözülecek sanki sanki hayatımın anlamı bu garın merdivenlerinde bi yerlerde...aglamıyorum.esneyince yaş akıyor gözlerimden...aglamamalıyım.hayatım bu merdivenlerde sona eriyor bi sigara içimlikmiş her şey...ne saçma!
agaçların arkasında, yolun kenarında beyaz bir araba park ediyor.telefonum çalıyor.sırt çantamı alıyorum.yerdeki iki izmarite bakıyorum.sana gülümseyip duran arabayı işaret ediyorum. 'senin aklındaki koku benim kokum degil artık; onun duydugu kokum daha önemli hoşça kal ali...'diyorum.
kısa vedalaşmalardan biri gibi gözüküyor dışarıdan.sen ve ben...yanyanayız konuşamıyoruz anlatamıyoruz demek istediklerimizi... ben görme istiyorum.zafer kazandıgımı sanıyorsun oysa ki yerin dibine giriyorum.sen neden burada oldugumu ögreniyorsun. içini acıtıyorum.adın dudaklarımı yakıyor...
içini biraz acıtmış olmak hoşuma gidiyor.
arabaya yöneliyorum.dışarı çıkmış olan adama gülümsüyorum.tesadüfümle sarılıyorum.

Hiç yorum yok: